ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ

Hayatın yönünü, tayin etmek oldukça güçtür. Hayatın bizim adımıza tayin ettiği bir yön var mıdır, gibi bir soru sormayı bile çoğu zaman aklımızdan geçirmeyiz. Aslında böyle bir düşünme biçimi, hayatın her türlü tesadüfün dışında, mümkün olan her şeyin gerçekleşmesi bir yana zorunlu bir yürüyüşü, zorunlu ve önceden belirlenmiş bir hedefi olup olmadığı meselesiyle ilgili olan bir düşünme biçimidir.

Ferdi varlıklarımız açısından bakıldığında, her birimiz için hayatın tayin ettiği yön, elbette ölümdür. Bunun için, “ölüme doğru atılmış” varlıklar olduğumuz gerçeği hiçbir zaman değişmeyecektir. Yaşarken ve her anın biraz sonra gelecek olan anlar için hesabını yaparak yaşarken, ölüme doğru koştuğumuz hiç ama hiç aklımıza gelmeden yaşarız. Farkında olalım ya da olmayalım, hayatımızı tayin eden şeyin ölüm olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu gerçeği bir kenarda tutarak ve onu hiç akıldan çıkarmadan ifade etmek gerekirse, ölmeye doğru varolurken aslında, yaşadığımız şimdi’de var oluyoruz.

Şimdi, bizim için en gerçek ama en sıkıntılı bir durumdur da. Bundan dolayı, şimdi’nin yaşarken rahatsız edici ve belirsiz bir sonra’yı içinde barındırması nedeniyle, kendimiz için süslediğimiz, özene bezene yarattığımız başka zaman dilimlerini hayal ederiz. Ya geçmiş ya da gelecek, şimdi’den bunalan bizler için birer sığınak, hatta kendimizi güvende hissettiğimiz zaman dilimleri haline gelirler.

Tanpınar, “ölümün mü yoksa hayatın mı çocuğuz?” diye sorar. Hayat da ölüm de bizimle birlikte var olan şeylerdir. Ölüm ve hayat gibi pek çok şey, zamanın aynasında yansıyan akislerdir, diye de devam eder Tanpınar.

Evet, zaman denilen aynada yansıyan bizler, zaman denilen aynada yansıyan her şey gibi geçiciyizdir. Zamana hâkim olmak isteyen hiç kimse, bu istediğinde başarılı olamadı. Şimdilik olması da mümkün görünmüyor.

İşin başka bir tarafı var: Her şey zamanda yansıdığı halde zaman da, çoğu durumda bizde yansır, bizim ürettiklerimizde, yaptıklarımızda, eserlerimizde yansır. Süleymaniye’de yansıyan bir zaman vardır. Itri’nin, Dede Efendi’nin, Münir Nurettin’in bestelerinde yansıyan bir zaman vardır. Mezarlıklardaki mezar taşları, geçmiş zamanlardan bize nasıl da haber verirler. Biz zamana ne kadar bağlıysak, yaşaması ve devam etmesi için zaman da bize bağlıdır. Elbette saatin ölçtüğü zamandan değil, kendisinin sahip olduğunu düşündüğümüz ve “zamanın ruhu” olarak ifade ettiğimiz bir zamandan bahsediyoruz. Zaman, insan olmadığı müddetçe, bir ruha sahip olmaz. Zaman ile ilişkimiz, belki de onun sahip olacağı ruha katkıda bulunmak olmalıdır. Yoksa bir taş da, bitki de, kelebek de zamanda var olur.

Zeki insanlar, zamanın ruhunun ne olduğunu anlarlar. Çoğunluk, bunu anlamayı ve ona göre davranmayı kendisine ilke edinmiştir. Ben, onları takdir etmek ve zekâlarına hayranlık duymakla birlikte bu durumu onaylayanlardan değilim. Çünkü bunlar, “zaman sana uymazsa sen zamana uy” diyen kurnazlardır. Oysa tarihe yön verenler, zamanına uymamış olanlar arasından çıkar. Etkili kişi, yaşadığı dönemdeki zamanın ruhunu aşan ve gelecekte oluşacak olan zamanın ruhuna katkıda bulunan ve gelecekteki zamanın ruhunun özünün oluşmasını etkileyecek olan kişidir. Bunlar, kendi zamanlarının delileri, aptalları, sapkınları, şarlatanları ve aklınıza gelebilecek yaşadıkları zamana göre daha pek çok olumsuz sıfata sahip olanlardır. Tarih, onlar sayesinde hayatımıza yön verir ve hatta tarih onlar sayesinde yön kazanır, yoluna devam eder. Zamanın hayatımız açısından tayin edici bir etkisi olup olmadığı, gelecekte oluşacak olan zamanın ruhunun nasıl olup olmayacağı tarafından belirlenir ama bu belirlenmenin kendisi bilinemez, sadece yaşanır. Bunun için “her şey daha güzel olacak”, “her şey daha kötü olacak” biçimindeki ifadeler mutlak değil, kısmidir ve bu kısmi ifadeler yüzünden insanlar birbirlerini kaybetmemeli, yok etmemelidir.

Bize, sistemden önce insan gereklidir. Dün ya da yarından önce, bugün bizimle birlikte yaşayan insan gereklidir. Bizimle komşu olarak, meslektaş olarak, köylü olarak, akraba olarak, vatandaş olarak birlikte yaşayan insanı kaybettiğimiz an, geleceğin gerçekleştireceği hiç bir ruh, sağlıklı olamaz.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1056/zaman-insan-iliskisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar