“ZEYNEB’İN GÖRÜNÜŞÜ”YMÜŞ… DALGA MI GEÇİYORSUNUZ?

Manisa’dan dönerken radyoda bir habere kafam takıldı. Hollanda'da bir müzede temizlikçi olarak çalışan Türk kızı Zeynep, tesâdüfen çekilen fotoğrafı sâyesinde sanat dünyasının en çok konuşulan ismi olmuş. Haberden anladığım kadarıyla, temizlikçi kıza gösterilen ilgi bizim basını da pek bir sevindirmiş.


Eve gelince haberin ayrıntısına baktım.


Efendim, Hollanda sanat câmiası, temizlikçi Zeynep’i gündemine koymuş.  Tesâdüfen çekilen fotoğrafı nedeniyle sanatçı Kees Wennekendonk’un Utrecht Merkez Müzesi’nde açılan sergisinin ‘yüzü’ olan Zeynep, 7 yıldır müzede temizlikçi olarak görev yapıyormuş.


Temizlik yaptığı sırada Zeynep’i gören ve 40 kare fotoğrafını çeken Wennekendonk, fotoğrafları yayınlamak için izin almış. “Zeyneb’in Görünüşü” adını verdiği fotoğraf, sosyal medyada büyük ilgi görmüş ve ardından sergiye dâhil edilmiş. Sergiyi ziyâret eden sanatseverler ve eleştirmenler, Zeynep’in fotoğrafına büyük ilgi göstermişler. Ayrıca sanat çevreleri, “Zeynep’in Görünüşü”nü, Johannes Vermeer’in, “Sütçü Kız” tablosuna benzetmişlermiş. Wennekendonk, AD gazetesine yaptığı açıklamada, "Gerçekte fotoğraf tabloya benzemiyor ama başörtüsü, ışık kırılması ve renkler insanlarda o çağrışımı yapıyor." demiş.


Merakla Zeyneb’in fotoğrafına baktım. Sanattan anlayan, hattâ fiilen uğraşan biriyim. Bu fotoğrafın niye sanat hârikası olduğunu anlayamadım. Sütçü kız tablosuna benzetilmesini ise hiç anlayamadım. Zâten Kees Wennekendonk, AD gazetesine yaptığı açıklamada, "Gerçekte fotoğraf tabloya benzemiyor ama başörtüsü, ışık kırılması ve renkler insanlarda o çağrışımı yapıyor." dedi.


Sanatta şöyle bir sıkıntı vardır: Bir sanat eserine, otoriteler hârika deyince hârika sanırsınız. Kötü deyince de kötü sanırsınız. Yâni yönlendirme vardır. Birileri, “Zeyneb’in Görünüşü”, “Sütçü Kız”a benziyor deyince hiç aklınıza gelmediği hâlde alâka kurarsınız. “Ne alâka?” demek ayıptır artık. Böylece sanattan anlamış olursunuz.   
Neye sevindiğimizi anlayamadım! Hollanda bizden öyle bir intikam almış ki anlatamam. Hadi öteki mahallenin basınının sevindirik olması tamam da bizim mahallenin derdi ne? Bu haberi verirken hiç mi çevrilen oyunu görmediler?


Lütfen iki ay geriye gidin ve başörtülü Müslüman Türk kızı Fatma Betül Kaya’ya yapılanları hatırlayın! Öncelikle şunu ifâde edeyim: Bakan Kaya’nın Hollanda’ya gitmesine sıcak bakmadım. Hele de Başbakan “Gitme!” dediği hâlde gitmesi yanlıştı. Ama bu, Hollanda’nın ilkel ve düşmanca davranışını haklı çıkarmaz. O hâdisede Avrupa’nın gizlediği haçlı saldırganlığını net bir şekilde gördük.


Oraya giden bakanımız, iki fakülte bitirmiş, gâyet donanımlı bir Türk kızıydı: Yâni Avrupalıların işçi olarak çalıştırdıkları Türklerden çok çok farklıydı. Bütün Dünya, Avrupa’nın karşısına dikilen başörtülü Müslüman Türk kızına hayret etti.


Keriman Hâlis’in 1932’de Belçika’daki güzellik yarışmasına mayosuyla katılmasını Hristiyanlığın zaferi olarak gören jüri üyeleri, bu zaferi taçlandırmak için Keriman Hâlis’i birinci seçmişler ve mutluluktan kadeh kaldırmışlardı. 
Güzellik yarışmalarıyla Türk kadınını yüceltiyormuş numarasına yatan Haçlı zihniyeti, Avrupa’ya işçi olarak giden Anadolu kadınlarını her türlü süfli işte çalıştırmalara doyamadı. Başörtülü kadınları, İşçi, temizlikçi vs. olarak görmeyi pek sevdi.


Bu yazdıklarımın yabancısı değilsiniz. Aynı zihniyet bizde de hâkim değil miydi? Başörtülü Anadolu kızları temizlikçi, çaycı, kapıcı olabilirdi ama doktor, öğretmen, mühendis olamazdı.


Her şeye rağmen oldular. Arslanlar gibi oldular. Okuya okuya bakan bile oldular.


Şimdi sormak istiyorum: Türk kadınını soymayı zafer i’lân eden ve başörtülü kadınları temizlikçi olarak çalıştıran Avrupa, başörtülü bir bakanın ülkelerine gelip kendilerine ders vermesini kabullenebilir mi?


Elbette kabullenemez. Bir başörtülü temizlikçi fotoğrafı çeker. Sanat hârikası diye pompalar. Herkes “temizlikçi Türk kızı”nı konuşur.


Ne güzel değil mi? Hollanda, “Başörtülü Müslüman Türk kadın, benim ülkemde ancak yerleri siler.” diyor; biz de buna heyecanlanıyoruz.


Hadi, yıllarca bu zihniyetle hareket eden karşı mahalle basınını anladım da bizim mahallenin basınına ne oluyor? 
Lindsay Lohan başörtülü poz verince “Aynen yengemiz!” diye sâhiplenecek kadar aşağılık kompleksi olan bir basından, bu ince mesajı görmesini beklemiyorum.


Viyana’ya gidip kalinka dinlemeyi sanattan anlamak zanneden taşralı oğlanların da tepki vermesini beklemiyorum.
Bunu ancak, bu aşağılanmayı yaşayanlar anlar.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1137/zeynebin-gorunusuymus-dalga-mi-geciyorsunuz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Çok güzel bir yazı olmuş
15.05.2017 16:37
Allaha binlerce hamd olsun ki binlerce başörtülü doktor, öğretmen, mühendis yetişti. Hatta biz sonra bu başörtülülerin binlercesini hapse bile attık. Darbeyi sanki onlar yapmış gibi doğumhane den bile aldık. Çok güzel yazı çok.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar