ABD’NİN YPG’YE YARDIMI HÜKÜMETİN SORUMLULUĞU….

Trump  yönetiminin  YPG’ye ağır silah yardımı yapma kararı Türkiye’nin terörle mücadelesini yeni bir safhaya sokmuştur. Şimdiye kadar PKK’lı unsurlara yapılan hava saldırıları terör örgütünü kaybetmeye mahkum bir mevkide tutuyordu. ABD’nin vereceği silahlarla  bu üstünlük kısmen de olsa ortadan kalkacaktır. Verilecek silahlar arasında tanksavarların,uçaklara karşı kullanılabilen füzelerin olması terör mücadelesinin bundan sonra daha zor ve maliyetli olacağının göstergesidir.

ABD kendini özgürlüğün,demokrasinin,insan haklarının vatanı olarak görmektedir. Sık sık vurgu yapılan ABD değerlerinin aslında ne kadar kof, ne kadar amaç dışı kullanıldığı görülüyor. Aslında insan hakları, birçok Batı ülkesinin emperyal amaçlarını gizlediği bir maskedir. ABD’nin IŞİD terörü ile mücadele ediyorum diyerek ondan daha aşağı kalmayan başka bir terör örgütüne müzahir olması bunun ispatıdır.

ABD’nin terör örgütü YPG ile izdivacı MİT tırlarına yapılan operasyonları akla getiriyor. O zaman silahlar IŞİD’e gidiyor diye kıyamet koparılmıştı. Güya bir terör örgütüne silah gönderilmesine tepki gösteriliyordu. Ama asıl maksat Türkiye Cumhuriyeti devletini uluslararası hukuk açısından zor durumda bırakmaktı. O kumpası kuranlar bugün acaba ABD’nin YPG ile münasebetine bakarak yaptıklarından hicap veya nedamet duyuyorlar mı?

Terör örgütleri ile iş birliği elbette doğru değil.Sonunda en büyük zararı iş birlikçiler görür. Ama bu tip örgütleri yönetmek de bugünkü politikanın bir parçasıdır. PKK hiçbir zaman bir Kürt örgütü olmadı. Bir gün Yunan’a bir gün Rus’a bir gün ABD’ye, başka bir gün başka bir devlete hizmet etti. Kurulduğu günden beri emperyalizmin kucağında kullanışlı bir malzeme olarak dolaştı.En büyük zararı Kürt’lere verdi. Binlerce çocuğunu isyana teşvik ederek dünyalarını da ahretlerini de berbat etti.

Gelinen noktada,  ABD’yi suçlayarak  sorumluluktan kurtulmak mümkün değil. Yanlış Suriye politikası Türkiye’yi ciddi bir tehditle karşı karşıya bırakmıştır. Esat gitsine saplanan Suriye politikası, olayların bu noktaya gelmesinin en büyük sebebidir. Diyelim ki Esat gitti, mesele çözülüyor muydu? Irak’da Saddam gitti,her şey bitti mi? Bugün dünkünden daha müreffeh, daha problemsiz bir Irak’tan söz edilebilir mi? Ülkeyi yönetenler Suriye politikasını oluştururken gözleri önünde parçalanan Irak’ın durumdan bile ders çıkarmadılar.Şimdi Batı’ya,ABD’ye yüklenerek kendi günahlarını örtmeye çalışıyorlar.

Yanlış Suriye politikasının yansımaları sadece PKK terör örgütüne sağladığı imkanlarla ilgili değildir. Altı yılda yaklaşık 4 milyon Suriyeli sığınmacı Türkiye’ye gelmiştir. Bu Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 5.5’una tekabül eder. Yani Barzani’nin Kuzey Irak’ının nüfusu kadar bir nüfus Türkiye’ye ithal edilmiştir. Etnik problemlerle boğuşan,kırılgan bir ekonomiye sahip olan bir ülke için bu çok büyük bir rakamdır.Eğitimsiz,vasıfsız bu kitle önümüzdeki yıllarda büyük problemlere neden olacaktır. Güney’de bazı şehirlerde Türk vatandaşları azınlık durumuna düşmüştür.Kitlesel göçlerle Türkiye’nin etnik ve kültürel haritası değiştirilmektedir.Uluslararası mücadelede etnik karıştırma,kültürel coğrafyayı bozma da istikrarsızlaştırma araçlarından biridir. Bir de bu kitlenin önümüzdeki yıllarda vatandaş yapılarak Türk politikasını yönlendirdiklerini düşünün. Nitekim hissettirmeden bu  kitle yavaş yavaş vatandaş yapılarak kalıcı hale getirilmektedir. Kardeşlik hukuku elbette yardımlaştırmayı gerektirir. Ancak bunu ülkenin kimyasını değiştirecek noktaya götürmemek gerekir. Unutmayalım ki, bir sorunu çözmek daha büyük sorunları neden olacaksa,  o çözüm biçimini bırakmak yahut değiştirmek gerekir.

Suriye politikasında da  bir yanlış onlarca yanlışa sebep oldu.Esat gitsin diye başlayan sürecin sonunda, Esat gitmediği gibi,güneyimizde PKK devletinin nüvesi olan Kantonlar kuruldu,PKK yeni silahlara kavuştu,milyonlar Türkiye’ye göç etti,ABD ve Rusya bölgede üsler kurdu,Türkiye Güneyinden kuşatıldı.Şimdi sorumluluğu birilerine yıkmak için çırpınıp duruyoruz. Bulunduğumuz nokta, kendi yanlışlarımızı yıkacak adresler arayarak içinden çıkabileceğimiz bir nokta değil,yapılması gereken bu yanlışlardan dönmek ve sebep olduğu tahribatı ortadan kaldırmaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1130/abdnin-ypgye-yardimi-hukumetin-sorumlulugu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar