SİZDE HİÇ UTANMA YOK MU RÂSİM BEY?
Kerime Yıldız

SİZDE HİÇ UTANMA YOK MU RÂSİM BEY?

 

Râsim Ozan Kütahyalı, 15 Temmuz’un sene-i devriyyesi münâsebetiyle coşmuş. “15 Temmuz 2016’da olacakları önceden yazmıştım.” diyerek, 27 Mart 2016’da Sabah’daki köşesinde yazdığı şu satırları hatırlatmış.

“F-16 pilotlarının bile en az yüzde 50’sinin Fethullahçı olduğuna dair çok sağlam raporlar var. 2016 yılında TSK’dan toplu şekilde atılacak bunlar. Hulusi Akar direnmeye kalkarsa da istifasını verir.”

Doğruya doğru! Aynen böyle yazmıştı.

Aslında olacakları, çok daha önceden, tam yedi sene evvel yazmıştı:

“Genelkurmay’ın Gülen hareketine yönelik bu düşmanca tavrını hiçbir vicdan sahibi onaylayamaz. Genelkurmay karargâhının kimi toplumsal kesimlere kimi sivil örgütlenmelere bu şekilde düşman olma hakkı yoktur, olamaz. Bu hem hukuken hem de ahlâken kabullenilemez bir durumdur.” Başbuğ’un son konuşmasında bir sürü şey muğlaktı ama tek şey netti... Başbuğ yönetimindeki Türk genelkurmayının şu an başlıca hedefi Gülen hareketinin nüfuz alanının daraltılması ve faaliyetlerinin olabildiğince iğdiş edilmesidir. Bu zihniyeti paylaşan birçok yayın organı da Gülen hareketine ilişkin maksatlı, dezenformatif ve bel altı vuran yayınlar yapıyor. Adeta Gülen hareketinin dağıtılmasına ilişkin bir operasyonel zemin hazırlıyor bu yayın organları.” (18 Nisan 2009-Taraf)

“Fethullah Gülen’e ve Gülen’in öncülük ettiği harekete dair görüşünüz ne olursa olsun, bu hareketten ve Gülen’den ne kadar nefret ederseniz edin, Gülen’in bu ülkede on milyonlarca insan tarafından sevilen ve hürmet gören bir insan olduğu gerçeği değişmiyor. Gülen hareketinin fiili mensupları dışında da, Türkiye dindarları arasında Fethullah Gülen’e hürmet etmeyen, Gülen’den hoşlanmayan insan sayısı istisnai rakamlara tekabül eder. Genelkurmay bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. Gülen hareketine düşman olmak demek, bu milyonlarca insanı karşısına almak demektir.” (22 Nisan 2009-Taraf)

“Defalarca yazdım yine yazıyorum... Türk ordusunun, Türk devletinin şehitlik tabiri üzerinden yaptığı şey ahlâksızca bir din istismarıdır.” (29 Ağustos 2009)

“Türk ordusunun bir subayı orduevi bahçesinde Fethullah Gülen’in eserlerinden birini okuyabilecek, Zaman gazetesinin sayfalarını ‘atılma korkusu hissetmeden’ çevirebilecek.”

“Fethullah Gülen ise vatan hasretiyle 11 yıldır dışarıda yaşıyor.

“Hepimiz bu milletin ferdiyiz, hepimiz eşit sahibiz. Fethullah Gülen’e de, Gülen hareketi mensuplarına da, sistemin tüm mağdurlarına da yapılanlar yeni Türkiye’de cezasız kalmayacaktır. Fakat 28 Şubatçıların aynı ahlak ve hukuk dışı yöntemleriyle, aynı fişleme ve psikolojik harp mantığıyla demokrasi ve adalet mücadelesi olmaz. Bu ahlaki değildir. İslami hiç değildir. Ayrıca belaltı vuruşlar her zaman karşı tarafın eline koz verir. Bu ülkenin vicdan sahiplerinin son derece meşru ve haklı mücadelesine gölge düşürür.

Yeni Türkiye, en zalimlere dahi adaletle yaklaşılan bir Türkiye olacak. Öyle olmak zorunda.” (24 Şubat 2010-Taraf)

Okudunuz değil mi? Türk ordusunun, Türk devletinin şehitlik tabiri üzerinden yaptığı şey ahlâksızca bir din istismarıymış.

Şimdi bu adam kalkmış, 15 Temmuz şehîdleriyle gurur duyuyor.

“Canım adam sonradan gerçek yüzlerini görmüş olamaz mı?” diyeniniz varsa şu satırları da okuyun:

“Şu an her gün daha da büyüyen bu yangını bir hamlesiyle söndürebilecek kudrette tek ama tek kişi var: O da sizsiniz Hocam.” (Gülen’i kastediyor. K.Y)

“Hizmet erlerinin devlet kademelerinde görev alması anaların ak sütü gibi haklarıdır. 'Cemaat devlete sızıyor, Cemaat devleti ele geçiriyor' diyen Ergenekonculara karşı cansiperâne ve en etkili savaşanlardan biri ben oldum Hocam. Bunu siz de çok iyi biliyorsunuz.”

“Hizmet mensupları devlete sızmaz, devlete girer ve istediği her pozisyonda çalışır.”

“Bu demokrasiye aykırı durumu yalnızca siz değiştirebilirsiniz. O zaman devlet kademelerinde çoğu kızakta olan bu arkadaşlar da hak ettikleri yerlere yeniden gelirler.” (27 Kasım 2013-Sabah)

Dikkat lütfen! MİT ihânetini, Gezi olaylarını ucuz atlatmışız. 17 Aralık’a sayılı günler var. Devlet paralelcileri temizliyor; yazarımız, onların geri gelmesi derdinde ve bu satırlar paralelle mücâdele eden gazetede yayınlanıyor.

Râsim Ozan Kütahyalı’ya, buradan seslenmek istiyorum:

Allahaşkına sizde hiç utanma yok mu Râsim Bey?

Darbecilerin bu hâle gelmesine katkılarınızdan dolayı Türk milletinden ne zaman özür dileyeceksiniz?

Taraf kapanınca yazdıklarınızı unuttuk mu sandınız?

Unutmayacağız ve bu milletten özür dileyene kadar unutturmayacağız!

 

 

 

 

 

  

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
omer acikel     2017-08-03 "Gezi Zekalilar" ilginc soz oyunu! elestirilerim: Ispanya'nin zeyin yagi uretiminin Turkiye'den fazla olmasini bizim daha fazla zeytin yememize baglanmasi. Ispanya sadece zeytin yagi degil zeytin uretiminde ve ihracatinda, lider bir ulke. Bu arada Turkiye'deki zeytin fiyatlarinin farkinda miziniz? Gezi olayini hala birkac agac icin yapilan bir gosteri olarak gorme sigligini nasil gosteriyorsunuz? Nazim Hikmet'e gelince, Kominist P. uyeliginden hapisteydi (ne yazik ki), ama buyuk bir sairdi.
Yeni kabine     0000-00-00 Kerime Hanımı yeni kabinede göremedim. Bu çok üzüntü verici bir durum. Cemaate ve CHP'ye çakma görevini layıkıyla yapan Hanımefendiye bir bakanlık verilmemesi ilginç. Partimizde hiç vefa kalmamış
Paranın ve gücün kulu olanlar.     0000-00-00 Insaf vicdan ve merhamet duygusu yok olmuş insandan her şey beklenir. Genç Siviller bir zamanlar hakkın yanındaydı. Ama artık gücün yanına geçince bütün güzel duygular yok oluyor. Etrafta yaşanan hukuksuzluklari da görmüyor, duymuyor, yazamıyorlar. Başörtülü bacıların yeni doğum yapmış annelerin feryatlarını sütunlarına taşıamıyorlar. Kerime Hanım Genç Sivillerin paraya kul olduğunu çok güzel anlatmış. Tebrikler Sayın Yazar.