GERÇEK ORUÇ TUTALIM O ORUÇ BİZİ DEĞİŞTİRSİN!

Bizi yeni bir Ramazan’a eriştiren Allah’a hamd olsun. Bütün okuyucularımın Ramazanının her açıdan bereketli, huzurlu geçmesini diliyorum.


İslam bir ahlak dinidir, doğrudan doğruya insanı hedef alır. Onu, ahlakı hamide dediğimiz güzel ahlakla bezemeye çalışır. Dindarlığın ölçüsü de ahlaktır. Ahlak halini alamamış bir inanç kişiye hiçbir şey kazandırmaz. Onun için İslam alimleri bilmekle inanmayı ayırmışlardır. Bir şeyi bilirsiniz ama inanmazsınız. Bilmek inanmak değildir. Bir şeyi bilmez ama inanırsınız. Gayba iman böyledir.  Bilmemek de imansızlık değildir.

Ahlakla iman yoğunluğu arasında doğrudan bir ilişki vardır.  Ne kadar derin bir imana sahipseniz din sizde o kadar ahlak halini alır.


İstatistiklere göre Türk halkının yüzde 90’ı kendini Müslüman olarak tanımlıyor. Müslüman’ım diyen Müslüman’dır. İnsanların beyanı neyse ona göre hükmetmek ahlaki bir zorunluluktur. Beyana rağmen küfür, şirk aramak ahlaksızlıktır. Yüzde 90 Müslüman’dır ama bu yüzde 90’nın ahlaklı olduğunu söylemek mümkün değil. Din içinizde ne kadar dal budak salmışsa o kadar ahlaka dönüşüyor.


Bugün en büyük sorunlarımızın başında ahlak sorunu geliyor, Müslümanız ahlaklı değiliz. Rüşvet alıyoruz, yalan söylüyoruz, hırsızlık yapıyoruz, kul hakkına tecavüz ediyoruz, bir namazla oruçla kurtaracağımızı zannediyoruz. Peygamber Efendimiz gerçek müflisleri tarif ederken Mahkeme-i Kübra'ya dağ gibi ibadetle gelip, yediği kul haklarından dolayı hasenatı kar gibi eriyenleri kast etmiştir. Bu iş sadece ibadetle, taatla hallolacak bir mesele değil. Ahlaklı olmak önce başkalarıyla olan ilişkilerimizde ölçülere riayet etmemizdir. Sonra Allah’la münasebetimizi onun emrettiği şekilde kurmaktır.


Siyasette her gün reformlardan düzenlemelerden söz ediliyor. Ama hiçbir düzenleme toplumdaki çürümenin önüne geçemiyor. Dinin zorlayıcılığı bugün sadece psikolojiktir. Dini kurallara uymamanın en azından dünyevi anlamda bir yaptırımı yok. Her şey insanın kendisine bırakılınca –insan çoğu zaman- nefsini hak ve hakikate tercih ediyor. Bu ahlak açığı ancak müeyyide yoluyla kapatılabilir.

Bir insanda hak hukuk tanımama eğilimi varsa, o ancak yasaların zorlayıcı, caydırıcı hükümleri ile frenlenebilir. Bu da ahlakla hukuk arasında bir münasebetin olduğunu gösterir. Hukuk iyi işlemezse, kayırma, iltimas aracı haline gelince, insan egosunu sınırlayan hiçbir şey kalmaz.


Şu Ramazan, yaşadıklarımızı hakkın tartısına vuran bir muhasebe vesilesi olmalı. Böyle gidemeyiz. Böyle yaşayamayız. Hak, hukuk çiğneyerek bütün olamayız. Bazılarının bazılarını ezdiği,bazılarının bazılarının hakkını yediği bir ülkede düzen olmaz. Her alanda ahlaka ihtiyacımız var. Siyasette ahlak, işte ahlak, mesaide ahlak, aile hayatında ahlak, hülasa her alanda ahlak.

Keşke bir siyasi ahlak yasası çıkarabilseydik. Siyasetçimizi zan altında bırakan, töhmet altına alan her söz ve fiili cevapsız bırakmayan bir siyasal düzen kurabilseydik. Toplumdaki mobilizasyonu, kaliteye, bilgiye, ahlaka bağlayabilseydik. İnsanlara iltimas yoluyla makam kapmanın kul hakkı yemek olduğunu anlatabilseydik. Bugün farklı bir toplumda farklı bir ilişkiler boyutunda yaşıyor olurduk. Güzel ahlak için inen kitabımızın inananları güzel ahlaklı olmalı.

Gelin bu Ramazanı sivriliklerimizi, eğriliklerimizi törpülemek için kullanalım. Ramazan demek zaten bu demek değil mi?

Yalana, dolana, zulme, sömürüye oruçlu olmak. Gelin gerçek bir oruç tutalım, o oruç bizi değiştirsin.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1186/gercek-oruc-tutalim-o-oruc-bizi-degistirsin.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

sabahattin Hamidi
01.06.2018 01:36
Ağzınıza sağlık Selçuk hocam ve Başkanım

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar