ÂFET İNAN MESELESİ

TVNet’deki târih programında Mustafa Armağan’ın Âfet İnan hakkındaki sözleri ortalığı ayağa kaldırdı. Açıkçası ben de hoşlanmadım. Ekranda magazin târihçiliği yapmak, doğru bir şey değil.

Meseleye verilen tepkileri okurken Soner Yalçın’ın yazısı dikkatimi çekti. Âfet İnan’ın kızı Arı İnan’a ulaşmış. Arı Hanım, “Keşke bu saçmalıklar yerine, annemin, kadına seçme ve seçilme hakkı veren yasa için neler yaptığı gibi bilgiler verilse insanlara” demiş.

Tam ben de “Keşke bu saçmalıklar konuşulacağına Âfet İnan’ın Türk Târih Tezi’ne katkıları konuşulsa..” diye düşünürken bu cümlelere rastladım. Konuşmamız gereken bunlardır, Âfet İnan’ın özel hayatı değil.

Türk Târih Tezi meselesine girmeyeyim. 1. Türk Târih Kongresi’nde bu teze karşı çıkan Zeki Velîdî ve talebeleri, bedelini ağır ödediler. Zeki Velîdî gibi büyük bir tarihçi ülkeyi terk etti. Talebesi Nihal Bey (Atsız),  Reşid Gâlib tarafından fakülteden attırıldı. Târih tezi meselesi uzun…

Ben, Arı İnan’ın bahsettiği seçme ve seçilme hakkına dokunmak istiyorum.

Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin Âfet İnan sâyesinde olduğuna dâir yaygın bir görüş var. 1930 yılında derste öğrencilerine belediye yasasına göre bir seçim denemesi yaptırmış. Bir kız öğrenci başkan seçilince bir erkek talebe, “'Yalnız erkekler oy verebilir ve seçilebilir.” diyerek itiraz etmiş. Üzüntüyle dersten çıkan Âfet Hanım, soluğu Atatürk Orman Çiftliği'ndeki Marmara Köşkü'nde almış. Atatürk Afet İnan'ı gözyaşları içinde görünce, ‘‘Araştır bakalım, bu haklar diğer ülkelerde nasıl verilmiş kadınlara.’’ demiş. Böylece süreç başlamış.

Yâni anlayacağınız, o güne kadar Türk kadınını aklının köşesinden böyle bir şey geçmemiş.

Bu saçmalıklara, daha ne kadar inanacağız?

Münevver Müslüman Türk kadınları, daha doğrusu Osmanlı kadınları (Çünkü Osmanlı eğitim kurumlarında yetiştiler), 16 Haziran 1923’de Nezihe Muhiddin ve Şükûfe Nihal öncülüğünde Kadınlar Halk Fırkası’nı kurdular. Daha Cumhuriyet i’lân edilmeden “Biz de Meclis’de olmak istiyoruz.” dediler.

Dediler de ne oldu?

CHP’liler, bu hanımlarla dalga geçtiler. 7 Mayıs’da, gururla 93. yılını kutlayan Cumhuriyet gazetesi, Kadınlar Halk Fırkası’nı yerin dibine batırdı. Saldırılara dayanamayıp istifa eden ve kabuğuna çekilen Nezihe Muhiddin hakkında 1927’de Cumhuriyet başyazarı Yunus Nadi, "Oh diyoruz, aman kurtulduk! Artık her gün kusma eğilimi içinde bunalmaktan kurtulduk." yorumunu yaptı.

Evet, CHP ve Cumhuriyet gazetesi zihniyeti, seçme seçilme hakkı isteyen kadınları mide bulandırıcı buluyordu. Ama aynı zihniyet, Âfet İnan’ı baş tacı yaptı. Niye? Nezihe Muhiddin ve Şükûfe Nihal’in kafası çalışmıyor muydu? Emin olun, en az Âfet Hanım kadar zeki kadınlardı.

Kendisini Türk kadınının seçme ve seçilme hakkına adamış olan Âfet İnan’ın, Nezihe Muhiddin linç edilirken ne yaptığını, ne tepki verdiğini çok merak ediyorum.

Evet.. Asıl bunları konuşmalıyız.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi mücâdelesini Âfet İnan’ın başlatmadığını ve Cumhuriyet gazetesinin Meclis’e girmek isteyen münevver kadınları mide bulandırıcı bulduğunu…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1124/fet-inan-meselesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Harika yazı.
09.05.2017 22:32
Guzel bir yazı tebrikler. Kerime sen acaba arkadaşların ihraç edilirken bir şey yaptın mı? Onbinler açlığa mahkum edilirken, tesettürlü insanlar hapse atılırken kalbin titredi mı? Merak etme tarih bunları da yazacak.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar