AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?

Eklenme Tarihi: 11.06.2017 05:00:35 - Güncellenme Tarihi: 26.02.2020 10:19:19

Ahlakın, ilişkide olduğu alanların başında din gelir. Çoğu durumda ahlaki olan ile dini olan birbirine de karışır. Bir kuralın ya da eylemin ahlakın mı yoksa dinin mi gereği olarak gerçekleştirildiğinin farkını belirlemekte güçlük çektiğimiz durumlar hiç de az değildir. Din, dünya düzenini aşan bir alanla ilgilidir. Dinin dünya düzenini aşması, onun dünyaya karşı kayıtsız kaldığı anlamına da gelmez. Bundan dolayı da her dinin dünyaya ilişkin belirli bir düzen oluşturma amacı ve çabası vardır. Ahlak meselesini din meselesi ile birleştirip çözmek isteyenler olduğu gibi tam tersine ahlak meselesini din meselesinden tamamen bağımsız olarak ele alanlar da vardır. Dinden bağımsız bir ahlakı mümkün görmeyenler ateist bir ahlakın olamayacağını ifade ederlerken, tersini savunanlar ise ateist bir ahlakı mümkün görürler.

Ahlak, öncelikle insan varlığının ontolojik yapısıyla ve insanın varlık yapısından kaynaklı olan eylemleriyle doğrudan ilgilidir. İnsan, önce bu dünyaya aittir ve ahlak da öncelikle bu dünyadan kaynaklı ve bu dünyaya ilişkin hedefler koyar. Bu dünyayı aşan hedefler, ahlakın işi ve amacı değildir. Bu dünyayı aşan hedeflere, yine bu dünyayı aşan ilkeler açısından yönelmek, ahlakın dünyevi olan durumunu dünyevi olanı aşan bir duruma göre belirlemek anlamına gelir. Oysa dinden ahlaka değil de, ahlaktan dine geçmek, ahlakta ortaya çıkabilecek olan eksiklikleri bertaraf etmek açısından daha makul görünmektedir. Ahlak, dünyayı ve dünyadaki ilişkileri nasıl düzenlememiz gerektiğini, insan eyleminin dünyaya ait ?iyi olan? çerçevesinde kurallarını belirleyen bir disiplindir. Din, başka bir dünyadan hareketle bu dünyaya ahlak açısından düzen vermeye kalktığında, bu dünyayı tanımadan ve bu dünyaya yabancı kalarak dünya ile ilişki kurmanın zorluğunu da ortaya çıkarır. Bu açıdan dindar olmak için ahlaklı olmak gerektiği halde, ahlaklı olmak için dindar olmanın bir zorunluluğu yoktur. Nitekim ahlakla tanışmadan ve kendisinde sağlam ve sağlıklı bir ahlaki bilinç oluşmadan din yoluyla dünyaya ait olanlarla karşılaşıldığında ahlaka ilişkin sorunların da ortaya çıkmaya başladığı görülür.

Bugün, özellikle kendi kültür dünyamızda din alanında ortaya çıkan ahlaka ilişkin sorunların kaynağında, dindar olmakla ahlaklı olmanın aynı şey olduğu ve ahlakın dini değil de, dinin ahlakı öncelediği gibi bir anlayışın bulunduğunu söylemek mümkündür, denilebilir. Din meselesini ahlak meselesine bağlayan ilişkinin, dinin aslında güzel ahlak olduğu, ahlak meselesini de din meselesine bağlayan şeyin ahlakta ortaya çıkan değer rölativizminin aşılması düşüncesidir. Böyle bir düşüncenin nedeni ise din söz konusu olmadığında ahlakın değerlerinin mutlak olmadığı, kaynağında mutlak değerlerin bulunmadığı bir ahlak anlayışının da nihilizme giden yolda bulunduğu biçimindeki bir düşüncedir.

Ne var ki, dinin emri mutlak olduğu için ahlakın askıya alınması ve dünyayı aşan bir amaç için ahlakın araçsallaştırılması da çok sık yaşanan bir durum olarak karşımıza çıkar. İşte bu, ahlakın mutlak ilkeler ve kurallar adına feda edilmesi denilen bir durumu da yaşatır. Oysa ne ahlak dini ne de din ahlakı araç haline dönüştürme hakkına sahip değildir. Nitekim din adına ortaya çıktığını iddia eden bazı örgütlerin eylemlerindeki ahlakdışılığı başka türlü izah etmek güç görünmektedir.

Etik olanın askıya alınması meslesini, Kierkegaard?ın Korku ve Titreme adlı eserinde Hz. İbrahim?in oğlunu kurban etme olayı net olarak açıklar. İman Şövalyesi olan Hz. İbrahim?in imanı, mutlak bir imandır ve Tanrı ile Hz. İbrahim?in ilişkisi, Ben-Sen ilişkisi gibidir. Böyle bir iman paranteze alındığında etik açıdan İbrahim, tam anlamıyla bir cani, oğul katili olarak düşünülür. Burada etik olan, din tarafından askıya alınmıştır. Her durumda bunun geçerli olduğunu savunmak, iman meselesini Tanrı ile Ben-Sen ilişkisi biçimine dönüştürememek; bugün Tanrı adına insan öldürmelere izin veren bir caniliğe neden olabilmektedir. Her türlü dini olan karşısında etik olanın korunması, bugün için esas bir mesele olarak karşımızda durmaktadır.

Din ile ahlak arasındaki en önemli kesişim noktası, ahlakın erdem dediği şey ile dinin takva dediği şey arasındaki benzerliktir. Erdem, iyi fiiller açısından herkesin yaptığından fazlasını yapmak, faziletli olmak halidir. Takva da aynı şekilde herkesin yaptığından daha fazlasını yapmayı gerektirir. İnsanlar arasındaki fark da, erdemli eylemde bulunma ve takva açısından ortaya çıkan farkla belirlenir. Aralarında şöyle bir fark görülebilir: Erdem, bilgiye dayanır. Takvanın ise illa bilgi zeminine dayanması gerekmez.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1238/ahlak-ve-din-iliskisi-uzerine-kisa-notlar

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

numan şenel
11.06.2017 16:40
"Din", kuralları ile öncelikle bireysel vicdani huzur vaat eder, oysa "ahlak" öncelikle toplumsal huzur için bireysel kurallar koyar.Tam da bu yüzden günümüzde "din"i, maddi çıkar için kullanan kişiler "ahlak"ı perdelemeye çalışırlar.

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI