TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET:  ABD
Prof. Dr. Seyit Mehmet Şen

TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET: ABD

 

 

Sanırım ABD’yi en özlü sözlerle ancak başlıktaki gibi ifade edebiliriz.

Gerçekten de ABD’nin bütün hayatı talan ve yalanla doludur.

Kıta Avrupa’sının kılıç artıkları, kanun kaçakları, hırsızları, arsızları, uğursuzları, soysuzları, katilleri, ırz düşmanları, akıl hastaları, maceraperestleri olarak yeni kıta Amerika’ya ayak bastıklarından itibaren…

Üzerlerinde taşıdıkları bütün melanetleri yeni kıtaya taşımışlar, kıta Avrupa’sından getirdikleri ateşli silahlarla yerli halkın bütün zenginliğini talan etmişler ve milyonlarca yerliyi bir düğme, bir ceket, bir çizme için acımasızca öldürmüşler, köklerin kazımışlardır.

Öyle ki, bugün Sığır Çobanlarının hâkim olduğu on milyon kilometre karelik koskoca ülkede yerli halkı asli hüviyetiyle bulmak, görmek hemen imkânsız gibidir.

İşte ABD budur:

Talanla büyüyen

Yalanla yürüyen

Sözüne asla güvenilmez

İttifaklarına asla sadık kalmaz

Müttefikliğine asla inanılmaz

Şeceresi bozuk insanların yönettiği bir ülke…

Asla dost olunmaz…

Derisinden asla post olmaz bir domuzsever ülke…

Ne var ki…

Soysuzların sahip oldukları zekânın gereğini yapıp…

O Güzel Nebi’nin:

“Ya Rab!

Bana eşyanın hakikatini öğret!”

duasının gereğince çalışmışlar ve Halık-ı Zülcelal mutlak adalet sahibi olarak çalışana hakkını vermiş ve onları çalışmayan insanların/ milletlerin başına bela etmiştir.

Bu sonuç Adetullah/ Sünnetullah gereğidir.

Allah (cc) mümin olsun, kâfir olsun çalışan kuluna verir.

Mehmet Akif’in ifade ettiği gibi:

 

“Çalış! Dedikçe dinimiz, çalışmadın, durdun,
Onun hesabına birçok hurafe uydurdun!
Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin maskaraya!”

 

Elbet zavallı olan İslam değildi.

Elbet maskaraya dönen de İslam değildi.

Zavallı olan da, maskaraya dönen de…

Zavallı olan, maskaraya dönen Müslüman kimlikli, asıl olarak İslam’dan uzak kişilerin yaşadıkları dindi.

Yani yaşanılan din, inanılan din değildi.

Hal böyle olunca…

Halık-ı Zülcelal güçlü kuvvetli kullarını inandıkları dinle yaşadıkları din arasını ayıran bizim gibi Müslümanların üzerine musallat etti.

Tıpkı on dört asır öncesinden bizler haber verdiği gibi:

 

“Artık ikisinden birincisinin vadesi geldiği zaman, kuvvet sahibi kullarımızı sizin üzerinize gönderdik.

Böylece evlerin aralarına girip (sizi) aradılar ve vadedilen yapılmış oldu.” (Isra/5)

“Sonra sizi, onlara karşı tekrar (zafere) döndürdük.

Mallarla ve oğullarla, size yardım ettik. Ve sizi, cemaat olarak daha çok kıldık.” (Isra/6)

 “Rabbinizin size rahmet (merhamet) etmesi umulur.

Ve şayet siz (fesada) dönerseniz, Biz de (cezalandırmaya) döneriz…” (Isra/8)

 

Evet, bizim milletçe ve ümmetçe başımıza gelenler kendi yaptıklarımız yüzündendir.

Çünkü Allah cc zulmetmez…

Öyleyse mi?

Kur’an’ı rehber edinip…

O Güzel Nebi’nin izine basıp…

Kâfirden çok çalışacağız ve güçlü olacağız…

Bu topraklar medeniyetler mezarlığıdır…

Bunu asla unutmayacağız…

Ve bileceğiz ki:

Bu topraklarda güçlü olmayan onuruyla yaşayamaz.

Ne diyordu O Güzel Nebi (sav):

“Müslümanın kuvvetlisi, zayıfından hayırlıdır.”

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500