ÇOCUKLAR VE OYUN

Bugün 23 Nisan.

Bugünün, çocukluğumuzdan beri zihnimize yerleşmiş çok derin hatıraları vardır. Çocukluğumuzda okuduğumuz şiirler, taşıdığımız bayraklar, büstler aklımızdan kolay kolay çıkmaz. Başlangıçta ne olduğunu belki de çok iyi kavrayamadığımız ama Atatürk ve Cumhuriyet sevgisinin oluşmasında da önemli etkisi olduğunu düşündüğüm 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunu öğrendiğimiz bir gündü. Başta çocuklarımız olmak üzere bütün milletimizin bayramı kutlu olsun.

Çocuk dünyası, en naif dünyadır. İçinde hinlik, kurnazlık, hesap-kitap, çıkar, husumet, hınç barındırmaz. Çocuklar, masumiyetin kendisini gösterdiği varlıklarımızdır. Ağlamaları da, gülmeleri de samimidir. Ne ise o olarak kendilerini ifade ederler. Öğrenmek için sorarlar, korktukları için ağlarlar, sevindikleri için gülerler. Yalandan ve riyadan uzaktırlar. Bildiklerini, olduğu gibi söylerler. Çocuktan al haberi, boşuna söylenmemiştir.

Onların en çok sevdiği, oyundur. Oyun, kendi dünyalarının biricik hayat kaynağıdır. Oyun sayesinde hayatı öğrenirler. Başkalarıyla yaşamak, oyunun kurallarına uymakla mümkündür. Oyunun kurallarına uymayan çocuklar mızıkçılıkla suçlanır, kolay kolay oyuna alınmazlar, dışlanırlar. Oyun esnasında hile yapmak isteyen çocuklar ayıplanır.

Yarışma esasına dayalı oyunlarda kazanmak da kaybetmek de mümkündür. Kazanmak durumunda da kaybet durumunda da hayatın devam ettiğini görürler. Kazananlar da kaybedenler de kendileri gibidir ve arkadaşlarıdır. Hayatın, her iki hali de içinde barındırdığından haberdar olurlar. Daha hayatın başında, oyun sayesinde, hayal kırıklıklarıyla mücadele etmek gerektiğinin şuurunu kazanmaya başlarlar.

Oyun, yaratıcılığı geliştirir. Sorunlarla başa çıkma yollarını ve problem çözme yeteneğini kazandırır. Takım oyunlarında başkalarıyla birlikte bir ekip olma ruhunu öğrenirler; başarının sadece insanın kendisinden geçmediği, başkalarıyla birlikte bir amaç için birleşildiği ve ekip arkadaşlarıyla aralarında güven duygusu oluştuğunda gerçekleştiği tecrübe edilir. Oyun sayesinde başkalarına bağlanma, onları yarı yolda bırakmama öğrenilir.

Çocukların ahlaki ve zihinsel gelişimlerinde, şahsiyet oluşturmalarında oyundan daha etkili bir yol yoktur.

Çocukların bol bol oyun oynamaları, derslerini oyun gibi geçirmeleri sağlanmalıdır. Oysa günümüz çocuklarına baktığımızda, ifade etmeye çalıştığım tarzda bir öğrenme ve gelişmeye yönelik oyundan çok uzak olduklarını görüyor ve onlar adına üzülüyorum.

Yalnızlık ve teknolojiye bağımlılık, çocukların da bir hastalığı artık. Hazır oyuncaklarla kendi başlarına sadece makineleri muhatap alarak oyun oynayan çocuklar var.

İletişimsizlik, başkalarıyla birlikte olma ruhu mevcut durumda çocuklarda hiçbir biçimde gerçekleşemiyor. Kendi oyuncağını kendisi yapmayan, arkadaşlarıyla futbol oynamak yerine elektronik ortamlarda sanal futbol oynayan çocuklarda hangi yetenek gelişebilir?

Çocuklar, kendi gerçekliklerinden uzak bir biçimde kapalı ortamlarda, doğadan kopuk olarak yaşamaya mecbur bırakılmış durumdalar. Bir böceğin resminden bile korkan çocuklar var artık. Renkleri doğadan değil, boyama kalemlerinden öğrenen çocuklar var artık.

Çocukları, oyun açısından ihmal eden bir eğitim, yaratıcı ve yapıcı şahsiyetlerin yetişmesine katkı sağlayamaz. Oyunun asli tabiatına uzak olan çocuklar, bayramlarda da nasıl sevinileceğini bile bilemezler.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1081/cocuklar-ve-oyun.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar