SENİ ÇOK ÖZLEYECEĞİZ AHMET ER AĞABEY (Rahmetullahi Aleyh)

Bir güzel insandı. Bir gönül eriydi. Gerçek bir Horasâni idi. İslam’ın hizmetkarı Türk milletinin bir ferdi olmanın heyecanını taşıyordu. Tek davası vardı “İ’layı Kelimetullah”. Irkçılığın giremediği gerçek bir milliyetçiydi. Mübarek bir Ramazan ayında çok sevdiği Rabbine kavuştu. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. O Ahmet Er’di rahmetullahialeyh.

Türkiye’nin siyasi tarihinin en önemli olaylarına tanıklık etmiş, hatta bizatihi içinde yaşamış bir aktördü. Bu yaşadıklarını ülkenin selameti açısından yeni nesillere nasihatleri çok önemliydi. Muhakkak ki söylenmemesinde fayda gördüğü bazı gerçekler de onunla birlikte gitti. Sadece yakınında bulunan ve sırrını saklayacağına inandığı kişilere bazı yaşadıklarını anlatmıştır. Az da olsa bana da anlattığı bazı olaylar vardı. Tabii ki burada yazılmasında fayda görmüyorum. Ama bana anlattıklarından şunu söyleyebilirim ki; yaşadığı her olayda hep doğrunun yanında olduğuna tanıklık ettim. Her yaşadığı olayı aşkla iman ettiği inançları için yaşayan birisi oldu.

O bizim Ahmet Er ağabeyimizdi. 12 Eylül öncesinde tanıdım onu. Gençtim, üniversite öğrencisiydim ve vatan savunmasında Ülkü Ocakları Genel Merkezinde ocak işleyişine göre uzun bir dönem görev yaptım. Genel Sekreterlik görevinin yanı sıra Sosyal faaliyetleri yürüttüm. Ahmet Er ağabeye yaptığımız faaliyetleri gezdirerek anlattığımızda gözyaşları ile bizi tebrik etmişti. Ve bizi mükafatlandırmak üzere Ankara Şehitlikteki Ahmet Kayhan rahmetullahi aleyh’e götürdü. Gerçekten de hayatımda çok önemli bir dönüm noktasıydı Ahmet Kayhan dede. Kalb gözünün açık olduğunu bizzat yaşadığım Ahmet Kayhan Dede Ahmet Er ağabeye büyük ihtimam gösterdiğine şahitlik ettim.

12 Eylül sonrası Sünnetçiler köyünde ziyaret edip evinde misafir oldum. Alevilikle ilgili alevi dedeleriyle yaptığı konuşmayı aktardı. Önemliydi. 12 Eylül’de tutuklu kaldıkları Dil Okulunda yaşadığı bir hatırayı anlattı. Mamak Cezaevinde yatarken bizlerin reddi hakim talebinde bulunulması istenmiş ve o da bu konudaki bizi koruyucu tavrını ortaya koymuştu. Dahasını anlatamam, çünkü anlaşılamam.

Ahmet Er ağabey Konya’da yaptığımız Müslümanların, cemaatlerin Birlik konferansına katılmış, evimde misafir etme şerefine nail olmuştum. Müslümanların içinde bulunduğu sıkıntılar ile ilgili çok detaylı bilgiler vermişti bana. Gözyaşı Dergisi ile başlayıp, Gözyaşı Geceleri ile sürdürdüğüm davamda bana en yakın rehberlerimden birisi olmuştu. Bana anlattıkları ve tavsiyeleri benim için hep yol rehberim oldu.

Ahmet Er ağabey İslam davasına faydalı gördüğü her oluşuma ve her kişiye destek oldu. Bu yüzden samimiyetine inandığı Muhsin Başkan’ında hep yanında oldu. Ülkücü hareketin ağabeyleri Muhsin Başkan’ın yaş olarak kendilerinden küçük gördükleri için yanında yer almazlarken o ise yanı başında sır dostu oldu. Muhsin Başkan’ın Hakk’a yürümesinden sonra siyasetten de uzaklaştı. Bir ay önce ziyaretine gittiğimde ise “Haşim, herkese söyle benim adımı sakın siyasetle anmasınlar. Benim tek davam var o da İ’layı Kelimetullah” demişti.

Dertliydi Ahmet Er ağabey, belki de son zamanlardaki stresleri görmek isteyip de göremedikleri yüzündendi. Bunu hastane odasındaki odasında ziyaret ettiğimde gözlerinde gördüm. Son anlarını yaşarken bile bana görevler veriyor, davası için heyecan taşıyordu.

Sünnetçiler köyünde misafir olduğumda Hacı annemizin Sevr mağarasındaki gözyaşlarını bana anlatırken yüreğindeki Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e olan aşkını hissettim. Hacı annemizin pişirdiği yufkaların birinde “Allah” lafz-ı Celali çıkmıştı. O yufkayı bana vermişti. Manisa’da Lale salonunda yaptığımız Gözyaşı Geceleri’nde yaşadığı olağanüstü hali ise sadece bana anlatmıştı. Bense size anlatamam. O’nun tabiriyle “halk anlayamaz Haşim” demişti. O Ahmet Er Horasâni idi. Bizim gönlümüzde artık Taptuk Emre’lerle, Yunus Emre’lerle, Hacı Bktaş-ı Veli’lerle birlikte yerini alacak.

Seni çok özleyeceğiz Ahmet Er ağabey. Bana verdiğin görevleri emir telakki ederek başarmak için elimden geleni yapacağım inşallah.

Rahatsız olduğunu öğrendiğimde telefon açmıştım. Kendisiyle bizzat ilgilenen Mehmet bey konuşamayacağını söyledi. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Adımı sordu söyledim. Benim adımı duyunca “Bizim Haşim mi?” dercesine hemen telefonu alıp “Haşim, Haşim” diyerek benimle konuştu. Bir de Muhsin Başkan aradığımda “Bizim Haşim mi?” diye latife yapardı. Ne büyük onurdu benim için. İkisini de kaybettim. İçim burkuluyor. Aramızdan ayrıldıklarına inanamıyorum. Lakin içimi ferahlatansa ikisi de çok sevdikleri Rabb’lerine kavuştular.

Ahmet Er ağabey mübarek Ramazan ayında Hakk’a yürüdü. Reyyan kapısından Cennete girmesi dua ve niyazıyla.

NOT: Ahmet ER ağabey için bana emanet ettiği özel çantası ile yakında bir internet sayfası açacağız inşallah. www.ahmeterhorasani.com adresinden sevenleri takip edebilirler. Maksadımız O’nun nasihatlerini ve eserlerini herkese ve özellikle genç nesle ulaştırmak.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1193/seni-cok-ozleyecegiz-ahmet-er-agabey-rahmetullahi-aleyh.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar