ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR
Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen

ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR

 

“Şehitler kervanına bir manga daha gönderdik
Daha çok şehit vereceğiz biliyoruz
Bir zamanlar cihana biz önderdik
Bekleyin biz yine o aşkla geliyoruz
Şehitler kervanına bir manga daha gönderdik”

 

Uzun mu uzun bir kervandır bu milletin şehitleri…

Uzun mu uzun bir hikâyesi vardır, oluşan bu şehitler kervanının…

Ne zaman ki bu millet bu güzel toprakları vatan edinmek için Bizans’ın kapısına dayanmış…

İşte ta o zaman başlamış bu topraklar bu milletin şehit kanlarıyla sulanmaya…

Bu güzel topraklar şehit kanlarıyla sulandıkça daha da güzelleşmiş, daha da vatanlaşmış, daha da azizleşmiş.

 

Bunun içinmiş şairin:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır

Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”

demesi…

 

Tarihin her devrinde bu aziz topraklar için hep ölenler olmuş.

Şairin diliyle:

 

“Mabedimize namahrem eli değmesin” diye…

 

Evet, bu topraklar vatan olalı beri:

Hem bayrağının hür ufuklarda dalgalanması için…

Hem mabedine namahrem eli değmemesi için…

Hem kâfire bir çakıl taşını kaptırmamak için…

Oluk oluk kan akıtmış, gazi olmuş, şehit olmuş ve hürriyetinin sembolü olan bayrağını yere düşürmemiş.

Ve “Bir hilal uğruna nice güneşler batmış…”

 

Evet, Anadolu insanının bu topraklardaki hikâyesi hem uzundur, hem de kanla yazılıp, aşkla okunmuştur.

Nasıl mı?

İşte şöyle:

 

“Kanla yazılan aşkla okunan bir hikâyedir bu
Biliriz ki sabahı haşre kadar sürecek
Dedik ya şehit kanlarıdır Kevser’deki su
Bu millet küfrün defterini bir kez daha dürecek
Kanla yazılan aşkla okunan birhikayedir bu”

 

Çünkü bedeli ağırdır bu toprakları vatan edinip bu topraklarda yaşamanın…

İşte biz milletçe bu ağır bedeli ödüyoruz.

Ve bu topraklarda bu şanlı bayrağı serazat dalgalandırabilmek için sabahı haşre kadar bedel ödemeye devam edeceğiz.

Aksi halde bu topraklarda kendimiz olarak yaşatmazlar bizi…

Ve kimi namertlerin dediği gibi:

 

“Namusumuza dokunmayacak olan(!)

Domuz sever haçlı sürülerinin boyunduruğu altına gireriz.”

 

Oysa bizim genetik yapımızda boyunduruk altına girmek yoktur.

Bunun içindir Akif’in:

 

“Kesilir fakat çekmeye gelmez boynum” diye haykırışı…

 

Evet, bu millet boynunun kesilmesine razıdır da, boynunun çekilmesine asla razı değildir.

Bunu İstiklal harbinde göstermiş…

Ve bunu en son 15 Temmuz işgal hareketinde bir kez daha göstermiştir.

İçimizdeki haşhaşi vatansızların, bir namerdin sözüne uyarak kalkıştıkları işgal hareketini durduranlar, uçaklara, tanklara karşı göğüslerini siper etmişler ve destan yazmışlardır.

Bu millet destan yazmaya hazır evlatları bulunduğu sürece, bu topraklar şehit kanlarıyla sulanmaya devam edecektir.

Arif Nihat Asya’nın diliyle söyleyecek olursak:

 

“Şehitler tepesi boş değildir.

Ve Şehitler tepesinde hep birileri olacaktır.”

 

Yani şehitler kervanı giderek büyüyecek…

Ve bu millet şehit olmak için sıraya girecektir.

 

İşte şöyle:

 

“Daha bitmedik, seksen milyon sıra bekliyor
Gönüllerde şehitlik heyecanı, gözler ufuklarda
Genci yaşlısı yılı ay, ayı gün diye ekliyor
Kanımız toprağa düşerken, doğacağız şafaklarda 
Daha bitmedik seksen milyon sıra bekliyor”

 

Rabbim cümle şehitlerimizi cennetiyle Cemaliyle şereflendirsin.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500