AYDININ MUKADDESİ HAKİKATTIR


Türkiyemize kuş bakışı baktığımızda yüz bini aşkın akademisyen, gazeteci, siyasetçi, yazar kalem oynatıyor... İnternet yaygınlaştıktan sonra bir de “Site köşe yazarları” peydah oldu, onları da bu sayıya dahil ederseniz rakam hayli kabarır.


Yıllar önce arabayla Avrupa’ya gitmiştim. Arabam arıza yapınca Amsterdam’da bir tamirciye uğradım. Tamirci yağlı tulumu ile arabanın altında işini yaparken bir taraftan da benimle laflıyordu:


“Abi okumadım ama senin roman yazarı olduğun bir ara kulağıma çalındı. Biliyor musun?.. Ben de yazarım,  site köşe yazarıyım yani.”
“Yaa öyle mi?.. Hangi konularda yazıyorsun peki?”
“Valla belli olmuyor abi, tarih, edebiyat, siyaset, felsefe falan...”
“Aaa!.. Felsefi yazılar zordur ama... Hangi felsefi kitapları okudun?..”
“Yok abi ne kitap okuması, felsefe yazmak için okumaya gerek yok ki... Benim spor felsefem Beşiktaş, siyaset felsefem MHP, din felsefem Fetullah Efendidir...”
“Maşallah, kıskandım seni, çok renkli bir felsefen varmış. Tarih konusunda hiç kitap okudun mu?”
“Eskiden okudum tabii... Battal Gazi Destanı’ını, Karaoğlan çizgi romanını bir de Hayber Kalesini okumuştum. Dehşet güzeldir Hayber Kalesi.”


Bu saf Anadolu insanının samimiyeti ve şeffaflığını hiç unutamam.


Birden aklıma yazılı basında ve ağır abi sitelerinde kalem oynatan akademisyenler geldi... Okurken soluğunuzu kesecek kadar uzun cümleler, ağdalı bir üslup ve Batı düşünürlerinden bolca iktibaslar... Yazılarının giriş veya sonuç bölümlerinde taraftarı olduğu partinin genel başkanına selam çakmayı asla ihmal etmezler,  gelişme bölümü de balta ile odun kesen ormancıya “hınk deyicilik”in akademik versiyonudur.


Peki yüzbinlerce kalem erbabının arz-endam ettiği iletişim dünyamızda “aydın” sıfatını hakeden kaç kişi var?..


Bu soruya cevap verebilmek için Cemil Meriç’in ortaya koyduğu aydın kriterlerine göz atmalıyız önce:


"... Evet, düşünce adamı bir zümrenin emir kulu değildir. Hiçbir merkezden talimat almaz. Bir partiye bağlı olmayabilir. Ama tarihe angajedir; kucağında yaşadığı topluma angajedir. Yani vatandaş olarak vazifeleri vardır: belli savaşları kabul etmesi, belli tehlikeleri göze alması lâzımdır. Bir devrin şuuru olmak zorundadır o. Başka vazifesi: Bütün hakikatleri yoklamak, bütün yalanların maskesini yırtmak, kalabalığa doğruyu göstermek. Bazen yangın kulesindeki nöbetçi olacaktır, bazen engine açılan geminin kılavuzu. Sokakta insanlar boğazlanırken, düşüncenin asaletine sığınarak, elini kolunu bağlamak, düşünceye ihanettir."


Cemil Meriç maalesef düşünce adamı/aydın çıtasını hayli yükseltmiş. Bugünün kalem erbabının hiç hoşuna gitmeyecek “Partiye angaje olma, tarihe, kucağında yaşadığın topluma angaje ol” derken beklentilerimizin önüne duvar örmesi de kabul edilebilir bir şey değildir. (!)


D. Mehmed Doğan’ın Enpolitik’teki yazıları toplumda yankılar uyandırıyor. Bu yankıların çeşitli ortamlarda şahidiyim. Doğan’ın etkisi üslubunda değil, kelime oyunları da yapmıyor; sırrın nerede olduğunu Kul Nesimi ifşa ediyor:


“Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren Huda'dır kula minnet eylemem.”


Siyasetçilere Cemil Meriç’in “düşünce adamı” kriterlerini uygulama yanlısı değilim; siyasetin şartları gereği onlara toleransım yüksektir.  Ama Selçuk Özdağ’ın referandum öncesinde yazdığı “AİHS’den kopmak Bizi Nereye Götürür?”, “Siyaseti Dini Alana Taşımak” başlıklı yazılarında sergilediği aydın aydın tavrı dikkate değerdir.


Türkiye’de aydın olmak zor zanaattır. Hınk deyicilik sarmalında gerçeği örtmeyen, kalemi ve zihni ele geçirilemeyen, güçlünün değil haklının yanında olan, dik duruşunu mertçe sergileyen, isminin önünde taşıdığı ünvanlarla değil, dik duruşu ve mertliği ile ışık saçandır.


Ve yine Cemil Meriç’le bitirelim yazımızı:


“Aydın olmak için önce insan olmak lazım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan: "uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1072/aydinin-mukaddesi-hakikattir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar