RÜZGARA KAPILMAK

16 Nisan referandum sonrası sürprizlerin başa geleceğini önceleri yazıp çizmiştik, ancak kimselere anlatamadık.
Siyaset rüzgarı öylesi bir şey, kapıldın mıalıp götürüyor..
..
Bu koltuklardan, bu yollardan kimler gelip geçmedi ki...
Bin yıl Anadolu’da hükümranlık süren medeniyetimizin aslı temsilcisi üç kıtaya hakim olan Osmanlı hani nerede? Hani o Tuna boylarında at koşturan yiğitler, hani o Viyana kapılarına dayanan şanlı Osmanlı askerleri?
...
Lozan çekmecesine kilitlenerek bir avuç Anadolu toprağına mahkum edilen bu millet esaret zincirini kırmak için başlatmış olduğu milli hareketin beklendiği gibi sonuçlanmaması elbetteki üzüntümüzdür. 
Demek ki yanlışlarımız eksiklerimiz var.
...
Sonuçta kazandık ama nasıl kazandık?
Uhud Harbi de bir kazançtı ama verilen şehitlerin sayısı pek fazla.
...
Ankara verildi, İstanbul verildi, Antalya verildi.
Hele de İstanbul Türkiye’nin kalbi, delindi mi arkası gelecek demektir.
...
Referandum hukuken tamam da siyasi açıdan neden yetersiz?
Çünkü bu seçimde halk seyirci,  AK Parti iktidarından nemalan bir takım vefasızlar yüzsüzler aleyhte, şer ittifak tek yumruk.
Meydanlarda tek başına Cumhurbaşkanı ile Başbakan...
...
Yeterli değildi tabi...
Başkanlık dışındaki maddeler de yeterli değildi. 18 yaş olayı referandumu oldukça hırpaladı.Bir başka yetersizlik, Cumhurbaşkanı'nın Kılıçdaroğlu denilen kişi ile sürekli muhatap olması.

Değer miydi?
Karşındaki çapsızı sen ne kadar muhatap alırsan o kişi de o kadar güçlenir, çevresi o kişin adam yerine konulduğunu görerek toparlanır. Mesela, Öcalan, muhatap alınınca örgüt onun liderliğinde toparlandı.
...
Sürekli demokrasi ile laikliğe vurgu yapılması üç-beşin gönlü yapılıyor zannedilse de asıl kırılmalar parti tabanında oluşuyor. “Bu partiye laiklik getirsin diye oy vermiyoruz” diyenlerin sayısı oldukça yüksek.  
Konuşurken kelimelere dikkat etmek lazım.
...
Yedi Haziran benzeri bir mesajdı okundu fakat kısa sürede unutuldu.  
Referandumda beklenen sonucu elde edilememesi de ikincisi sayılır, üçüncüye gelirse sıra korkarım çok geç olur.O bakımdan çok şeyleri oturup konuşmak lazım.
...
Yanlışlar, eksikler, ihmaller...
En başta milli bir kadro, peşinden eğitimde, istihbaratta, yargıda, idarede esaslı bir devlet reformu. Aradan uzun yıllar geçmesine rağmen bu ünitelerde pek de değişen bir şey yok. Eski tas eski hamam... 
Vatandaş ortalama beş yıl hala hakimin kapısında nöbet tutuyor.
...
Devlet yapılanmasında önemli miktarda israf olduğu görülüyor, hele de çokça konuşulan bazı belediyelerin imar çalışmaları acilen mercek altına alınmalı. Varsa yolsuzluk, muhalefetin çenesi döneceği yerde, iktidar erken davranarak bu gibi fırsat düşkünlerini yaka paça etmeli. Kendi denetimini kendin yaparsan başkalarına kapı aralanmamış olursun.
...
Asıl benim kavrayamadığım, referandum sonrası başkanlığın neden iki yıl sonra yürürlüğe girmesidir. İki yıl diyoruz, bu ülkede iki ay bile çok uzun bir zamandır, sabahtan akşama neler değişmiyor ki.  İki yıl geçecek başkanlık sistemi yürürlüğe girecek...
..
Adam alacağını isteyince karşısındaki sayamaya başlamış.
“Hele dur bakalım, bahar gelsin koyunlar melesin kuzulasın, kırkalım yünlerini pazara götürelim satalım parasını alalım senin borcunu ödeyelim.”
Adam kahkahalardan yerlere serilmiş.
“E tabi peşin parayı gördün gülersin!”
...
Bana kalsa, 18 maddenin sadece bir maddesi olan başkanlığı önce yürürlüğe koyar arkasından esaslı bir anayasa değişikliği yapardım. Hem de sadece temel hakları ihtiva eden 14- 15 maddelik, fazlası ortalığı karıştırıyor. İşleri yokuşa sürüyor, tutuyor.
...
Kur’an’ın emri istişaredir.
Hem de bu istişareyi yapacakların sağlam karakterde, sağlam zeminde bulunan kişiler olması lazım, oradan buradan devşirmelerle rüzgar oluşur istişare olmaz...
Olsaydı Sultan Hamid yapardı....

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1068/ruzgara-kapilmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar