OSMANLIYI İTTİHATÇILAR MI YIKTI?

İdeolojik saplantılarla tarihe ve sosyal olaylara bakanlar sadece iki rengi görürler: Siyah ve beyaz; tarihi şahsiyetler de sadece iki gruptur: İyiler ve kötüler... Bu tiplere “ön yargılarını aşmasını”, “gerçek  nedir”sorusunu kendine sormasını, geniş ufuklu ve analitik düşünmesini önermeniz de sonucu değiştirmez, hatta size tepki bile verebilirler.

Bir sohbet mekanında eski tüfek iki sosyalistle sohbetteyim. Saplantılı bir bakış açısıyla birisi şöyle dedi:

“Ülkücüler olmasaydı PKK doğmazdı. 40 yıl önce Ankara otogarında gördüm. Üç ülkücü bir Kürdü fena halde dövüyordu.”

“Peki” dedim, “Fransızlar Kürt Enstitüsünü 1964’de kurdular. Lawrence Kürt İsyanı ile Türkiye’yi yıkmayı 20. Yüzyılın başında telaffuz etti... O zaman Ülkücüler yoktu... Yani bu PKK bölücülüğünde ABD ve topyekun Batının, İsrail'in hiç günahı yok mu?.. Sizin tabirinizle küresel baronlar sütten çıkmış ak kaşık o zaman?.. Öyle mi?..”dediğim anda afalladılar.

Tarihe ve sosyal olaylara saplantılı bakışa bir örnek de siyasal islamcılardan vereyim, avukatından akademisyenine kadar hepsinin fikir birliğinde olduğu bir kocakarı masalı vardır: “Osmanlıyı İttihatçılar yıktı.”

Fransız ihtilalinin yeşerttiği milliyetçilik duygusu sadece Balkan coğrafyasını değil dünyayı kasıp kavurmuş, Büyük Britanya İmparatorluğu bile sömürgelerinden gelen bu dip dalgası ile sallanmış, insanlık bütün dünyada imparatorluklardan “ulus devlet”e geçiş sürecinin sancılarını yaşamış... Ama bunların hiç önemi yok

“Hayııır!.. Osmanlı asla yıkılmazdı, bu işi İttihatçılar yaptı!..”

18. Ve 19. Yüzyılda Osmanlı’nın nasıl Avrupa’nın gerisinde kaldığının, matbaayı Batı’dan kaç yıl sonra kurduğumuzun, 250 senede topu topu 450 kitap bastığımızın hiç önemi yok...

Son üç yüzyılında Osmanlı’nın hiçbir icat yapamaması konusu da sinek vızıltısıdır...

19. yüzyıla gelindiğinde Avrupa çoktan ticaret, bilim ve sanayi devrimlerini yaşamıştı; treni, makineyle çalışan gemiyi, donanımlı düzenli orduyu kullanıyordu. Osmanlı’nın karasabanla tarıma dayalı ekonomisi ve buna dayanan “tımarlı sipahi”si ile ayakta kalabilir miydi?..

“Bunlar da sinek vızıltısı efendim!.. İttihatçılar olmasaydı Osmanlı yıkılmazdı, hatta günümüzde Amerikayı ve de yedi düveli, yedi kere dize getirirdi.”

Tarihe bu saplantılı bakışlara rastladıkça 60’lı yıllarda gazete külahında çekirdek çıtlattığım günlerimi hatırlıyorum. Adı tarihçiye çıkmış Fetö şarlatanları koca koca adamları nasıl etkisine alabiliyor?.. Karaoğlan’ın, Malkoçoğlu’nun yazlık sinemada beni etkisine aldığı kadar hem de...

Payitaht dizisinde Abdülhamit İngiliz elçisini tokatlamış.

“Tokatlayacak tabii çünkü o Abdülhamittir.”

“İyi de kendisini tokatlayan Rus elçisini vuran iki askeri Abdülhamit idam ettirmiş. Bu iş yazlık sinemada çekirdek çıtlatmaya benzemez.”

“Canım o işte başka iş vardır, bizim bilmediğiniz bir şeyler vardır. Hem kendisi elçi tokatlayacak, hem tokat atan askerleri idam ettirecek. Olur mu öyle şey?..”

İdeolojik saplantılar kişileri bir fanusun içine hapsediyor adeta. “Gerçek nedir?” sorusunu kendilerine hiç sormazlar. O sorunun peşinden beyine gelecek yeni bilgi akışının fikir dünyasının sütunlarını dinamitleyeceğini-bilmese bile- seziyorlar... Tarihin, sosyolojinin, ekonominin, siyaset biliminin, keşiflerin, icadların hiç önemi yok; "Osmanlı’yı İttihatçılar yıktı!.."

Avustura-Macaristan İmparatorluğunu, Büyük Britanya İmparatorluğunu, Sovyet İmparatorluğunu da İttihatçılar yıktı... Hatta Roma İmparatorluğunu da...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1167/osmanliyi-ittihatcilar-mi-yikti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar