AKPM KARARI NASIL OKUNMALI?

Türkiye kritik bir süreçten geçiyor. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin kararı -Haçlı zihniyetinin-bir tezahürü olarak nitelendirilip görmezden gelinemez. Kararın sosyal,siyasi ve ekonomik sonuçları olacaktır. Uluslararası ilişkilerde en önemli kriter, hukuki ve siyasi güvenliktir. Bugün ikisinde de  büyük sorunlar olduğu ortada.

Yargı'daki çürüme  Fetö ile başladı. Toplu davalara bir çok suçsuz, günahsız insan dahil edildi. Hedefe konulan  insanlar adaletin ağlarına alınarak perişan edildi. Bunun en somut örneği eski Van savcısı Ferhat Sarıkaya'nın itiraflarıydı. Sarıkaya, Şemdinli'deki bombalama olayının nasıl bağlamından çıkarıldığını 15 Temmuz ihanetinden sonra uzun uzun anlattı.

Bir ülkede her şey ve herkes taraf olabilir.Ama Yargı,Ordu ve Din kurumu asla taraf olamaz. Olursa o ülkede  toplumu uzlaştıracak,barıştıracak hiç bir mekanizma kalmaz.

Siyasi güvenlik de hukuki güvenlik kadar önemlidir. Siyasi güvenlik sadece istikrar ile ilgili bir kavram değil. Bir ülkede -siyasi istikrarın- olması elbette önemlidir ama onun kadar önemli olan bir başka konu da -demokratik kurumların- işleyişi, denge ve denetim mekanizmalarının varlığı ve şeffaflıktır.  Batı'ya kızmak kendimizle ilgili  gerçekleri ortadan kaldırmaz. Türkiye on aydır OHAL ile yönetiliyor.15 Temmuz'da bu bir ihtiyaçtı,bugün böyle bir ihtiyacın hala devam ettiğini söylemek çok kolay değil. Binlerce insan işini, mesleğini kaybetti,AKPM'nin Türkiye'yi denetim altına alma kararının dayanaklarından birini bu konu oluşturuyor. Suça karışan,örgütsel faaliyetlerde bulunan,paralel bir hiyerarşi oluşturanların devlet mekanizması içinde yeri olamaz. Bu yapılırken seçici davranmak,kurunun yanında yaşın da yanmasına mani olmak -devlet olmanın- bir gereğidir. Keşke   hukuki prosedür izlenerek bu ayıklama işlemi yapılsaydı,muhtemelen   bu eleştirilerin hiç biri olmayacaktı.  Üstelik bu şekilde insanları ihraç etmek onlara bir dava ve hikaye hediye ederek,örgütün değirmenine su taşımaktır.Bu yapıya zamanında,okullarına,dersanelerine,Türkçe olimpiyatlarına bakarak- sempati duymuş milyonlarca insan var. Sempati duydukları şey, onların içinde sakladıkları şey değil, dış mimarilerine yansıttıkları şeylerdi. Kimse Yargı'nın bir cemaatin sopası haline getirilerek bu kadar çürütüldüğünü, darbeye tevessül edecek kadar kriminal hale geldiklerini, gelebileceklerini tahmin edemezdi. Nitekim sn Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aldandık şeklindeki ifadesi  de bunun ispatıdır.Bu konuda herkes az veya çok aldanmış,aldatılmıştır.Bugün işini,mesleğini kaybedenlerin de içinde aldanan/aldanmış olanlar olabileceğini kabul etmek durumundayız.

AKPM'nin tutuklu siyasetçilere yönelik eleştirileri ise  tam bir aymazlık ifadesidir. Teröre verilen kurbanlarda   PKK'nın ne kadar sorumluluğu varsa en az onun kadar HDP'nin de sorumluluğu vardır.Bu, aslında Türkiye'nin kendi derdini anlatamadığını,terör olaylarında  HDP'nin rolünü  izah edemediğini gösterir..Ancak bu haksız tutum, sadece bilgi eksikliği ile izah edilemez. Bu  tutumda  Batı'nın ön yargılarının da büyük etkisi vardır.

AKPM kararına karşı her zaman olduğu gibi reddiyeci bir tavırla yaklaşmak, hamasi nutuklarla cevap vermek mümkün.Bu hiç bir şeyi değiştirmez,ilişkilerimizi daha sorunlu hale getirir.Doğru olan, haklı eleştirilerle diğerlerini tefrik edip ona göre pozisyon almaktır.Çok yönlü yansımaları olacak böyle bir karar  parlak söylevler,iç politikaya yönelik retoriklerle geçiştirilemez. Türkiye hem darbelerle,PKK,FETÖ,IŞİD gibi örgütlerle mücadelesini sürdürmeli hem de Batı ile ilişkilerini, demokrasi, hukuk ve eşitlik temelinde devam ettirmelidir.Bu çerçeve dışında verilecek her mücadele örgütlerin işine yarar,Batı'ya onları himaye edecek yeni gerekçeler sunar.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1093/akpm-karari-nasil-okunmali.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar