18 ADA VE BİR ZİHNİYET

Daha çok muhalif  medya yazıyor ama yazanın kim olduğundan ziyade haberin gerçekliği  önemli. Ege'de 18 adamız Yunan işgali altında. Türkiye dikkatini Ortadoğu'ya çevirince Yunan adım adım 18 adayı hem işgal etti, hem silahlandırdı.

Bu işgal Güney sınırlarımızda oluşturulan PYD devletinden daha önemsiz değil. Her ada işgali  kıta sahanlığı ve karasuları sorunlarını da beraberinde getiriyor. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin  121. maddesine göre adaların da kıta sahanlığı vardır. Ancak insan yerleşiminin olmadığı yerler ile kendine ait ekonomik yaşamı olmayan kayalıklar bundan istisnadır. Bitişik yahut karşılıklı kıyı sahibi olan devletlerin ise  kıta sahanlığını anlaşarak tespit etmeleri gerekir.

Hali hazır duruma göre Ege'nin %28'i Türk , % 35'i Yunan Karasuları, % 46'sı açık denizdir. Her iki ülke Karasularını 6 mil olarak belirlemiştir. Bilindiği gibi kıta sahanlığı, bir kara parçasının deniz altında 200 metre derinliğe kadar olan uzantısını ifade eder. Adaların işgali ile birlikte bu adaların deniz altında 200 metre derinliğe kadar olan kısmı uzantısı sayıldığından bazı noktalarda Türkiye'nin Ege'ye çıkması neredeyse imkansız hale gelecektir.

BM Deniz Hukuku Sözleşmesi,adalara insan yerleşimi olma şartıyla kıta sahanlığı hakkı verdiği için Yunan hem bu adaları işgal etmiş, hem de süratle meskun hale getirmiştir. Bu oldu bittinin Türkiye'nin Ege'deki menfaatlerine büyük zarar vereceği açıktır.

Gerçek böyleyken partizanlık adına bu işgali neredeyse meşrulaştıracak açıklamalar yapılıyor. Geçenlerde emekli asker, güvenlik uzmanı  Mete Yarar'da, bu adaların kayalık olduğunu, hiç bir ekonomik değeri olmadığını söyledi. Hayatının 20 yılını askerde ve çoğunu Güneydoğu ve Irak'da geçirmiş bir askerin meseleyi bu kadar basitleştirmesine doğrusu şaşırdım.

Bu adaların kayalık olmadığı sık sık Yunan bakanlar tarafından ziyaret edilmesinden, tatbikatlar yapılmasından belli. Bazı gazeteler adalarda yapılan faaliyetlerle ilgili boy boy resimler yayınladılar. Yarar'ın bunları görmemesine imkan yok. Daha önemlisi vatan algısıdır. Bu ülkenin bir taşı ile bir şehri arasında fark yoktur. Vatan toprağının tamamı aynı kutsallıkta olup aynı değere sahiptir. Sizden alınan bir taş parçası da olsa vatandır. Onu hafife alamazsınız. Önemli olan maddi kıymeti deği, manevi değeridir.

İngiltere kendisine binlerce km uzakta olan Falkland adaları için Arjantin ile savaşa girdi. Falkland'a ekonomik değer açısından değil, vatan değeri açısından baktı. Bu kafayla  baktığınız zaman ekonomik değeri olmayan dağlık ve kayalık yerlerin hiç biri için fedakarlık yapmaya, savaşa girmeye değmez. Üzücü olan bunu emekli bir askerin söylemesi.

Bir partiyi tutabilir, bir siyasi harekette menfaat bulabilirsiniz. Ama hiç bir şey ülke menfaatinden, vatan toprağından önemli olamaz. Vatan varsa, biz varız. Bu teslimiyetçi kafa sadece yabancı işgalini kolaylaştırmaya hizmet eder, başka işe yaramaz. Bugün adalarımıza çökenler gerekli  tepkiyi görmezlerse  yarın daha büyük bedeller ödemek zorunda kalırız. Güvenlik uzmanlığı, stratejistlik bu ülkede Yarar gibi düşünenlere kalmışsa vay halimize...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1279/18-ada-ve-bir-zihniyet.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar