BU GÜNLERİ BİLE ARAYABİLİRİZ…

Aslolan milletin bekasıdır,kişiler,partiler gider millet yaşamaya devam eder.

Yarın referandumda oy kullanacağız,herkes tarafını,tercihini yazarak bulunduğu cephenin oyunu artırmaya çalışıyor.  Lakin her seçim biraz daha bölünüyor,biraz daha kamplaşıyoruz. Çünkü, siyaseti siyaset gibi yapmıyoruz, her şeyi hayat memat meselesi haline getiriyoruz.

Evet çıksa da hayır çıksa da bu millete bu devlete bir şey olmayacak. Devletin teminatı basit bir referandum olamaz. Onun teminatı bu  ülkede yaşayan herkestir.

Demokrasilerde –ülke bütünlüğünü hedef almamak,şiddeti teşvik etmemek şartıyla- her tercih değerlidir ve saygıya layıktır. Demokrasilerde böyledir de bunun kültürünün olmadığı yerlerde tam tersidir.

Şu referandum sürecinde kullanılan siyaset dilinden hiç haz etmedim. Yine kimileri hain,kafir,hırsız,terörist,rüşvetçi,kanı malı helal olan unsur ilan edildi. Farklı düşünene hayat hakkını bile çok gören bir toplumda evet çıksa ne olur,hayır çıksa ne olur?

Hangisi çıkar diye bir tahmin yapacak değilim, ama sonuç ne çıkarsa çıksın daha iyi bir Türkiye’ye doğru gitmediğimizi söyleyebilirim. Evindekine,hanesindekine bile tahammülü olmayan bir toplum, bu  parçalanmışlıkla milli hayatını bir bütün olarak sürdüremez.

Ortada milleti bütünleştirecek,kucaklaştıracak bir siyaset görmüyorum. Eskiden siyaset yapanların bir davası vardı,ilkeleri vardı,sınırları vardı. Şimdi ne ilke, ne ahlak, ne sınır var. Hedefe varmak için her şeyi mübah gören bir siyaset anlayışı hakim. Böyle bir siyaset bizi nereye götürür?

Bir toplumda –din-siyasetin aracı halini alırsa o toplumda kavga kaçınılmaz olur. İslam’ı diğer dinlerden ayıran bütün insanlığa gelmesi,cihanşumul bir din olmasıdır. İslam bir parti,bir cemaat,bir toplum,bir devlet ile sınırlanamaz. Muhatabı bütün insanlıktır. Bu referandum sürecinde böyle bir din anlayışına tanık olan var mı? İslam’ı şu veya bu partiye şu veya bu faniye odaklamak onun mesajını o kadar daraltmaktır.Bu insanları İslam’a davet etmek değil,İslam’ı odaklanılan insana çağırmaktır. Bu anlayış, dine tabi olmayı değil,dini kendine tabi kılmayı hedef alır. Şu veya bu partiye tabi olmuş bir dine artık din denir mi?

Bir din,bir kültür asla dışarıdan gelen saldırılarla yıkılmaz.Dışarıdan geleni teşhis etmek kolaydır,maşeri vicdan söküp atar. Ama içeriden din adına yapılanı teşhis zordur,tahribatı da büyük olur.

Biz 28 şubat’ta daha iyi,daha samimi Müslümanlardık.Kardeştik,siyasi tercihlerimiz kucaklaşmamıza mani değildi.Birbirimizin sığınağı idik. Bugün o dayanışmayı, o maneviliği,o kardeşliği mumla arıyoruz. Bir daha bulabileceğimizi de sanmıyorum.

Yarın sonuç ne olursa olsun –bütün renk ve desenlerimizle- aynı iman ve irfan havzasının çocukları olduğumuzu unutmamalıyız. Nefsine nasihat makamından kurtulmamış hocaların abuk subuk fetvaları birliğimizi bozmamalıdır.Bu milletin kurtuluşu şu veya bu şahısta,şu veya bu partide değil, birlikte, kardeşlikte, adalette, özgürlükte, kendi irfanımızla yoğrulmuş gerçek bir demokrasidedir.Himmetimiz partiler,cemaatler,kişiler için değil,millet için olmalıdır. Referandum sonucu ne olursa olsun önce kardeşliğe dönmek,hırsların esiri bir siyaset tarzının içimize serptiği husumet tohumlarından kurtulmak zorundayız. Yoksa bugünleri bile ararız, ne evet ne de hayır bizi kurtarır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1055/bu-gunleri-bile-arayabiliriz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar