EVET BİR MÜSLÜMAN OLARAK BEN DE ADALET İSTİYORUM

“ADALET” yürüyüşü ne anlama geliyor? Şahsen sadece Türkiye’de değil, bu asırda dünyada adalet olduğuna inananlardan değilim. Adalet kavramını hukukçularımızın iyi tartışması gerekli. Hırsıza verilen cezadan, teröriste verilecek cezaya kadar adil miyiz sorusu sorulmalı. Ama en önemlisi adil devlet adamlarımızın ve hüküm vermekten sorumlu hakimlerimizin insanı yaratan yüce Kudret’in nasıl bir adalet istediğini de bilmeleri gerekli. İman, vicdan ve delil üçlüsünün birleşmediği bir hukuk sistemi ne kadar adil olabilir ki? İman’ı bu üçlemeden dışarıda bırakırsanız adil olabilir misiniz? İnsanı yaratan yüce Kudret’e karşı sorumsuz davranan ve kendi indî görüşleriyle hareket edenlerin adaletinden nasıl emin ve rahat olabiliriz. Çağın gereksinimleri göz önüne alınarak şu anki bizde ve batıda bir çok kanunların temelini oluşturan Mecelle’nin yenisi yazılmalıdır. Çünkü çağın suçları sanal alem başta olmak üzere çok farklılıklar göstermektedir. Bu sorumluluk ilim ehline ve alnı secdeli idarecilere düşmektedir. Bu vebal zor bir vebaldir. Rabbim yardımcıları olsun. Alimler ve adil idarecileri bekleyen Cennet müjdesine kavuşurlar inşallah. Bu kanunlarla bu çağın belalarından kurtulamadığımız ortada.

Bir Müslüman olarak bir hata, bir suç işlemişsem cezasını burada çekmeliyim ki ahrete kalmasın. Eğer ki ahrete kalırsa oradaki daha ağır cezaya dayanmamın imkanı olmayacaktır. Suçların hepsi demesek de çoğunluğu ahret inancının olmamasından veya söylemesi zor da olsa imansızlıktan kaynaklanmaktadır. Ahretteki elim cezaya inananların kolay kolay suç işlemeyeceği ortadadır. Hem Müslümanım diyor, hem de suç işliyorsa ahret inancını sorgulamalıyız. Ben müslümanım demekle iman gerçekleşmiş olmuyor. “Ey iman edenler, iman edin” fermanı haşa boşuna değildir. Suçları önlemek ve engellemek istiyorsak ahret inancını ve Allah korkusunu yüreklere aşılamalıyız. İşte bu sebeple açılan İmam Hatipler önem arz ediyor.

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun adalet arayışına. Adaletten kastı nedir? Suç kavramından ne anlıyor? Adaleti ne ile ve kimlerle temin edilmesini istiyor. Kılıçdaroğlu’ndan alacağımız cevaplarda iman mefhumu olmayacağına göre ki; onlara göre dini hükümler irticadır, çağ dışıdır. Öyleyse bize suç’un ne olduğunu ve cezasının ne kadar olması gerektiğini ve bu cezayı kimlerin verebileceğini anlatması gerekli. Kılıçdaroğlu, iktidar olursa AKP’li (!) savcı ve hakimleri görevden uzaklaştırıp solcuları mı getirerek adaleti temin edecek. Cezaevlerini bir af ile boşaltarak mı adaleti temin edecek. Nasıl yapacak açıklamasını bekliyoruz. Ama; hiç açıklama yapacağa benzemiyor. Yaptığı en önemli açıklama “bu yürüyüşle Türkiye’de adaletin olmadığını tüm dünya kabul edecek” açıklamasıdır ve bu da Türkiye düşmanlığından başka bir şey değildir. Kılıçdaroğlu, Türkiye düşmanı mı derseniz eğer, derim ki insanı yaratan yüce Kudret’in kullarından istediği hakikate düşmandır. Bu düşmanlığın yanında Türkiye düşmanlığı çok hafif bir suç olarak kalır.

O zaman adalet için yürüyüş yapmasının bir anlamı yok. Sadece hükümetin devrilmesi için yürümekte. İktidarı kaç kez devirmek için darbe yapılmak istenmiş ama iktidar siyasi dehasıyla hepsini alt etmiş, bir yürüyüş ile mi devrilecek? Bu çok komik bir ütopya. Ama ülkeyi karıştırmak için bir gerekçe haline getirilebilinir. Bu yürüyüş bir adalet yürüyüşü değil bir kaos yürüyüşüdür. Ama inşallah hevesleri boşa çıkacaktır. Çünkü bu halk alnı secdede olan idarecilerine karşı dostane ikazlarını yapacak ama, asla ayaklanmayacaktır.

Gelelim Kılıçdaroğlu’nun onurlu ve tarafsız hakimler arzusuna. Tarafsız ne demek. Herkese karşı tarafsız!.. Fikri düşünüşü, ideolojisi, ırkı, dili, mesleği ve daha önemlisi dini ne olursa olsun herkese karşı tarafsız!.. Peki adalet neye göre? Daha önemlisi ceza kime ve neye göre? Onurlu ve tarafsız olabilmek için gerçek adaletin tanımlanması gerekli. Bir hırsıza, bir katile, bir tacizciye ne ceza verilmeli bunu kim tayin edecek? Bir vatan hainine kim ne ceza verecek? Vatan hainliğinin ölçüsü ne ile ölçülecek? Adaletin içini doldurmadıkça bu soruların cevabını veremeyiz. Suçun tarifini yapmadıkça adaleti temin edemeyiz? Bu soruların tek cevabı insanı yaratan yüce Kudret tarafından bilinmektedir. Yarattığı kullarının neden incineceğini bilen ancak onu yaratan yüce Kudret tarafından bilinmektedir. El Adl olan Allahu Teala’nın adaletine inanıp ona göre karar vermedikçe adalet asla olmayacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının tamamını dinledim. Adaletin A’sı geçmedi. Gazetecilere özgürlük, milletvekillerine özgürlük, yaşam tarzına özgürlük v.b. Suçun tarifini yapamayan, suçlulara cezanın verilmesi gerektiğini söyleyemeyen Kılıçdaroğlu’nun tek derdi var. İmanımızdan kaynaklanan tüm kısıtlamaların serbest bırakılması. Özgürce haramların yaşanması.  Bu kavga Hak ile batılın kavgasıdır. Kılıçdaroğlu batılın kazanması için yürümüştür. Utanmadan, arlanmadan “Her Firavun’un bir Musa’sı, her Nemrut’un bir İbrahim’i vardır” diyor veya yanındaki güya Müslüman olduğunu söyleyen aklını ve imanını satmışlar tarafından söyletiliyor. O Musa ve İbrahim aleyhimüsselamlar ki “Tanrı benim” diyen kafir zalime karşı Allah’ın emrince başkaldırmışlardır. Allah’ın kanunlarına gericilik yaftasını vuranların, alnı secdeye gitmeyenlerin bu yüce Peygamberlerin adını anmaya hakları yoktur. Bu sahtekarlığa kimseyi inandıramayacaklardır.

Bir Müslüman olarak “Allah Allah” nidalarıyla ezan dinmesin, bayrak inmesin diye verdiğimiz milyonlarca şehidin emaneti bu vatanı sizin gibilere asla bırakmayacağımızı bilmenizi isteriz.

Ayrıca, bir Müslüman olarak ilahi kanunlarla donatılmış bir adalet isteriz ki, ahrete rahat gidebilelim. Bu yüzden İlahî adaletin hükümlerinin uygulandığı bir ülke istiyorum. Canilerin, hainlerin, namussuzların, hırsızların cezalarını bulduğu, haramların yaşanamadığı bir ülke istiyorum. Amerika, Hollanda ve Almanya gibi erkeğin erkekle, kadının kadınla hatta köpekle bile evlenebilme özgürlüğünü savunan batılılara özenenlerin ülkesi değildir bu ülke. Allah yolunda vatan toprağına düşen şehit kanlarıyla sulanmış bu ülkede Adalet; yeri göğü yaratan ve insanı eşref-i mahlukat kılan Allah’ın dediğince hükmetmektir.

EVET BİR MÜSLÜMAN OLARAK BEN DE ADALET İSTİYORUM.

ADALET İÇİN İDAM İSTİYORUM

Suriyeli masum bir kadını çocuğuyla birlikte katleden caniye idam verilmedikçe adalet nasıl temin edilmiş olacaktır. İmansa iman, vicdansa vicdan, delilse delil. Hakimler bu caniler için neyi bekleyecekler? Neden adalet hızlı tecelli ettirilemiyor?

BEN DE SURİYELİ MASUM BU KADIN VE ÇOCUKLARI İÇİN ADALET İÇİN İSTİYORUM.

İslam topraklarını gavurlara işgal ettirmek için teşebbüs edilen darbe girişimi suçluları için imansa iman, vicdansa vicdan, delilse delil. Hakimler bu vatan hainleri için neyi bekleyecekler. Neden adalet hızlı tecelli ettirilmiyor.

BEN DE 15 TEMMUZ’DA KATLEDİLEN 250 ŞEHİT 1293 GAZİ İÇİN ADALET İÇİN İDAM İSTİYORUM.

Bu milletin çocuklarını uyuşturucu belasına alıştıran alçak caniler için neden gereği yapılmıyor? Bir milletin çocuklarının gözler önünde yok oluşunu daha ne kadar seyredeceğiz? Uyuşturucu ticaretinden kesin hüküm giyen bir kadın sanatçıyı kahraman yaparak nereye gideceğiz? Kesin ve kararlı hükümler verilmedikçe daha kaç vatan evladı bu vahşeti yaşayacak? Kaç aile bu felaketten yok olup gidecek?

YENİ NESİLLERİN KURTULUŞU İÇİN UYUŞTURUCU CANİLERİNE ADALET İÇİN İDAM İSTİYORUM.

Bu aziz milletin çocuklarını zinaya alıştıran, zinayı sıradan insani bir davranış olarak filmleriyle, dizileriyle, ahlaksız TV programlarıyla, sanatçıların ahlaksız hayatlarını magazinlerde sempatik göstermeye çalışan medyasıyla ve internetten ahlak cinayetleri işleyenlere karşı gerekli müeyyideler alınmadıkça neslimizi koruyamayacak ve asaletimizi, insanlığımızı kaybedeceğiz.

MİLLETİMİZİN AHLAKSIZLAR TARAFINDAN KİRLETİLMESİNE EN AĞIR CEZALAR VERİLMESİ İÇİN ADALET İSTİYORUM.

Dahası var onu da siz biliyorsunuz zaten.

Vesselam…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1313/evet-bir-musluman-olarak-ben-de-adalet-istiyorum.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar