MAHALLE KAVGASI MI, CAMİ VE ÇOCUK MESELESİ Mİ?

Maalesef son günlerde çocukların camiye gelmeleri konusunu, mahalle kavgasına çevirmiş olduk. Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi: “Ne dediklerine değil, nerden dediklerine” bakılarak meseleleri ele almaya çalışıyoruz.  Bu tartışma da, bizim mahallede söyleyenler her zaman haklı, karşı mahalle haksız meselesine dönmüş durumda. Oysa İslamî bir meseleyi konuşuyor veya tartışıyorsak, aslî kaynaklarımıza dönüp konu ile ilgili meşruiyeti araştırmamız lazım.

İslam dünyasında ilk dönemden itibaren camiler ve mescitler her ne kadar ibadet mahalli olarak kullanılmışsa da, bu mekânlar aynı zamanda eğitim ve öğretim kurumu olarak da işlev görmüştür. Şüphesiz camilerdeki eğitim, genellikle yetişkinlere yöneliktir. Çoğu zaman çocukların, bu ibadethanelerin manevi atmosferine ve temizliğine gereken ihtimamı gösteremeyecekleri endişesi ile onların buralara girmelerinin uygun olmadığı düşünülmüştür. Taberanî, bu konuda Mu’cemu’l-Kebir’de Resulullah’tan (s.a.v.) şu rivayeti nakleder: "Çocuklarınızı, delilerinizi, husumetlerinizi, (yüksek) sesli konuşmalarınızı, kılıçlarınızı ve hadleri (cezaları) uygulamayı mescitlerinizden uzaklaştırınız; orada haftada bir toplanınız ve mescitlerinizin kapılarını temiz tutunuz.”

Bu tür rivayetlerden dolayı bazı âlimler, çocuklara cami ve mescitlerde öğretim yaptırmada istekli davranmamışlardır. Hanbelî mezhebinin imamı Ahmed b. Hanbel’e mescitlerin kapısının kapanması konusu sorulduğunda, “köpeklerin ve çocukların girmesinden korkulduğunda” kapatılması gerektiğini söylemiştir. Yine kendisinin “çocukları mescitlerden uzaklaştırmak gerekir” dediğini Hanbelî âlim İbn Receb, Buharî şerhinde bize aktarmaktadır. Ahmed b. Hanbel’in endişesi, çocukların yalnız başlarına camiye girip orayı necis kılmaları veya caminin müştemilatına zarar vermelerinden dolayıdır. Sorunun soruş şeklinden bunu rahatlıkla anlıyoruz.

İbn Kesir, Abbasi yöneticileri tarafından 483/1090 yılında çocuk öğretmenlerine hitaben cami ve mescitleri, namaz kılmayı engelleyecek necaseti bulaştırmamaları ve manevi atmosferini koruma adına çocukların bu mekânlardan uzak tutulmaları gerektiğine dair bir fetva verildiğini haber vermektedir. Bu fetvaya, ismini öğrenemediğimiz Şafiî mezhebine mensup bir âlim –çocukların cami ve mescitlerin sıyanetini koruyabileceği gerekçesiyle- bu görüşe katılmamıştır.

O halde camiyi kirletmeyecek şuurda olan çocukların camiye gelmelerinde bir mahsur yoktur. Zira âlimlerin endişesi, çocukların caminin temizliğine dikkat edemeyecekleri ve namaz kılınamayacak bir şekilde pisletmeleridir. Aksi takdirde çocukların camiye ve namaza geldiklerine dair pek çok rivayet mevcuttur. Onlardan yalnızca birini buraya almak istiyorum. Beyhakî, Sünenü’l-Kübra’da (H. No: 3423, 3424) Şeddad b. Hâd’ın rivayetini aktarır: Bir defasında Resulullah (s.a.v.) yanımıza geldi, torunlarından Hasan veya Hüseyin kucağındaydı. Namaz kılmak için öne geçtiğinde torununu ayaklarının yanına koydu ve namazı kıldırmaya başladı. Bir ara secdeyi çok uzatınca başımı kaldırıp baktım ki, Resulullah’ın sırtında torunu oturmuş, sonra secdeye devam ettim. Namazdan sonra oradakiler: “Ya Resulallah, seninle kıldığımız hiçbir namazda böyle secde yapmamıştık, bir şey mi oldu veya vahiy mi geldi?” diye sordular. Resulullah (s.a.v.): “Her zaman böyle olmuyor, çocuk sırtıma çıkmışken inmesi için acele etmedim” buyurdu. Bundan da anlaşılıyor ki, çocuklar mescitlere geliyorlardı, namaz kılanları rahatsız edebiliyorlardı ve buna tahammül gösteriliyordu.

Ebubekir Muhammed b. İbrahim er-Razî, imamın namaz kıldırdığı esnada bir caminin kapısındaydı ve çocuklar da oynaşıyorlardı. Bu esnada bir adam çocuklara bağırınca Muhammed b. İbrahim: “Müslümanların evlatlarını rahat bırakın ki camilere ünsiyet peyda etsinler” demiştir.

O halde meseleyi mahalle kavgasına dönüştürmeden, camiyi namaz kılınmayacak derecede kirletmeyen yani necaset bulaştırmayan çocukların camilere gelmesinde hiçbir sakınca olamaz ve kimse din adına bunu engelleyemez. Zira camide büyüklerini ibadet ederken gören çocuklar, onlara özenip taklit ederek dinlerini öğreneceklerdir. Unutmayalım ki, hayatımızın önemli bir kısmını taklit ederek veya farkında olmadan öğreniriz.

Önümüzdeki yazımızda İslam dünyasının bu konudaki uygulamalarından örnekler vereceğiz inşallah.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1234/mahalle-kavgasi-mi-cami-ve-cocuk-meselesi-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar