TEPKİSEL DİN ANLAYIŞI

Siyaseti -her şey- mertebesine çıkarırsanız, onun dışında kalan her şey ona hizmet eden bir araca dönüşür.

Son yıllarda yaşananların özeti budur. Siyaset o kadar öne çıktı,o kadar gayeleştirildi ki her şey ona hizmeti ölçüsünde kıymetlendirildi.

Bazı yazarlar ahlaki çürümenin  tolere edilemez bir noktaya geldiğinden şikayet ediyorlar.İslamcı bir yönetimle ahlaki çürüme arasında bağ kuramıyorlar.İslamcılık siyasallaştığı zaman din onun basit bir aparatı halini alır.Ahlaki bir dönüşüme hizmet etmez.

Geçen gün bir arkadaşım,"eğer bugün 17 yaşında olsam,fikri-siyasi kimliğimi şimdi kazansaydım,kesinlikle İslamcı  veya Milliyetçi olmaz,muhtemelen solcu olurdum" dedi. Çünkü öyle bir hale geldik ki din ne kadar melanet varsa onu kapatmak, hatta bazen meşrulaştırmak için kullanılıyor.İslamcılık iddiasında olanlarda İslam'ı,Milliyetçilik iddiasında olanlarda Milliyetçiliği görmek mümkün değil. Her ikisi de belli çevreler tarafından parsellenerek mülkleştirilmiş...

Bizim kuşak çok farklı siyasi iktidarlara tanık oldu. Solcu Ecevit'i de,sağcı Demirel'i de,Liberal Özal'ı da gördük. Hiç birinde siyaset bu kadar ayrıştırıcı, bu kadar kamplaştırıcı olmamıştı.İktidarlar zaman  zaman dini istismar etseler de hiç bir zaman onu günahlarına alet etmediler.Bugün çalan da,rüşvet alan da İslamcıyım diyor. Siyasetin elinde bu hale getirilen bir din, insanlara sevimli gelebilir mi?

Son referandumda ilk defa oy kullanan gençlerin daha çok Hayır oyu verdiği yazılıp,çizildi. Bu doğru bir tespitti.Gençler, bugün İslamcılık adı atında önlerine konulan siyasi ideolojinin yönetim anlayışına birebir tanık oluyorlar.Baskıcı,tahammülsüz,ayrıştırıcı siyaset dili onları İslam'dan da uzaklaştırıyor. Sözcü'den Ayşe Sucu,İstanbul merkezli bir araştırmada -ateist oranının -arttığını yazdı. Mesele cami yapmak,baş örtüsüne kamu alanında özgürlük tanımak değil. Bunlar elbette önemli. Ama daha önemli olan, dini siyasete feda etmemek,onu bir ikbal aracı haline getirmemektir.Bir din adına olabilecek en kötü durum, onun adına siyaset yaptığını söyleyenlerin onun ahlakına bürünmemeleridir. Sizin İslam diye gösterdiğiniz şey,arkasına gizlediğiniz zaaflarınızdan ibaretse  insanlar sadece size değil,arkasına saklandığınız şeye de şüpheyle bakarlar.

Baskıcı,yasakçı bir laiklik anlayışı ne kadar kötü ise, baskıcı,hoş görüsüz,tek tipçi, tepkisel bir din anlayışı da o kadar yanlıştır.İkisi de mantık olarak aynı kaynaktan beslenirler.İdeolojik olarak farklı kutupları temsil etseler de idrak ve anlayış olarak ruhdaştırlar.Biri dinden, öteki laiklikten uzaklaştırır.

Bu ülke sinesinden bir çok ahlak ve iman adamı çıkardı. İslam'ın önüne konan bentleri,barikatları temiz ve nezih bir hayat yaşayarak  aştılar.Hal ve tavırlarıyla savundukları davaya itibar kazandırdılar. Söylediklerini yaşadılar,yaşadıklarını konuştular.Muhatap oldukları herkese güven verdiler. İslam'ın siyasetine değil, ahlakına talip oldular. Onların mirası bugün bonkörce harcanıyor.Düne kadar İslamcılara güven duyup onları bu ülkenin sigortası olarak görenler, bugün İslamcıların yönettiği bir ülkede yaşamaktansa, özgürlükçü-laik bir yönetim altında yaşamayı  tercih ettiğini söylüyor.Korkutan,ürküten bir din anlayışı,sadece yönetenlere tepkiye dönüşmüyor.İnsanlar dine de tepki duymaya başlıyor.

Ahlakı ıskalayan bu din anlayışının topluma verebileceği hiç bir şey yoktur.Eskiden yanlış ve sakat laiklik anlayışının dini hayata koyduğu sınırlar toplumu çürütüyordu,bugün siyasete payanda yapılan din anlayışı toplumu çürütüyor.Bu toplum ikisini de hak etmiyor.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1247/tepkisel-din-anlayisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar