HER GÜL BAHÇESİ ÇOCUKLARIN MEKÂNIDIR

Çocuklar, ailelerin göz bebeğidir. “Onlara verilecek en güzel hediye güzel ahlâktır” buyurur Hz. Peygamber. Çocukların eğitiminde şüphesiz, anne ve babalar ile diğer büyüklere düşen birçok görev vardır. Bunlardan biri de, iyi bir örnek model olmaktır. Bunu gerçekleştirmek isteyen bazı ebeveynler, evlatlarını kendileri ile birlikte kutsal mekânlara götürmek istemişlerdir.

Çocukların camiye gelişlerini hoş bulmayan bazı zevatın, camiyi uygunsuz benzetmelerle kirletmeye çalışması, bir kısım insanımızı çileden çıkarmıştır. Geçen haftaki yazımızda, caminin temizliğine riayet edemeyecek çocukların camiye getirilmelerinin hoş karşılanmadığına değinmiştik.

Ancak çocukların, hem namazın nasıl kılındığını görmeleri hem de sosyal öğrenme yoluyla namaza iştiraklerini sağlamak bakımından, camilere Resulullah (s.a.v.) döneminden itibaren getirildikleri görülmektedir.  Resulullah (s.a.v.), Hz. Zeyneb’in kızı Ümame’yi çok sever, onu bazen mescide getirir ve namaz kılarken onu sırtına alırdı, rükû ve secde edeceği zaman bırakırdı. (Buharî, Salat, 106; Müslim, Mesacid, 9; İbn Hibban, Sahih, Taharet (H. No: 1110), c. 3, s. 394).

Şeddad b. Hâd, babasından rivayetle anlatıyor: “Bir defasında Resulullah (s.a.v.) yanımıza geldi, torunlarından Hasan veya Hüseyin kucağındaydı. Namaz kılmak için öne geçtiğinde torununu ayaklarının yanına koydu ve namazı kıldırmaya başladı. Bir ara secdeyi çok uzatınca başımı kaldırıp baktım ki, Resulullah’ın sırtında bir çocuk oturmuş, sonra secdeye devam ettim. Namazdan sonra oradakiler: “Ya Resulallah, seninle kıldığımız hiçbir namazda böyle secde yapmamıştık, bir şey mi oldu veya vahiy mi geldi?” diye sordular. Resulullah (s.a.v.): “Her zaman böyle olmuyor, çocuk sırtıma çıkmışken inmesi için acele etmedim” buyurdu.” (Beyhakî, Sünenü’l-Kübra, Salat, 347, (H. No: 3423, 3424); Taberanî, Mu’cemu’l-Kebir (H. No: 7107; Hakim Müstedrek, H. No: 4775).

Demek ki, Resulullah (s.a.v.) döneminde çocuklar camiye geliyorlardı, gelmekle kalmıyor imamın namaz esnasında sırtına çıkıyor -ki o imam Allah’ın Resulüydü (s.a.v.)- ve buna rağmen çocuklar camilerden kovulmuyorlardı. Şimdi bu örnekleri gördükten sonra, hala çocukların camiye gelenleri engellemeye çalışanların, indi görüşleriyle hareket ettiklerini düşüneceğiz.

Bu konuda bir başka örnek de şöyledir: Ebu Said el-Hudrî (r.a.) aktarıyor: “Bir defasında Resulullah (s.a.v.) sabah namazını çok kısa iki sureyle kıldırdı. Biz de: “Ya Resulallah, hiç kıldırmadığın bir şekilde bize namazı (kısa) kıldırdın” dediğimizde, “Kadınlar Suffası’nda çocuk seslerini işittim (ondan)” buyurdu.”( Taberanî, Mu’cemu’l-Evsat, (H. No: 8889); İbni Hacer el-Askalanî, , Netaicu’l-Efkâr fî Tahrici Ehadisi’l-Ezkâr, c. 1, s. 436.) Annelerin çocuklarını mescide getirmeleri aslında çok sık rastlanan bir durumdur.

Çocuklarını beraberinde mescide getiren anneleri düşünen Resulullah (s.a.v.): “Nice zaman içimden uzun bir şekilde namaz kıldırmak geçer de, arkada ağlayan çocukların annelerini düşünür kısa keserim” buyurmuştur. (Buharî, Salat, 65 (H. No: 707). Zira çoğu kez anneler, çocuklarıyla birlikte namaza gelirlerdi. Çocuklar vakit namazlarına sevinerek ve hoşlanarak geldiklerinden Resulullah (s.a.v.) namaz kıldırırken, genellikle önde erkekler ve arkada çocuklar saf tutardı. (Ebu Davud, Salat, 97 (H. No: 677).

Hz. Peygamber döneminden aktardığımız bu örnekler, çocukları camiden kovmak isteyenlerin haksız olduğunu ortaya koymaya yetmektedir. Burada aktaracağımız bir başka hadis ise, çocukların camiye getirildikleri ve burada oynamaları için kendilerine oyuncaklar verildiği göstermektedir. Rabi’ binti Muavviz b. Afra (r. anha) anlatıyor: “Biz küçük çocuklarımıza oruç tutturur ve onlarla beraber mescide giderdik. Onlara yünden oyuncaklar yapardık, ağladıklarında iftara kadar dayansınlar diye oynamaları için onlara verirdik.” (Buharî, Savm, 47;Müslim, Siyam, 21.) Çocukların bir konuda dikkatlerini toplamaları çok uzun sürmediğinden daima değişik aktivitelere yönelirler. Bu yüzden camide büyüklerinin namaz ibadetine katılmaları çok kısa süreli olur. Onların daha fazla ilgisini çeken şey, oyuncaklar ve oyunlardır. Bu yüzden onları meşgul etmenin bir yolu da oyun veya oyuncakla vakit geçirmelerini sağlamaktır. Ayrıca oyun ve oyuncaklar, çocukların her daim ilgilerini çekerler. Bu da unutulmamalıdır.

Demek ki günümüzde camilerde çocukların namaz kılan büyüklerini rahatsız etmeden, kendilerini eğlendiren ve oyalayan oyuncaklarla oynamalarının dahi bir sakıncası olmasa gerektir. Bu sebeple çocukların mescit ve camilere gelmelerine karşı çıkanlar, haksızlık yapıyorlar kanaatindeyim.

Geçmişte, çocukları camide oyuncaklarla oynamasıyla kalınmamış aklı başında çocuklara, camilerin birer öğretim kurumu gibi hizmet vermeleri dahi sağlanmıştır. Çocuklara daha sonraki dönemlerde camilerde İslam uleması tarafından dersler verildiğine dair çok sayıda örnekleri İslam’ın Altın Çağında İlim adlı kitabımızda görmek mümkündür.

Meseleyi bir kavga sebebi olmaktan çıkarıp aklıselimle ele aldığımızda, camiyi maddi açıdan necasetle kirletmeyecek, caminin müştemilatına zarar vermeyecek bir şekilde çocukların camilere gelmesinde hiçbir sakınca olmadığı görülmektedir.

Günümüzde çocuklarımızı oyalayacak ve onları dinî hayattan uzak tutacak o kadar çok tuzak ve tehlike varken, ebeveynleriyle birlikte camiye gelmelerine, büyüklerine bakarak namaza özenmelerine ve bu önemli ibadetle birlikte pek çok güzel ahlâkı öğrenmelerine engel olmanın hiçbir anlamı yoktur.

O halde çocuklarımızın ellerinden tutarak hep birlikte camilere akın edelim, zira her gül bahçesi çocukların mekânıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1248/her-gul-bahcesi-cocuklarin-meknidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar