DARBEDEN DEMOKRASİYE…

15 Temmuz darbesinin üzerinden bir yıl geçti. Hala yeni ayrıntılar,yeni görüntüler ortaya çıkıyor.

Haklı darbe yoktur.Demokrasilerde iktidarları değiştirmenin yolu bellidir. Siyasi bir hareket yine siyasi yollarla değiştirilir. Bu kültür yoksa, biri din adına bir başkası laiklik adına  darbe yapar,yıllarca tortularını temizleyemezsiniz.

27 mayıs darbesinden beri darbelerle uğraşıyoruz. Bitti sandığımız yerde,  bir başka darbe ortaya çıkıyor. Üzerinde kafa yorulması gereken hususların başında bu konu geliyor. Niçin hem din hem laiklik adına darbe yapılıyor? Çünkü farklı olana saygı kültürümüz yok. Çünkü her şeyi –siyaseti- merkeze alarak düşünüyoruz. Siyaset gayeleşince bütün öteki şeyler araçsallaşıyor.

Devlet dediğimiz aygıt toplumun ortak malıdır. Bu vasfını koruduğu müddetçe herkes  tarafından sahiplenilir.Devletin tarikatlaşması,partileşmesi,cemaatleşmesi aynı sonuçları doğurur. Devlet bazılarının devleti olurken,  diğer bazılarının hasmı haline gelir. Onun için devleti bir kliğe mal edici her hamle yanlıştır. Sonunda devleti zayıflatır,onun arkasındaki desteği azaltır.

Bugün toplumun yaşadığı şokun nedenlerinden biri, ilk defa dini görünümlü bir yapının bir darbede yer almasıdır. Bu, toplumdaki bazı temel kabulleri yerle bir etmiştir. Ardından yapılan tutuklamaların,işten atmaların aşırı mikyaslara varmasının ana sebeplerinden biri budur.

Bir toplum darbeye niçin direnir,kendi iradesine sahip çıkmak için. 15 Temmuz’da toplum bu konuda tam bir kahramanlık örneği vermiştir.Tanklara,toplara göksünü siper etmiştir. İradesini kurda kuşa yedirmeyeceğini göstermiştir.Bu yönüyle hepimizi kendilerine karşı borç altına sokmuşlardır. Bu borç ancak demokrasiyi yaşatarak,standartlarını yükselterek ödenebilir.

Evet,aradan bir yıl geçti. Bazı acıları,sıkıntıları çok canlı tutmak zamanla onlar tarafından yönetilmeye neden olur. Bizi artık acılar,yaşanan trajediler yönetmemelidir. Aksi takdirde korumak ve geliştirmekle mükellef olduğumuz demokrasiyi koruyamaz,onu kendi ellerimizle yok etmiş oluruz.

15 Temmuz ihanetinin mağdurları tankların,topların altında ezilenlerden ibaret değil,bazılarının bedenleri ezilirken bazılarının ruhları tankların altında kaldı. Allah diyerek,peygamber diyerek gittikleri yerde –Müslümanı Müslümanla kırdıran- bir ihanet örgütü ile karşılaştılar. Verdikleri emeğin, daha ahlaklı daha yaşanabilir bir dünya için değil, devleti ele geçirmek isteyen muhterislere gittiğini gördüler. Allahın rızasını aradıkları bir yerde başka bir şeyle karşılaştılar. Ruhları ezildi,hayal kırıklığına uğradılar. Bedenlerin ezilmesinden daha ağır olan budur.

Bu menfur darbeyi bahane ederek İslam’la hesaplaşmak isteyenlerin varlığını da unutmamalıyız. Bu İslam’ın bir hali değil, beşeri zaafların İslam kisvesi altında sunulmasıdır. 15 Temmuz’u bahane ederek  bu hesaplaşmayı dini olan her şeyle hesaplaşmaya çevirmek isteyenlerin – darbe yargılamalarını-bağlamından çıkaracak derecede genişletmelerine fırsat verilmemelidir. Amaç suçluyla hesaplaşma olmalı, dindarlıkla hesaplaşma olmamalıdır. Düne kadar baş örtüsüne,camiye,sakala tahammül edemeyenlerin bugün –darbe karşıtlığı-kisvesi altında mücadeleyi  dindarlıkla mücadele noktasına getirmelerine göz yumulmamalıdır. Çevik Bir’in yakın geçmişte “İslam’ın radikali de ılımlısı da birdir “diyişinin üzerinden çok zaman geçmedi. Bu zihniyet darbeyle değil,İslam’la hesaplaşır. Yargılamalarda bu gerçek göz ardı edilmemelidir.

Bugün artık bir darbe tehdit veya tehlikesi olduğuna inanmıyorum. Başlangıçta alınan tedbirlerin,OHAL ilanının bugün gerekçeleri ortadan kalkmıştır. Uzaması –darbe istismarı- olarak mütalaa edilecektir. Darbe yapmak ne kadar büyük bir suçsa, onun üzerinden demokrasiyi zayıflatıcı bir siyaset oluşturmak da o kadar yanlıştır. Devleti cemaatleştirmenin,tarikatlaştırmanın karşılığı devleti partileştirmek değildir. Ülkeyi yönetenlere düşen, Türk milletinin darbe ihanetine karşı yazdığı destanı demokrasinin gücü haline getirmektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1326/darbeden-demokrasiye.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar