KAYNAKÇI BABA AHMET ER

Kayhan Dede ana “Kaynakçı Baba” ismini vermiş. Ne güzel etmiş. Kalb gözünün açık olduğuna bizzat şahitlik ettiğim Ahmet Kayhan Dede ile bizi o tanıştırmıştı. O’nun küsleri barıştırdığı, insanları birbiriyle kaynaştırdığı için bu ismi vermiş. Evet o gönülleri birleştiren bir baba, bir amca, bir ağabeydi. Hakk’a yürürken de bunu yaptı. Ölümünü bile güzelleştirdi. Ölürken bile kaynakçılık yaptı.

Vefat haberini alınca Sünnetçiler köyüne koştu sevenleri. O herkesi sevmiş, herkeste onu sevmişti. Kimler yoktu ki. Birbirleriyle siyasi sebepler yüzünden hiçbir araya gelmeyecek olanları bile cenazesinde bir araya getirdi. Gelenlerin hepsini tabii ki tanımıyorum ama çoğunluğunu tanıyordum. Mamaktan koğuş arkadaşlarım, ağabeylerim, 12 Eylül’ün çilekeş ülkücüleri, MHP’liler, MHP içindeki muhalifler, BBP’liler, BBP içindeki muhalifler, Ülkü Ocakları, Alperen Ocakları, birbirleriyle günümüz siyasetinde aynı görüşü(!) paylaşmadığını söyleyen ülkücüler, Ak Parti içindeki ülkücüler, Ak Partililer, Sünnetçiler köyünün halkı ve tanımadığım ama Ahmet Er ağabeyi sevip saygı duyanlar. Kaynakçı Baba yine görevini yerine getirmiş insanları kaynaştırmıştı. Bu kadar farklı olduğunu söyleyen insanlar Kaynakçı Baba’nın cenazesinde birbirleriyle çok samimi bir şekilde selamlaştılar, muhabbet ettiler.

Kaynakçı Baba sadece Türk milletinin değil tüm Müslümanların kaynaşmasını istiyordu. İnşallah bize bıraktığı bu kaynaşma mirasını bir gün bizler olmasa da genç nesiller başaracaktır. Duamız budur.

Ahmet Er ağabey “beni morga bırakmayın” diye vasiyet etmiş. Köydeki eve gittiğimde vasiyeti gereği evde idi sandukası. Yanında oturduk. O’nun hatıralarını yanında yad ettik. Tabii ki gözyaşları ile. Kur’anlar okuduk, dualar ettik. Tabii ki gözyaşları ile. Yıkayan ve kefenliyen hocaefendi başını bağlamadığını söyledi. Belki son kez görmek isteyen olur diye. Hepimiz son kez onun yüzüne baktık. Muhsin Başkanımı da böyle son kez görmüş ve yanağından öpmüştüm. (Mahir Damatlar kardeşimden Rabbim razı olsun.) Ama en manalısı Hacı annemizin ona yavaştan dokunarak “selam söyle, selam söyle” sözleriydi.  Birlikte bir ömür geçirmişlerdi. Ahirete öyle iman etmişlerdi ki, hacı annemiz eşinin Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in yanına gideceğinden o kadar emindi ki “selam söyle” diyordu. Allah herkese birlikte böyle imanı yaşayacak eşler, böyle eşi olanlara da Cennet’e birlikte gidecek hayatlar lutfetsin.

12 Eylül’ün çilekeş ülkücüleri ile o günleri hatırladık. Gençleri savunan Ahmet Er ağabeyimizdi o. Sanık sandalyesinde bizimle olup bizi savunan, bir de savunma sıralarındaki fedakar ağabeyimiz Galip Erdem. Mekanları Cennet olsun.

Türkiye’nin bu kaos dönemi içinde adının siyasetle anılmasını istemediğini ve bunu herkese söylememi istemişti benden bir ay önce. Davam İslam’dır. Davam Nizam-ı Muhammedi’dir. Davam İ’layı Kelimetullah’tır demişti.

Ülkücülerin ağabeyiydi o. O bizim Hoca Ahmed Yesevimiz, bizim Taptuk Emremiz, bizim Yunus Emremiz, Bizim Hacı Bayram-ı Velimiz, bizim Hacı Bektaş-ı Velimizdi O. O ülkücüleri sadece Türk değil birer Müslüman Türk olarak gördü. Onların davalarının asıl kaynağının iman davası olmasını istedi. Biz buna şahidiz. O derviş haliyle ihlaslı bir müslümandı, Salihlerdendi. Şahidiz. Ya Rabbi! bu şahitliğimizi kabul et.

Herkese hakkını helal ettiğini aylardır söylüyor ve ilan ediyordu. Çünkü merhametli Ahmet ağabeyimiz, hiç kimsenin kendi hakkı yüzünden ateşe gitmesini istemiyor ve haykıra haykıra hakkını helal ettiğini söylüyor ve herkesten de helallik diliyordu.

Ailesinden evlatları cenazesinde bir konuşma yapılmasını isterdi diye bana özellikle söylediler. Katılımcılar arasında tabii ki Manisa milletvekilimiz Selçuk ÖZDAĞ da vardı. 12 Eylül öncesinde Ülkü Ocakları Manisa başkanı olması hasebiyle Ahmet ağabeyle çok yakınlığı olmuş, bu yakınlığı BBP’nin kuruluşunda ve sonrasında sürmüştü. Son anına kadar hastalığında da kendisiyle en yakından ilgilenmiş ve Ahmet ağabeyi hiç yalnız bırakmamıştı. Bu münasebetle bu konuşmayı en çok onun yapması gerekli diye düşünüp kendisine ailesinin isteğini ileterek konuşma yapmasını söyledim. Lakin Selçuk Özdağ bu teklifimi siyasi kimliğim var senin konuşman daha uygun dedi. Her siyasetçi kendisini öne çıkarmak isterken bu nahif duruşuyla gerçek bir dava adamı olduğunu göstermişti. İçimden işte çıkarcı olmayan siyasetçi, gerçek bir ülkücü dedim. Bulunduğu makamı ülkücü arkadaşları için sonuna kadar kullanan Selçuk Özdağ’a teşekkür etmemek ne mümkün. Oysa Ahmet Er ağabey için konuşmayı en çok hak eden tek kişi varsa o da kendisiydi.

Cenaze namazından sonra mikrofonu isteyerek kısa bir konuşma yaptım. Sonra tekbirlerle evinden görünen kabristanda dilediği tepeciğe defnedildi.

Ahmet Er ağabeyin ailesini de bu vesileyle yakından tanıdım. Ahmet Er ağabeye yakışan mütevazi ailesinin gönül zenginliğini gördüm. Sanki onlar yok gibiydiler. Babalarını sevenlerine bırakmış ve gözden uzak olmaya çalışıyorlardı. Hacı annemizin ellerinden defalarca öptüm. Eli öpülmeye layıktı. Evlatları ve torunları benden küçük olsalar da onların da ellerinden öpüyor ve başsağlığı diliyorum.

O bir veli idi. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz ilahi fermanınca Kelime-i Şehadet getire getire Rabbine gitti. Yanında bulunan hoca efendi anlatıyor. “Bana sürekli Kur’an oku diyor. Kendisi de sürekli Kelime-i Şehadet getiriyordu. Ben Kur’an okumaktan yoruluyordum ama o Kelime-i Şehadet getirmekten yorulmuyordu. Hastaydı, konuşacak takati yoktu ama gecenin ikilerine kadar, bazen sabahlara kadar Kelime-i şehadet getiriyordu ve Kelime-i şehadet getirerek vefat etti. Yüzlerce vefat eden gördüm ama böylesini hiç görmedim” diyordu hocaefendi.

Hoca efendi cami önüne konan sandukasının yanında Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şefaatçisi olsun derken, Sivas eski Belediye Başkanı, 12 Eylül öncesi Ülkü Ocakları Sivas başkanımız Doğan Ürgüp’te “O bir veli idi, biz de o’nun şefaatini bekliyoruz” diye ekledi.

Yolun açık, mekanın cennet olsun Kaynakçı Baba Ahmet Er Horasani rahmetullahi aleyh.

NOT: www.ahmeterhorasani.com adresinden yakında bir internet sitesi açıyoruz. Katkıda bulunmak isteyenlerin yazı, görüş ve hatıralarını bekliyoruz. e-mail adresimiz; gozyasi@gozyasi.com.tr

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1203/kaynakci-baba-ahmet-er.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar