NÂZIM HİKMET: ÇOK KÖTÜ BİR ADAM

Eklenme Tarihi: 25.04.2017 16:49:34 - Güncellenme Tarihi: 25.04.2017 16:49:34

Bir şiirinde, ?Geberiyorum? kelimesini kullanarak çok büyük bir şâir olduğunu gösteren Nâzım Hikmet, aynı zamanda çok kötü bir insandı. Önce çok önemli bir hususu açıklamak istiyorum. Biz Türkçemizde gebermek, gebertmek kelimesini insanlar için kullanmayız. Bu kelimeyi ya hayvanlar için veya çok kızdığımız, insanlık vasıflarından uzaklaştığını gördüğümüz, nefret ettiğimiz kimseler için kullanırız. Türk dünyasında da bu böyle. Ölü, ölmek kelimeleri bütün Türk dünyasında ortak kelimelerdir. Ama Kırgızlar gebermek yerine ?donuz köbü?; Özbekler, Uygurlar ise ?haram ölmek? diyorlar. Nâzım Hikmet, keşke geberenler arasında olmasaydı. Artık kendi tercihine bir şey diyemiyoruz. Yalnız biliyoruz ki Nâzım Hikmet, çok büyük bir şâir olmasına rağmen çok kötü bir adamdı.

Neden çok kötü bir adamdı?

İki örnek vermeme lütfen tahammül ediniz. Türkiye?de iken yazdığı şiirlerin bir kısmını Şeyh Bedreddin Destanı ismi altında topladı. Şeyh Bedreddin, bizim Marksist kişilerimizdendir. 1359-1420 yılları arasında yaşamıştır. Halkımızı devlete karşı ayaklandırmak istediği için idam edilmiştir. Tarihçi İbrahim Hakkı, Bedreddin?in kemiklerinin Topkapı Sarayı?nda bulunduğunu yazmıştı. Nâzım Hikmet, Şeyh Bedreddin?i kendisine mürşid olarak seçmişti. Onun için yazdığı şiirlerin birinde şöyle haykırmıştı:

Hep bir ağızdan türkü söyleyip

Hep beraber sulardan çekmek ağı

Demiri oya gibi işleyip hep beraber

Hep beraber sürebilmek toprağı

Ballı incirleri hep beraber yiyebilmek

Yârin yanağından gayri her şeyde

Her yerde hep beraber diyebilmek için

Yani Nâzım Hikmet, Türkiye?de iken kadın dışında her malın ortak mülkiyet olarak kullanılmasını istiyordu. Kadını, kadının yanağını, ortak kullanmanın dışında tutuyordu. Büyük şâir Rusya?da bu düşüncenin dışına çıktı. Dayısının kızını ve oğlunu Varşova?da yüzüstü bırakarak Moskova?da yeni bir evlilik yaptı. Ama ne evlilik! Hadise şöyle gelişti:  

Nâzım Hikmet, yazdığı yeni bir tiyatro eserini, incelemesi için Vera isimli bir kadına götürdü. Vera, 28 yaşındaydı Evliydi ve bir çocuğu vardı. Nâzım, Vera?ya âşık oldu; onunla evlenmek istedi. Vera, evli olmasına rağmen Nâzım?ın mal varlığına konmak istedi. Durumu kocasına anlattı. Kocası, çıkıp nazımın yanına geldi. Hadisenin nasıl geliştiğini, Nâzım?ın çok yakın arkadaşlarından Zekeriya Sertel?in kaleminden aktarmak istiyorum. Zekeriya Sertel ve karısı Sabiha Sertel, Nâzım Hikmet?in çok eski arkadaşlarından. Onlar da Nâzım gibi su katılmamış Marksistlerimizdendir. Fikirleri yüzünden yurt dışına çıkmak mecburiyetinde kaldılar. Nazım da 1950 yılında Moskova?ya kaçınca zaman zaman beraber oldular.

Zekeriya Sertel?in 1978 yılında Milliyet yayınları arasında çıkan bir kitabı var. İsmi, Nâzım Hikmet?in Son Yılları. Bu kitabın 250. sayfasında Nazım Hikmet?in Vera ile evliliğini, Zekeriya Sertel, şöyle anlatıyor:

?Rus kadını 28 yaşında, genç ve güzelce bir kadındı. Boyu boşu yerinde, pembe yüzlü, büyük ve güzel gözlüydü. Kalın ve şehvetli dudakları vardı. O zaman Nâzım, 58 yaşındaydı.

Nâzım ihtiyar ve hasta bir adamdı. Bu evlilik hayatı nasıl olsa çok sürmeyecek ve kadın zengin bir mirasa konacaktı. Onun için Nâzım?a iki şart koşmuştu. Mutlaka resmî nikâh yapmak, hafta sonları evine gidip bir iki gün çocuğuyla kalmak. Hatta Vera, Nâzımla ilişkisini kocasına da bildirmiş ve ondan izin istemişti. Kocası, Nazım?a kadar gelerek karısının ileri sürdüğü bu iki şart üzerinde ısrar etmişti. ?Resmen nikâh yapmaz, karımın çocuğumu görmek için haftada bir eve gelmesine izin vermezseniz ben de onu boşamam.? demişti. Yani karı-koca bu işi beraber kararlaştırmışlardı. Oyun açıktı ama Nâzım, bunu görecek hâlde değildi. Vera?yla evlenebilmek için bütün şartları kabule hazırdı. Nikâh da yapacaktı, kadının çocuğunu görmesine izin de verecekti.

Ama Vera, bu kadarıyla da kalmadı. Kıskançlık oyununu gün geçtikçe ilerletti. Hafta sonunda evine gitmekle kalmayarak hafta içinde de canı istediği zaman kapıyı çekip gidiyor;  bir iki gün görünmüyordu. Nâzım?dan izin almak şöyle dursun, ona haber vermeye bile lüzum görmüyordu.

Birgün kendisine evliliğinin nasıl gittiğini sorduğumda bana şu cevabı verdi:

-Bilmediğin kadar mutluyum ben, dedi. Görmüyor musun be! Gençleştim be!

Sonra karısının habersiz evden çıkıp gittiğini anlattı ve güya kıskandığını anlatmak için dedi ki:

-Yâhû Zikri (Zekeriya), şu yeni Sovyet kuşağı yok mu, alabildiğine serbest. Örneğin bizim Vera, istediği zaman bana sormadan çıkar gider. Günlerce gelmez. Nereye gider, niçin gider, nerde kalır, bana söylemeye bile lüzum görmez.?

Ayan beyan görüldüğü gibi Nâzım Hikmet, Vera?nın yanağını, Vera?nın eski kocasıyla ortaklaşa paylaşmaya razı olmuştur.

Türkiye?de karısını başka erkeklerle paylaşan kocalara ne derler? Ben, devrimci ve ilerici Nâzım Hikmet hayranlarını üzmemek için bu kelimeyi kullanmayacağım. Fakat onların Nâzım Hikmet?i yere göğe sığdırmayan şamatalarına da asla inanmayacağım.

Nâzım Hikmet?in çok kötü bir kimse, çok kötü bir vatandaş, çok kötü bir baba, çok kötü bir koca olduğuna dair okuduklarımı, bildiklerimi yazsam sayfalar arasına gömülüp kalır, şaşırırsınız.

Nâzım?ın çok kötü bir vatandaş çok kötü bir insan olduğunu bir Bulgaristan seyahatimde de gördüm.1993 yılında Bulgaristan?a gittim. Kırcaali şehrinde soydaşlarımızla görüştüm. Sohbet esnasında bana dediler ki:

?Jivkov döneminde bize yapılan büyük zulümlerden, baskılardan sonra Türk kardeşlerimiz Türkiye?ye göç etmeye başladılar. Bir süre sonra bazı köyler boşaldı. Buğday tarlaları ekilemez, biçilemez oldu. Çünkü o tarlaları ekip biçenler Türkiye?ye göçmüşlerdi. Tarımda büyük kayıplar meydana gelince Sofya, Moskova?ya başvurdu. O göçün durdurulmasını istedi. Moskova da buraya Nâzım Hikmet?i gönderdi. Nâzım, çıkıp buraya geldi. Hepimizi bir araya getirip nasihat etmeye başladı. Türkiye?nin çok geri bir ülke olduğunu; insanların ekmeğe muhtaç hâle geldiklerini söyledi. Sonra üzerine basa basa dedi ki:

-Türkiye?ye giderseniz karılarınız kızlarınız, Amerikalı askerlerin koyunlarına düşerler. Sakın ha Türkiye?ye gitmeyin! Sonra bin pişman olursunuz. Benden size dostça, kardeşçe tavsiye. Sakın! Sakın! Sakın!

Sözü döndürüp dolaştırıp karılarımıza kızlarımıza getiriyor; onları Amerikalı askerlere peşkeş çekmememizi söylüyordu.

Buralarda Köselerin Sülüman diye bir arkadaşımız vardı. Ayağa kalktı; cebindeki pasaportu çıkartıp Nâzım?a doğru sallamaya başladı:

-Nâzım, dedi. Sen ne dersen de! İşte ben pasaportumu da çıkarttım. Çoluğumu çocuğumu toplayıp Türkiye?ye gideceğim.

Nâzım, bir süre dondu kaldı. Sonra Sülüman?a dedi ki:

-Getir bakayım o pasaportu bana!

Sülüman sandı ki Nâzım inanmıyor. Ona götürüp verdi pasaportunu. Nâzım aldı Sülüman?ın pasaportunu. Önce ikiye, sonra dörde bölerek yırttı. Sonra çarptı Sülüman?ın yüzüne. Çıkıp gitti buradan. Donduk kaldık. Kendi kendimize dedik ki:

-Adam Moskova?nın emrinden, Sofya?nın emrinden nasıl çıksın? Çıksa öldürürler Nâzım?ı.?

Bizde bir söz var efendim: İt, bağlı olduğu kapının sahibine kuyruk sallar. Nâzım da Moskova?nın emrinden katiyyen çıkmadı; çıkamadı.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1091/nazim-hikmet-cok-kotu-bir-adam

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

10.12.2019 Atatürkçü! Atatürk Düşmanı!
02.12.2019 Yanlış Atatürkçülük -I-
25.10.2019 ?Saltanattan Sultandan Kurtuldu Güzel Vatan?
14.10.2019 Bir Cinayet Hikayesi -I-
08.10.2019 Türkiye?nin En Büyük Davası Başörtüsü Değildir
04.10.2019 Allah Müslüman Türk?ün Düşmanı mı?
20.08.2019 Sultan Vahdettin Üzerine
09.08.2019 Yine Atsız Üzerine
03.08.2019 Müthiş Bir Soru
25.07.2019 Neden Öz Türkçe Olmaz
17.05.2019 Atatürkçü ? Atatürk Düşmanı
25.02.2019 Dünya çapında muhteşem bir ödüle nasıl layık görüldüm
19.02.2019 En büyük ayıbımız -II-
15.02.2019 En büyük ayıbımız -I-
08.01.2019 Atatürk konusunda öfkemiz, cehaletimizdendir
09.12.2018 Yanlış Atatürkçülük anlayışı
27.11.2018 Atatürk ırkçılık yaptı mı?
22.11.2018 Andımız dolayısıyla ırkçılık suçlamaları
02.11.2018 Aleviliği de Sünniliği de doğru dürüst bilmiyoruz
22.10.2018 Benim Atatürk düşmanlığım
15.10.2018 Bu Sinan Meydan nasıl Atatürkçüdür?
29.09.2018 Türkçe bizim varlık sebebimizdir
05.09.2018 Doğu ve Batı dünyasının Türkiye?yi bölme ?parçalama planları
13.08.2018 En mükemmel üniversitemiz en dirayetli Valimiz
28.07.2018 Doç. Dr. Selçuk Özdağ
28.06.2018 Dünyanın en köksüz, en saçma sapan bir suçlaması Alevi-Sunni çekişmesi dövüşmesi, sövüşmesidir
05.06.2018 Aleviliği de Sunniliği de okumayan bilmeyen insanlarımız!
10.05.2018 Alevi, Alevi düşmanı, Yezid!
28.04.2018 Ordumuz kesinlikle siyasete bulaşmamalıdır
17.04.2018 Müezzinlerin ezana saygısızlıkları!
05.04.2018 Makalat?ı okudunuz mu Makalat?ı?
23.03.2018 Rus Çarı Deli Petro?nun Vasiyeti
13.03.2018 Türk olmak şereftir!
20.02.2018 Ziya Gökalp?in kâfirleri ve piçleri
23.01.2018 Arif Nihat Asya diyordu ki...
17.01.2018 NEJDET SANÇAR: ?ÖLÜRÜM DE NEJDET SANÇAR BİZDEN KORKTU DA KAÇTI, DEDİRTMEM?
02.12.2017 YİNE KERKÜK ÜZERİNE
25.11.2017 KERKÜK AĞITI VE NEJDET KOÇAK
07.11.2017 ALLAH SENİ BİLDİĞİ GİBİ YAPSIN YOĞUN!
30.10.2017 BU KADAR CEHALET, ANCAK TAHSİL İLE MÜMKÜNDÜR
24.10.2017 TÜRKÇEMİZE KIYANLAR, GAFLET VE İHANET İÇİNDEDİRLER
08.10.2017 SOLCULARIMIZIN GERİCİLİKLERİ
02.10.2017 İKİSİ DE YANLIŞ... İKİ ALİ
28.09.2017 BAZI ÖĞRETMENLERİMİZE GÖRE BENİM RUH HASTALIĞIM
15.09.2017 EN BÜYÜK AYIPLARIMIZDAN BİRİ ALEVİ-SÜNNİ ÇEKİŞMESİ-DÖVÜŞMESİ
23.08.2017 ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE
06.08.2017 HAZİNEDAR- İT- KURT
27.07.2017 ORDUSUZ MİLLET, ORDUSUZ DEVLET
20.06.2017 BUNLAR NE BİÇİM ŞAİR, YAZAR, ELEŞTİRMEN, OYUNCU, YÖNETMENDİRLER?
14.06.2017 YOBAZLARIMIZ-2
09.06.2017 YOBAZLARIMIZ-1
28.05.2017 MEL?UN YEZİD?İ BİR DAHA ÖLDÜRMEK-2
23.05.2017 MEL?UN YEZİD?İ BİR DAHA ÖLDÜRMEK-1
17.05.2017 SİLAHLI TÜRK DÜŞMANLIĞI
07.05.2017 NAZIM HİKMET ?MUHTEŞEM ÜSTÜ MUHTEŞEM BİR ŞAİRDİ!?
25.04.2017 NÂZIM HİKMET: ÇOK KÖTÜ BİR ADAM
09.03.2017 ATATÜRK?ÜN GÜNEŞ DİL TEORİSİ ÜZERİNE YÂKUB KADRİ İLE BİR RÖPORTAJ
03.03.2017 BİLİNMEYEN ATATÜRK