15 TEMMUZ VE “EPPUR Sİ MUOVE” (DÜNYA GENE DE DÖNÜYOR)
Prof. Dr. Namık Açıkgöz

15 TEMMUZ VE “EPPUR Sİ MUOVE” (DÜNYA GENE DE DÖNÜYOR)

Galileo’nun dünyanın döndüğü tezine karşı çıkıp öldürmeye gelenlere söylediği sözü hatırlayın: “Eppur si muove”: Dünya gene de dönüyor.

Arşimet’in başına geleni de hatırlarsınız. Geometri çalışmalarına karşı gelenler onu öldürmeye geldiklerinde, “Noli turbare circilos meos!”: (Beni öldürün ama) çemberime dokunmayın!

Ne Galileo’yum ne de Arşimet!...

Tamam!... Bana kızacaksınız ama… Siz ne kadar inkâr etseniz de dünya dönüyor!...

Tamam!... Beni öldürün ama çamberimi bozmayın!

Bana kızın ama fetöcülerle mücadelede bazı hatalar yapıldığını ve hâlâ bunların azgınlıklarına devam edecek cesaretleri de görün lütfen…

Yüz bini aşkın insan kamu kurumlarından atıldı…. Bir o kadar da tutuklanan var… Soruşturmalar da devam ediyor…. Ama fetö bitti mi? 15 Temmuz terörist darbe teşebbüsü çözüldü ve failleri cezalarını buldu mu? Ve hepsinden de önemlisi, terörist darbe teşebbüsü, toplumsal bütünleşmeyi sağladı mı?

Bana kızın ama önce dinleyin!...

Maalesef bu sorularımın cevabı olumsuz.

 

DOKUNULMAYAN, HATTA KORUNAN FETÖCÜLER

İlk andan itibaren yazdım. Kripto fetöcüler, kasıtlı yanlış ihbarlarla kendilerini koruyup, güçlü fetö muhaliflerinin başlarını belaya sokacaklar ve böylece bir yandan da Ak Parti’nin altını oyacaklar. Ne kadar inkâr edilse de şu anda bir mağdur kitle var. 16 Nisan Anayasa referandumu sonucunun beklenenin altında olmasının en büyük sebebi, mağdurlar ve üst düzey bürokratlar ve siyasette olduğu iddia edilen fetöcülere dokunulmamış olmasıdır.

Fetö ile mücadeleyi bylock, okula öğrenci gönderme, dernek, sendika ve vakıflara üye olma, medyayı destekleme konularıyla sınırlandırırsanız işte böyle çuvallanır. Rus Büyük elçisini katledene bakın bi… Ne bylock var de de diğerleri!... Ama bunların hiç biri olmadan adam geldi verilen görevi takır takır yaptı.

Fetöcüler, 15 Temmuz öncesi, bütün il ve ilçelerdeki adamlarına 15 Temmuz’u haber verdi. Bunu biliyoruz ama elimizde delil olmadığı için ispatlayamıyoruz.  Fetöcü bir akademisyenin darbeden az önce “Profesör olacağıma albay olsaydım, daha iyi hizmet ederdim.” demesi ve fetöcü medya eşkıyasının “yataktan alıp sabah asılacak” bildirimleri, ileri gelenlere haber ve talimatların verildiğini gösterir. Şu anda fetöcülerle mücadele edenler, delil avcılığıyla vakit harcıyorlar. Delil elde edilmeden idarî tedbirlerle, fetöcü eşkıya kamudan temizlenmelidir ama ne yazık ki, bırakın kamunun bunlardan temizlenmesini, tam tersi korunduklarına dair bilgiler geliyor.

 

15 TEMMUZU SOPA OLARAK KULLANMAK

Tamam… 15 Temmuz gecesi, kimlerin makarnacı olduğu ortaya çıktı. Makarnacı olduğu söylenenler, sokaklarda, meydanlarda köprülerde tanklara karşı dururken, onlara “makarnacı” diyenlerin neredeyse tamamı, süpermarketlerde makarna, cips, kola, sigara kuyruğuna giriyorlardı. İşte bunlar o sabahtan itibaren kendilerini çok ezik hissettiler. Hatta sokaklarda halkın önünde olması gereken siyasiler TV karşısında çay-kahve keyfi yaptılar… Bunların hepsini gördük…. Ama onların ezikliğinin üstüne üstüne gidip daha da ezmeye hiç gerek yoktu. Çünkü, onlar o eziklikle, bir suçluluk kompleksine kapılıp pısmışlardı. 15 Temmuz, bunlara sopa gibi kullanılınca, kendilerini savunma güdüsüyle hareket etmeye ve kendilerini ayrıştırmaya başladılar. Tabii ayrıştırırken de bir güç oluşturma gayretine düştüler ve maalesef bunda da başarılı oldular. % 48.5’ta bu ayrıştırmanın tesiri çoktur.

15 Temmuz makarnacılarını ve çay-kahve ile televizyon seyircilerini, parti sözcüleri, gazeteciler, yazarlar, kanaat önderleri ve kahvedeki halk dile getirsin ama bu tür sözlerin yukarılarda söylenmesi, %48.5’un artmasına yol açabileceğini de gözden ırak tutmamak gerekir. Yukarısı,  % 48.5’un içindeki tedirginlerin gönlünü ferahlatarak % 51.5’u arttırmanın yolunu aramalı.

 

YA ÜLKÜCÜLER?...

15 Temmuz 2016 gecesi, meydanlara ilk inenlerin yarısından fazlası ülkücülerdi. Fotoğraflara bakın, görürsünüz.

Yaşadığım Muğla’da da meydana ilk çıkanların yarısından fazlası ülkücülerdi. Saat 2’de meydandaki araçta “Türkiyem” şarkısı çalıyordu ve rabia işaretinden çok bozkurt işareti vardı.

Sonra ne oldu?

İktidarı destekleyen bir grup, yazılarında ülkücülerle ilgili hiç de kuşatıcı sözler sarf etmediler.

Mesela hemen o günlerde birisi, sokaklarda ve meydanlarda, “Ya Allah, bismillah Allahu ekber” şeklinde ülkücü bir slogan atılmasını yadırgıyordu. Sanki ülkücülerin besmelesi ve Allah’ı başka imiş gibi.

Geçen hafta birisi, 15 Temmuz akşamı zar zor ve geç vakitte çıktığı sokaklarda ülkücüleri görünce şaşmış ve “Hayatımda ilk defa ülkücülerle beraber bir eyleme katıldım” diyerek ayrıştırıcı bir dil kullanıyordu. 16 Nisan Anayasa referandumunda Devlet bey ile hareket etmeyen ülkücülerin neredeyse tamamı, bu ayrıştırıcı dilden olumsuz etkilenenlerdir. (Bildiğim, gördüğüm örnek vak’alar var.)

15 Temmuz gecesini ve sonrasını yazan ülkücülerin ayrıştırıcı bir dil kullandığını ve özel ideoloji adı zikrettiğini hiç gören olmamıştır.

Meselenin bir başka boyutu daha var…

İktidar fetöcülerle cicim ayları tadındayken, ülkücüler fetöye şiddetle muhalifti. Fetö okullarının CIA okulları olduğunu ilk iddia eden grup ülkücülerdir. Türkçe olimpiyatlarının bir düzmece ve göz boyama showu olduğundan itibar etmeyenler, ülkücülerdir.

17 Aralık’ta bakan çocukları teker teker alınırken, 25 Aralık akşamı savcının yasadışı baskın için topladığı “hilal bıyıklı polisler”in, yapılanın yanlış olduğunu söyleyip operasyona katılmamaları, Oslo sızdırmasından beri (13 Eylül 2011) fetöcüler indirilen ilk darbedir.

 

VE 15 TEMMUZ 2017

Terörist darbe teşebbüsüne karşı direnen halk, 1 yıl sonra, direncini çoğaltarak sokaklara döküldü. Teröristlere bir darbe daha vuruldu. Dipdiri bir ruh ile Çanakkale’nin geçilmeyeceğini gösterdikten sonra İstanbul Boğazı’nın da geçilmeyeceğini 80 ilde dosta düşmana gösterdik. (Niye 80 il de, 81 değil. Çünkü Muğla merkezde 15 Temmuz akşamı yaprak kıpırdamadı. Marmaris’te yapılmış… Orada yapılması, merkezde yapılmamayı gerektirmez.)

1 yılda fetö konusunda ciddi bir bilinç birikimi sağlandı ama fetö ile mücadelede, maalesef olması gereken olmadı. Fetöcüler ve onlarla iş birliği yapıp çıkar sağlayanlar hâlâ işlerinin başında. 

 

NOLI TURBARE CIRCILOS MEOS!

Biliyorum… Yazdıklarıma kızıyorsunuz… Bana kızın ama fetö ile mücadeleyi sekteye uğratmayın. Çünkü mesele fetö değil, ABD, İngiltere ve Almanya’nın emperyalist emelleridir.

Amacım, şanlı bir yıl dönümüne halel getirmek değil; bu halet-i ruhiye içinde fetö ile mücadeleyi ıskalamamamız ve toplumsal kuşatıcılığı genişleterek cumhurbaşkanımızın dayandığı millî irade gücünü tahkim etmektir.

Evet… Bana kızın ama noli turbare circilos meos!...

Yoksa bu gidişinize iki kadim dilde “Quo vadis?” veya “Eyne tezhebûn?” derim.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500