BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?

Eklenme Tarihi: 11.04.2017 13:54:57 - Güncellenme Tarihi: 29.03.2020 22:00:44

Okumaya başladığınız yazının başlığı ?Bu bir siyasi yazı değildir!? de olabilirdi. Zira bilinen anlamıyla siyasetle uzaktan yakından ilgisi yok işbu yazının. Ne var ki, kalemin hakkı adına, sıcak gündemle doğrudan ilgili olduğu da açıkça ifade edilmeli.

Nasıl yani? Hem ilgili, hem değil?

Derhal açıklayalım?

Hafta sonu, hükümet sisteminde değişikliğe yol açacak bir anayasa paketiyle ilgili referandum yapılacak. Bazı vatandaşlarımız ?evet? diyerek, değiştirilmesi yönünde görüş belirtirken; kimileri de, tercihini ?hayır? şeklinde belirterek, değiştirilmemesi doğrultusunda oy kullanacak.

Hangisinin daha çok tercih edileceği; ?evet? tercihinin mi, yoksa ?hayır? görüşünün mü yarışı önde bitireceği, bu yazının temel amacı noktasında zerre kadar ilgi alanımıza girmiyor. Dedik ya, bu bir siyasi yazı değildir.

Elbette, bizim de bir görüşümüz var ve biz dahi her sorumlu vatandaş gibi sandığa giderek, tercihimizi şeffaf kutulara emanet edeceğiz. Doğallıkla, bizim görüşümüzün ne olduğunun da bu yazının amacıyla en küçük bir yakınlığı söz konusu değil.

Peki, ne söylüyor ya da söyleyecek bu yazı?

?..

Referandum tarihinin belli olması ve akabinde tarafların sahaya çıkmasıyla birlikte, kamuoyu araştırma şirketleri de, araştırmacılarını ve anketörlerini sahaya sevk ederek, halkın nabzını ölçmeye başladı. Ve hemen sonrasında dumanı üstünde anketler televizyon ekranlarından boca edilmeye başladı, hanelerin oturma odalarına.

Medya durur mu? Hele de televizyonlar?

Bir kamera ve bir muhabir ile -özellikle- büyük şehirlerin meydanlarına, bulvarlarına akın ettiler, ?evet mi, hayır mı; söyle bana nedir senin kararın? şarkısı eşliğinde? 

İşte tam da burada, bizi bu yazıyı yazmaya motive eden sahneler oluşmaya başlayıverdi. Onlarca kanalda ve her yeni günde yaşandı bu sahneler. Artan sayıda ve döne döne?

Önceleri ?yahu nihayetinde işin ucunda siyaset var, boş ver, kim ne diyorsa desin? diye kalemimi engellemeye ve köşemi siyasetten uzak tutmaya çalıştıysam da, her gün klasik medyada ve sosyal medyada onlarcasını gördüğüm acınası manzaralar üzerine, bugüne kadar değilse de, oylama haftasında şu satırları kaleme almaya karar verdim. Elbette, siyasetten uzak çok uzak bir niyetle?

?..

Efendim, sizler de -eminim- benzer sahnelere çokça şahit oldunuz?

Acar muhabir mikrofonu uzatıyor; kalabalık merkezler başta olmak üzere, şehrin herhangi bir noktasında önünden geçenlere? Ve yapıştırıyor o malûm soruyu, muhatabının kulaklarına; ?referandumda oyunuz hangi yönde olacak; ?evet? mi yoksa ?hayır? mı diyeceksiniz?? Ve tabii, ilk ve tek kelimelik cevabın peşine ikinci tamamlayıcı soru; ?Neden???  Yani, ?neden evet/ neden hayır diyeceksiniz?? Bir de duruma göre, can alıcı son soru; ?Değişiklik metnini, yani on sekiz maddeyi okudunuz mu??

Bu sorulara verilen cevaplar bazında ?evet?lerden de, ?hayır?lardan da burada onlarca örnek verilebilir. Ne var ki, buna gerek yok. Zira bu yazının penceresinden bakıldığında, hepsinin ortak özelliği, 18 maddelik değişiklik metninin tamamını hiçbirisinin okumamış olması. Üzülerek belirtmeliyim ki, ifadelerinden kolayca anlaşılacağı üzere, aslında bir veya birkaç maddeyi de okumamışlar.

Peki, neye göre değerlendirip, nasıl ve hangi ölçüte göre karar verecekler?

Yıllardır Bağdat?ı sora sora nasıl buldular ve bulmaya devam ediyorlarsa öyle? Kulaktan dolma, televizyonlardan boşalma, minibüslerden ve otobüslerden taşma, yani kısacası -en iyimser yaklaşımla- okuma merkezli olmayan kanallardan damlayan ?bilgi? kırıntıları çerçevesinde?  

Kısacası, bilgi temelinde olmayan, on sekiz maddeyi bir kez bile okumadan, tamamen duygusal sebeplerle oluşturulmuş tercihler deryası (berrak ve yorumsuz bilgiye dayanmadığı için ?bataklığımı? demeliydim yoksa).

Bir yanda, sorgusuz-sualsiz-katıksız bir sevgi ve bağlılığa yaslanmış ?evet?ler? Diğer yanda ise, iflah olmaz, şifa bulmaz bir öfke ve nefret temelinde şekillenmiş ?hayır?lar?  

Açıkça ifade edilmeli ki, her ikisinde de duygu aklın, gönül beynin fersah fersah önüne geçmiş halde.

Diğer bir ifadeyle, her ikisi de bilgi temelinde oluşmamış, gevşek zeminler üzerine inşa edilmiş ?kemik? tercihler.

Hiç şüphesiz, bütün seçmenler bu çerçevede kullanmayacak tercihlerini. Ancak ekranlara yansıyanlar, sokaktan süzülenler, eş-dost-arkadaş sohbetleri ve akraba buluşmalarında ortaya çıkan tablolar bu doğrultuda görüntü veriyor, ne yazık ki? Hatta sosyal medyada öyle tartışmalara ve kavgalara rastlıyoruz ki, iki kelimeyle, ?canımız yanıyor?, ?içimiz eziliyor.? Yılların akrabaları, köylüleri, meslektaşları ve arkadaşları hiçbir madde ve o maddeye ilişkin ?bilgi? odağında olmayan, ?sevgi-nefret? bazlı tartışmalar neticesinde küsüyor, birbirlerini arkadaşlıktan çıkarıyor. Daha insaflı olanlar ise, tartışmaya zemin olan sosyal medya hesabını kapattığını veya dondurduğunu belirtiyor.

?..

Peki, çok mu zor, bu 18 maddelik metni okumak? Çok mu zaman alır?

Hiç de değil! Mevcut maddeler ile değişiklik öneren yeni metinlerin karşılaştırmalı olarak okunması bile maksimum bir saat alıyor. Hadi biraz ayrıntılı ve yorumlayarak okundu diyelim, o zaman da iki saati geçmiyor.

O halde, neden böylesine doğru ve mantıklı bir davranış sergilemek yerine, Bağdat?ı (pardon tercihi) sora sora veya kulaktan kulağa oyunuyla bulmaya çalışıyoruz?

Çünkü biz, çok uzun zamandır böyle bir alışkanlığa, yani okuma alışkanlığına, sorma ve sorgulama alışkanlığına, bilgi kullanma alışkanlığına sahip değiliz de ondan?

Çünkü biz, böylesi, çağın gereği olan alışkanlıklar yerine, beynimizi başkalarına kiraya verme gibi acınası bir özelliğe sahibiz de o sebeple? 

Çünkü Allah?ın biz insanları diğer canlılardan ayırmak için verdiği aklımızı kullanma noktasında, bunun göstergesi olan davranışları sergilemek yerine, -zaman zaman ve kimi durumlarda-  işin kolayına kaçarak, kerametleri kendilerinden menkul ?kanaat önderleri?nin yazdıkları ve söyledikleri doğrultusunda kanaat oluşturuyoruz da onun için. Daha doğru bir ifadeyle, başkalarının kanaatlerine alet oluyoruz da o nedenle... 

E, hani biz bilgi toplumu oluyorduk. Artık herkesin evinde internet bağlantılı bilgisayarlar vardı. Yediden yetmişe, ellerimizde bilgisayarla yapılan birçok işin başarılabildiği akıllı telefonlar vardı. Nerde kaldı bizim büyük devlet olma iddiamız? Büyük devletlerin hepsinde, insanlar işlerini onlarca yıldır ?bilgi odaklı? olarak hallederken; biz neden, bilgi yerine ?sevgi? veya ?nefret? odağında görüş oluşturuyoruz?

Uzatabiliriz fakat uzatmayalım? Ve bir zamanlar televizyon kanallarından birinde hava durumunu sunan o meşhur sarışından ilham ile nihayetlendirelim sözü; ?Tercihiniz ne olursa olsun, bilgi temelli olsun!?

Ülkemiz için?

Milletimiz için?

Aziz vatanımız için?

Her zaman, her yerde ve her konuda?

Bilgiye ?EVET?, bilgisizliğe ?HAYIR??

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1043/bilgiye-evet-bilgisizlige-hayir

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET