TABİİ Kİ EVET

Öncelikle inanıyorum. Bu değişim ülkemizin menfaatinedir.

60 yıldır bu ülkede nelerin olduğunu yaşayan birisi olarak bu değişimin olması gerektiğine inanıyorum.

Meclis zayıflıyor diyorlar. Bence meclisi oluşturan, insanımızı bölen particilik zayıflıyor. Kişiler ön plana çıkıyor. İyi de oluyor.

2 bin yıldan fazla devlet geleneğimizde parlamenter sistem 100 yıl bile değil. Çeşitli isimlerle Başkanlık sistemiyle yönetildik ve dünyaya 6 asır adaletle hükmettik. Başkanlık sistemini batılıların emperyalist yönetimleri ile karıştırmayalım. Mukayese bile edilemez. Bu altı asır dünyaya adaletle hükmetmiş bir Türk tipi  başkanlık sisteminin ilk adımlarıdır. Düştüğümüz yerden yeniden kalkmak için EVET.

Parlamenter sistemin acısından başka bir şeyini görmedik. Mesele sistem değil, o sistemi kullanacak insandır. Bu milletin içinden bu yetkileri adilce kullanacak insan çıkmaz diyorsan ben de sana derim ki; parlamenter sistemde çıkacak yöneticiler uzaydan mı gelecek? Almanya yerle bir edildiği savaştan 40 yılda ayağa kalkarak dünya ekonomisin en büyüklerinden oldu. 93 yıldır hala Amerika’ya senin İslam topraklarında ne işin var diyemiyecek kadar zayıfız. İnanıyorum ki başkanlık istemi güçlenmenin ilk adımı olacaktır. Bunu istemeyen ne kadar Türkiye düşmanı varsa “Hayır” cephesinde. Bu manzara beni “Tabii ki EVET demeye mecbur bırakıyor.

Hayır cephesindeki vatanperver insanlarımız Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığı ile bu karşı duruşu sergiliyorlar. Oysa bu oylama kimin başkan olacağı ile ilgili değil, devletimizle ilgili. İlk seçimde kimi istiyorlarsa ona oy verebilirler. Millet Recep Tayyip Erdoğan’ı istiyor, mutlaka o gelecek diye endişeleniyorlarsa o zaman millete mi güvenmiyorlar? İlla senin istediğin kişi mi olması lazım. Buna kararı millet verecekse niye endişeye kapılıyorsun? Çalış senin de olur.

Hayır diyecek CHP’lilere söyleyecek sözüm yok. Onlar benim ideallerime kavuşmamı zaten istemezler. Tek argumanları TEK ADAM. Atatürkçüyüz diyorlar. Tek adam değil miydi? İnönü tek adam değil miydi? İskilipli Atıfları kim idam etti? Ninem anlattı bana. 12 yaşlarındayken Konya valiliğinin önünde her sabah iki alim idam edildi. Anlatsak çok da acı veriyor insana. Türkiye Cumhuriyeti devletini dinin ana unsur olmaması için çabalayanların kurduğunu iddia ediyorlar. Çanakkeale’nin, İstiklal harbinin Allah Allah nidalarıyla bu vatanın gerçek sahibi Müslümanlar tarafından kazanıldığını unutuyorlar. Masada kazandıklarını sanan bu gafillerden birisi olan Kılıçdaroğlu ülkücülere sesleniyor. Hangi yüzle. 12 Eylül öncesi bayrağı yırtan, yakan bunlar değil miydi? Hakim oldukları mahallelerde ezanları susturan, camileri kapatan bunlar değil miydi? Vatanperverlere Faşist diyenler bunlar değil miydi? Bunların demokrasi demeleri büyük bir yalandan başka bir şey değildir. Bir zamanlar camileri haşa ahıra çeviren bu CHP değil miydi? Bunlarla aynı safta olmamak için EVET diyorum.

Ülkücülere gelince “Milli Devlet, Güçlü iktidar”ı nasıl olur da istemezler. Başbuğ Alparslan Türkeş bu yetkilere sahip Devlet Başkanımız olmasını istemez miydik? Öl dese sorgulamadan ölüyorduk. Ülkücülerin gücü de buradan geliyordu. Davasına ölümüne inanmış bir kitle zaferin öncüsü olacaktı. Aynen 15 Temmuz gecesi olduğu gibi. Bu dünya ölümlü dünya. Başbuğ Hakk’a yürüdü, Muhsin Başkan Sonsuzluğun Sahibi’ne ulaştı. Peki lider kim olmalı? Bu milletin içinden çıkan “Dünya beşten büyüktür” diyerek dünyaya meydan okuyan, 15 Temmuz gecesi vatanını terk etmeyen, fantomların üzerine ölümüne yürüyen Recep Tayyip Erdoğan neden bu milletin lideri olmasın? O akşam İstanbul havalimanındaydım ve şahit oldum. 12 Eylül öncesi meydanlarda yaşadıklarımı aynı milli duygularla yaşadım. O yüzden inanıyorum ve bu bir fırsattır diyerek EVET diyorum.

BBP’li arkadaşlarım Muhsin Başkan’ın davası ile ilgili tereddütlerinden dolayı karşı çıktıklarını söylüyorlar. Adalet Bakanlığı bu olayla ilgili şüphelilerle ilgili itiraz ederek yeniden yargılanmalarını istedi. İnşallah güçlü bir devlet olduğunda bu hesap daha hızlı sorulacaktır. Mustafa Destici, eğer bu hesabın sorulması için bir anlaşma yapıp “EVET” demişse iyi yapmış.

12 Eylül zalimlerinin yaptığı bu anayasadan kurtulmanın en büyük adımı olarak gördüğüm için EVET diyorum. 35 senedir ellerimde yediğim binlerce jopun acısı hala duruyor. Şimdi bu ellerle nasıl hayır diyeyim? Gençliğimi çalan 12 Eylül zalimlerinin anayasasının değişmesine nasıl hayır diyeyim? Tabii ki EVET.

Yetmez. Yetmez. Yetmez. Ben bir müslümanım. Demokrasi denilen şey, inandığım dinimin hükümlerinin yanında bir hiç hükmündedir. İnsanlığın aradığı huzur İslam’dadır. Adil yönetim İslam’dadır. İnsan Hakları İslam’dadır. Bu devletin sahibi Müslümanlardır. İnsanları cehenneme götüren günahların özgür olamadığı bir ülkede yaşamak istiyorum. Lokmalarımın faizsiz bir sistemde helal olmasını istiyorum. Zinanın teşvik edildiği programların TV ekranlarında boy gösteremediği bir ülke istiyorum. Kadına oy hakkı verdik diyorlar. Sanki kadınlar için tek hak buymuş gibi. Kadınların bir meta gibi kullanılmadığı, baş tacı edildiği bir ülke istiyorum. Biz günahların sonuna kadar özgür olduğu bir zaman diliminde yaşadık. Hiç olmazsa çocuklarımıza günahların değil sevapların yaşanabildiği bir ülke bırakmak mecburiyetimiz var. Devletin bir liderle yönetildiği ama liderin de şer’i hukuka tabi olduğu bir ülke istiyorum ki kullar hata yapamasın. Bunlar yapılabilir mi? Bunlar, yapabilir mi? Kullar tabii ki eksiktir ve hata yapabilirler. Önemli olan niyetleridir. Recep Tayyip Erdoğan’ın gönlünde yatan davanın İslam olduğuna inanıyorum. Ben de Rabbime bu idealleri içimde taşıyarak gideyim de kim ne derse desin. Bu yüzden tabii ki EVET.

Diktatörlük diyorlar ve milleti kandırmak için her ağızlarını açtıklarında Allah’tan söz ediyorlar. Öyleyse neden Allah’ın hakimiyetine karşısınız. O Allah ki kullarına çok merhametlidir. Emirleri de, yasakları da insanın hem bu dünyada, hem ahrette mutluluğu içindir. Öyleyse neden İslam gelsin diyemiyorsunuz?

Hakimiyet Allah’a aittir. Bu yolda engeller kalkana dek bu mücadele sürecek. Çünkü Rabbime karşı sorumluluğumuz var. O yüzden yetmez ama EVET diyorum.

Gezi olaylarında İstanbul’da duvara “Zulüm 1453” te başladı yazan zihniyet “HAYIR” istiyor. Neden? Türkiye’nin İslam’ın kalesi olmaktan çıkmalı diye. Ocak Şubat aylarında Gözyaşı Geceleri Son Kale Türkiye programıyla Avrupa turnesindeydik. Salonlarımız iptal edildi. Salon önlerinde protesto yapıldı. Tehdit edildik. 16 Nisan’da “HAYIR” çıkarsa bayram edeceklerini gördüm. Türkiye düşmanları sevinmesin diye, ülkemizi bölmek isteyen PKK sevinmesin diye, vatanı düşmana peşkeş çekmek için darbe yapmaya kalkışan, meclisi bombalayan, 249 insanımızı şehit eden, 1204 insanımızı gazi bırakan ve şimdilerde de Türkiye aleyhine lobi yapan FETÖ sevinemesin diye TABİİ Kİ EVET.

Bir Müslüman olarak sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in “üç kişi bir araya gelseniz, aranızdan birisini başkan seçiniz” emrince bana başkanı seçme kapısını açacak bu anayasa değişikliğine tabii ki EVET.

Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1050/tabii-ki-evet.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Çok güzel bir yazı
14.04.2017 14:15
Hocam harika bir yazı olmuş. Herkese gereken mesajlar verilmiş. Özellikle CHP konusu tam ince ince yasemince işlenmiş. Sizi yeni hükümette Kültür Bakanı olarak görmek isteriz. Bu kadar güzel yazının tiyatronun bir karşılığı elbette olacak.
Haşim Akten
16.04.2017 14:32
Kimsin iz bilmiyorum. Adınızı neden yazmiyorsunuz. Hayatımda Hiç bir işi karşılık için yapmadım. Yoksa Fetöye vurup Cumhurbaşkanıniye savunduğum içinmi yazıyorsun?

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar