İKTİDAR HIRSI BAZEN ÇOK VAHŞİCEDİR- II

(15 Temmuz gecesi vahşice kan dökenleri görünce bu yazıyı kaleme aldık.)

İktidar olmak hırsı, nasıl bir duygudur ki, bunun uğrunda insanlar darağaçlarında sallandırılmış, baba evladının gözlerine mil çekmiş ve kardeş kardeşi boğazlamıştır. Bütün bunlara rağmen, bu nimeti elinin tersiyle itmesini bilen ve bu sorumluluğun ağırlığını omuzlarında hisseden, adalet duygusu yüksek kimselerin varlığına da tarih şahitlik etmiştir. Onlardan biri Muaviye b. Yezid’dir. Kırk gün hilafet makamında oturmuş ve bir Cuma hutbesinde, “Ey insanlar! Zayıf biri olduğum halde bana bu görevi verdiniz, isterseniz Hz. Ebubekir’in yaptığı gibi sizden güçlü birine bunu terk edeyim; İsterseniz Hz. Ömer’in yaptığı gibi sizden oluşturacağım bir şura ehline vereyim. Artık bundan sonra yönetme işini size bırakıyorum, kendinize layık birini seçiniz” diyerek minberden inip evine kapanmış ve ölünceye kadar bir daha dışarı çıkmamıştır.

Tarih, iktidar mücadelesinde kâh zirvede kâh uçurumlarda dolaşan hükümdarların bindikleri tahterevallinin çıkış ve inişlerini yazıp durmaktadır. Tarih, muktedirlerin doğuşuna da, batışına da çokça şahitlik yapmıştır. Dönme dolap gibi bu dünya, altta olan bir müddet sonra en yukarıda, en üstte olan en alta her an düşebilir. Melik Zahir diye bilinen Rükneddin Baybars,  “Bundukdarî” nispetiyle tanınırdı. Memluk Sultanlarının en seçkini olan bu zat, bir Türkmen kölesidir. Gençliğinde Şam’da sekiz yüz dirhem karşılığında satılmış, fakat “gök mavisi” gözlerinde bir kusur bulunduğu gerekçesiyle satıcıya iade edilmişti. “Bundukdarî” şeklindeki nispeti, “bunduk” adı verilen “yayı yapan kimseye mensup olan” manasına gelir ki, Eyyubî Sultanı es-Salih tarafından satın alınmadan evvel Hama’da “bunduk” imalatçısı eski efendisi dolayısıyla kendisine bu sıfat verilmişti. Eskiden bir köle iken, sonradan talihinin dönmesiyle hükümdar olan çok nadir şanslı insanlardan biridir. Kölelikten sultanlığa uzanan yol zorludur ve çok kez şanslı talihlere bağlıdır; her kula da nasip olmaz.

İnsan bedenleri üzerinde yükselen birer ehramı andıran tahtlar, anında kaygan bir zemine dönüşebilmektedir. Bir zamanlar bütün Kuzey Afrika’ya bir vali olarak hükmeden Musa b. Nusayr’ı, Hicaz bölgesinde ıssız bir köyde dilenerek geçindiren talih, çok kimseye benzer oyunu oynamıştı.

Halife Muktedir de, kendi elleriyle Muhafız Birliği komutanlığa getirdiği Munis el-Muzaffer tarafından görevden uzaklaştırılmış, kardeşi Kahir yerine getirildikten kısa bir süre sonra Muktedir’in kesik başı saraya gönderilmişti.

Kardeşi Muktedir’e bunları reva gören Halife el-Kahir de, Bağdat’ta bir dönem muktedir halife iken -kardeşine yaptıklarının ahı olsa gerek- tahttan düştükten sonra gözlerine mil çekilmiş ve yönettiği başkentin sokaklarında dilenciliğe mahkûm edilmişti. Kendi yerine gelen el-Muttaki ve daha sonra tahta geçen el-Mustekfi de aynı zalim komutanın yani el-Munis’in, kahredici pençesinden kurtulamamış ve benzer akıbete uğramışlardı. Böylece Bağdat’ın sokakları, bir zamanlar bu üç Halife şahsiyetin saltanat arabasının savurduğu tozlara bürünürken, şimdi gözlerine mil çekilmiş birer kör dilenci olarak onları koynunda gezdiriyordu.

Görüldüğü gibi iktidar, kimi zaman nazeninlerin dolaştığı zirvelerde bulunan bir gülistan, kimi zaman da ifritlerin cevelan ettiği bir uçurumun karanlığıdır. Her fatih zirvelere hükmedemez. Yükselen de, düşen de hayatın şahikalarına talip olanlardır. Oysa zirve ile uçurum kardeştir. Boynunda insan kellelerinden kolyeler taşıyan tacidârlar, oradan indiklerinde kendileri de her an kolyenin bir parçası olabilirler.  Çoğu zaman düşüşler masumane olmaz, bazen bu iniş ve çıkışlar insan kanı ve canı pahasına yapılmıştır. Kanı durdurmak için gelen ilahî çağrılar da, çok kez can almak ve kan dökmeği meşru kılan savaş çağrılarına dönüştürülmüştür.

İktidar hırsı, insan kanını içen canavarlar gibi dolaşıp durmaktadır aramızda. Kaç kişi kendisini tacidârlarla buluşturan bu cazibeye gönlünü kaptırmayacak, adaletle hükmetmesini becerektir, bilinmez.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1305/iktidar-hirsi-bazen-cok-vahsicedir-ii.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar