AYDINLIK BİR GÜNE YÜRÜYORUZ

Türkiye, halkın kendi iradesiyle yönetimi belirlediği demokratik bir ülke olarak bilinir. Madem halk kendi hür iradesiyle, kendisini yönetenleri seçebiliyor; o halde Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi meselesinde neden bir sürü yaygara koparılıyor?

Çünkü halkın seçtiği milletvekilleri, Ankara’da bir yolu bulunup satın alınabiliyor, satın alınamayanlar da tehdit, şantaj ve korkuyla hizaya getiriliyordu. Bu memleket, Cumhurbaşkanı adayı oldu diye, askerlerce götürüp, kazılmış hazır mezarı gösterilen Ali Fuat Başgil olayını unutmamıştır. Her defasında Cumhurbaşkanlığı seçimi, büyük sancılara ve kargaşalara yol açıyordu, neden?

Çünkü Lozan’da kurulmasına müsaade edilen bu devlet ve sonradan dizayn edilen bu sistemin sembolü ve nihai karar merci Cumhurbaşkanlığıdır.

Türkiye’de Başkanlık sistemini andıran partili Cumhurbaşkanlığı için 16 Nisan’da yapılacak olan referandumun, sadece bizim iç meselemiz olmadığı son günlerde bizim dışımızdaki birçok ülkedeki girişimlerden anlıyoruz. Batılı bir çok ülkenin adeta düşman tavırlar içine girmesi, kendi ülkelerinde referandum olacakmışçasına propagandaya girişmesinin izahı zor olamasa gerek.

Bu referandumda bir başka mesele de, Avrupa’da oy kullanacak olan vatandaşlarımızın oylarını manipüle etmeye çalışılmasıdır. Eskiden adam yerine konulmayan, gittikleri her kapıdan azarlanarak kovulan Avrupa’daki vatandaşlarımız, artık güçlü bir Türkiye’nin vatandaşı olduklarının farkındadırlar. Kendilerini güçlü hissettikleri bu sürece nasıl gelindiğini en iyi onlar biliyorlar ve bu bilinçle oylarını kullanıyorlar ve kullanacaklar.

Avrupa da, ezdiği ve hakir gördüğü insanımızın bu dik yürüyüşünün farkındadır. Gürültü bundan kopmaktadır. Zira bu dik yürüyen Avrupa’daki vatandaşlarımız, dik yürüyen bir Türkiye’nin geleceğini inşa etmek için oy kullandıklarının da bilincindedirler.

Türkiye’nin resmi makamlarında görev alan şahısların, müttefikimiz olan devletlerin Avrupa’da toplantı yapmalarına ve kendi vatandaşlarıyla görüşmelerine müsaade etmeyeceksiniz, sonra kalkıp besleyip semirdiğiniz her türlü terörist yamaklarınıza meydanları açacaksınız. Sonra da demokrasi, insan hakları havarisi kesileceksiniz!.. Kimsenin aklıyla oynayamazsınız artık.

Bu memleket, adım adım bağımsızlığa gidecek yolun taşlarını itina ile dizerek yürüyor. Artık devletin başında beslemeleriniz yoktur.

Artık bu memlekette, İngiliz büyükelçisinin önünde hüngür hüngür ağlayan Tanzimat kahramanı Mustafa Reşid Paşa ve benzerlerini bulamazsınız.

Keza tatlı canının endişesine düşerek Fransız Sefaretine sığınan ve sonra da Londra’ya gittiği zaman İngiliz Hariciye Sekreterine Sadrazam olarak yaptığı işlerin hesabını veren hürriyet ve anayasa kahramanı (!) Mithat Paşa gibi, vakarını ve izzetini yitirmiş makam düşkünleri de yok aramızda.

Artık Batıdan referanslı değil, milletinden icazetli yöneticilerin yolu açılmış olacaktır.

Biz, artık yeni bir şafağa yürüyoruz. Güneşi avuçlarımızda taşıyacağımız aydınlık bir güne doğru yola çıktık. Durdurmak kimin haddine!.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1051/aydinlik-bir-gune-yuruyoruz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar