GÜL, DAVUTOĞLU ve ÖTEKİLEŞTİRME

Bugün ki AK Parti'nin 2000’li yılların AK Parti'sinden daha demokrat, daha kuşatıcı olduğu söylenebilir mi?

AK Parti, kimseyi ötekileştirmeyeceği, herkesin hayat tarzına saygılı olacağı, bireysel hak ve hürriyetleri genişleteceği taahhüdüyle iktidara gelmişti. Bu taahhütlerinden bazılarını gerçekleştirdi de. Her seçim artan oy oranının arkasında bir dönem sıkı sıkıya bağlı olduğu, bu   taahhütlere sadakat yatıyor.

Geçmişte AK Parti'yi iktidara ideolojik hoş görü taşıdı, bugün o hoş görünün yerinde yeller esiyor.

Gazete köşelerine çöreklenmiş kiralık kalemler önüne geleni biçip duruyor. Farklı düşünen hatta düşüncelerini söyleyen herkes hain ilan ediliyor. AK Parti'ye kimliğini kazandıran kurucu kadrolar soğan gibi doğranıyor.İlkelere bağlılığın yerini hızla ilkesizlik ve  kişiye bağlılık alıyor.

Son referandumda başta Gül ve Davutoğlu olmak üzere bir çok eski isim odağa alındı. Aldıkları görev ve mertebeler hiçe sayılarak bir nevi militanlık yapmaları istendi.Biri Cumhurbaşkanı öteki Başbakanlık yapmış iki isim basit parti seçmeni derecesine indirildi. Organize olduğu belli olan sinsi bir kampanyanın hedefi oldular. Davutoğlu, her zaman olduğu gibi vakarını bozmayarak susmayı tercih etti. Bardak taşınca eski Cumhurbaşkanı Gül, Cuma namazı çıkışında, hem bu organizasyona dikkat çekti, hem de bu yıkıcı kampanyayı suskunlukla karşılayanlara göndermede bulundu. Gül, satır aralarında bu organizasyonu susturma mevkiinde olup susturmayan veya susturmayanları sorumlu tuttu.

AK Parti istemese bu besleme kalemler bir satır yazı bile yazamazlar. Yazıyorlarsa AK Parti böyle istediği için  yazıyorlar.

Gül ve Davutoğlu- ki buna sn Arınç’ta eklenebilir-birikim olarak en  yetkin dönemlerini yaşıyorlar. Bu ülkeye verebilecekleri çok şey var. İnsanları en olgun dönemlerinde onlardan yararlanmak yerine ademe mahkum etmek doğru bir davranış değil. Bazı çevreler ısrarla Gül ve Davutoğlu gibi isimlerin siyasi hayatlarını bu şekilde tüketmesini istiyor. Odağa alınmalarının,eleştiriyi aşan –kişilik haklarına uzanan- saldırıların arkasında bu gerçek var.Kimse en verimli çağında siyasi hayatını bu şekilde tüketmek istemez. Onca saldırıya,tahkir edici eleştiriye,ötekileştirici beyana rağmen  bu iki siyasetçinin siyasi pozisyonlarını değiştirmemesi bir fazilet örneğidir. Bir noktadan sonra sabırlar tükenebilir,o zaman da kimsenin söyleyecek sözü olmaz.

Referandumda milletin yarısı çok yanlış bir politika ile neredeyse –kafir- ilan edildi. Bu yanlıştı, o zaman da yazdım. Hiçbir siyasi başarı milletin birliğinden önemli olamaz. Toplumu kutuplaştırarak elde edilen bir başarı aslında içinde hezimet potansiyeli taşıyan bir başarıdır. Her an tersine dönebilir. Şimdi aynı kamplaştırma,ötekileştirme mantığı AK parti içindeki  potansiyel isimlere yapılıyor.Önemli dönemeçlerde –alternatif olabilecek- isimler tek tek itibarsızlaştırıyor.Partiler kadrolarıyla büyürler. Bir partide ne kadar yetişmiş,bilgili,yüksek ahlak sahibi isim olursa o parti o kadar zengin olur. Siyasi kadro olarak gittikçe zayıflıyoruz, bilginin,uzmanlığın yerini gittikçe dalkavukluk,cehalet,biat kültürü alıyor.Bu, her partide böyle.Yetişmiş olmak her partide bir tehdit olarak algılanıyor.MHP yetişmiş kadrolarını budayarak,yok ederek bu hale geldi. Şimdi AK partiye ruh üfleyenler tek tek ayıklanıyor.Ben kültürü biz kültürünün yerini alıyor.Yarına cehalet,yağcılık,ilkesizlik,Lider kültü devrediliyor.Böyle giderse yarının Türkiye’si bugünün Türkiye’sinden iyi olmayacak…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1117/gul-davutoglu-ve-otekilestirme.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar