BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?

Eklenme Tarihi: 08.04.2017 02:20:14 - Güncellenme Tarihi: 17.02.2020 04:03:47

            Tarihten bugüne nice devletler kurmuşuz, hemen her kurduğumuz devlet yapılanmasının özünde Başkanlık modeli ağırlıklı değerdir.  Bilhassa bu noktada Osmanlı bunun en tipik misalini teşkil eder. Nitekim Osmanlı bu sistem sayesinde altı yüzyıl üç kıtada hükümran kalmış. Madem öyle, bugünkü parlamenter yapımızı Başkanlık modeli ile taçlandırıp yeniden diriliş hamlesiyle çağlar üzerine sıçrama zamanıdır. Üstelik yeni sistemde hem çift başlılık, hem çok başlılık, hem de babadan oğla geçen model olmayacak,  bizatihi halk tarafından seçilen Başbuğ Başkan olacaktır. Halk uygun gördüğü sürece yürüyecek, dur dediğinde duracaktır.  Şayet halkın seçtiği Başkan çürük ya da başarısız çıkarsa, dünyanın sonu değil ya bu kez halk bir sonraki seçimde seçmeyiverir. Şu bir gerçek bu sistemde sırtını Tel Aviv?e, Baronlara, Kandile, Pensilvanya?ya değil de halka dayayan bir Başkan her daim baş tacı edilir. İşte böylesi baş tacı edilen Başkana da, tam yetkiyle sorumluluk üstlenmek yaraşır.

            Eski Türkiye?nin çift ve çok başlılıktan neler çektiğini herkesin malumu. Neyse ki geldiğimiz noktada Yeni Türkiye oluşumunda anladık ki;  tüm denenen sistemler içerisinde en toparlayıcı ve en dinamik model Başkanlık sistemidir. Hele bir ülke çok zengin kültür havuzuna sahipse Başkanlık sistemi tamda bunun için vardır. Çünkü Başkanlık sisteminden yoksun parlamenter yapı daha çok tek tip model sevdasına kapılmış ülkelere has bir modeldir. Malumunuz çok başlılığın olduğu yerlerde ipin ucu hep birilerinin elinde olmaktadır. Her ne kadar halkın oylarıyla seçilip meclise gelmiş olsalar da bir bakıyorsun Ecevit hükümetinde olduğu gibi otel odalarında,  güneş motel odalarında milletvekili ayartılaraktan kaçkınlardan oluşan hükümet kurulabiliyor. Tuncay Mataracı, Hilmi İşgüzar bunun tipik göstergesi zaten. Oysa Başbuğ Başkanlık modelinde ipin ucu hep halkın elinde olacak.  Diğerinde ise halk sadece seçimden seçime hatırlanan oy deposudur. Dikkat edin oy deposu dedik,   zira vesayet odaklarının halka bakışı göbeğini kaşıyan ya da güdülen koyun tarzında bir bakıştır. İşte tamda Türk Tipi Başkanlık sistemi bu noktada güdülen koyun olmamak için vardır. İnşallah tarihler 16 Nisan 2017?i gösterdiğinde milletin onayını almış Anayasa değişikliği sayesinde bir yandan milletimize tepeden bakan anlayış yıkılacak,  bir yandan vesayet odaklarının elinde oyuncak olan parlamento sistemine son verilecek, diğer yandan da çift başlılığa son verilecektir. Böylece bu sayede 2019 seçimlerinde yasama faaliyetinde bulunacak parlamentoyu ve yürütme faaliyetinin lideri Başbuğ Başkanımızı seçeceğiz. Derken devlet-millet kaynaşması gerçek manada hüviyetine kavuşmuş olacak.  İşte bu manada meclise göndereceğimiz milletvekillerine diyeceğiz ki; git bizim adımıza yasama faaliyet yap,  Başbuğu Başkanımızı seçerken de diyeceğiz ki; git bizim adımıza yürütmenin başına geç vira vira haydi bismillah diyerek geminin (yürütmenin) kaptanı ol ve gemiyi limanda sağ salim demirleyene kadar görevinin başında ol.  Bu arada dolaylı yoldan da olsa yargıya da diyeceğiz ki; bizim adımıza yasama ve yürütmeyi denetle. Ama denetlerken de sakın ola ki kendini yasamanın ve yürütmenin yerine koyma. Çünkü atanmış olsan da sonuçta bizim oluşturduğumuz meclis ve bizim seçtiğimiz Başbuğ Başkanı tarafından belirlenen Hâkimler Savcılar Kurulusun, yani bizim seçtiklerimizin seçilmişlerisiniz. Dolayısıyla had hududu aşmak için değil, bilakis her şeyin kanun ve nizama uygun olup olmadığını denetlemek için varsınız. İşte milletçe yaptığımız bu görev taksimi neticesinde gerçek manada kuvvetler ayrılığı prensibi hayata geçmiş olacak da.

             Evet, Başbuğ Başkanlık modele geçelim ki; yürütmenin başında Başkan Başbuğ oluşturacağı kabineyle ekonomimizi şahlandırsın,  parlamentomuzda yasama faaliyetiyle milletin vicdanıyla barışık kanun yapılır hale gelsin,  yargı organı da gerçek anlamda milletin vicdanı denetim rolünü üstlenmiş olsun. İşte Türk Tipi Başkanlık sistemi tamda bu noktada vicdanların sesi olmak için vardır. Baksanıza bir yandan Avrupa, bir yandan terör odakları, bir yandan FETÖ ihanet şebekesi koro halde hepsi  ?Hayır? kampanyasında aynı kulvarda Türk Tipi Başkanlık modeline karşı kol kola girmiş durumdalar. Eeeh rozetleri cüsselerinden büyük adamlar ne yapsınlar,  Başkanlık modeliyle birlikte yakalarındaki rozetleri tel tel dökülüp tüm planlarının güme gideceğini çok iyi biliyorlar. Oysa korkunun ecele faydası yoktur, artık ok yaydan çıkmış durumda, şimdiden buna alışmalarında fayda var. Öyle  ?Evet? derseniz İzmir?de denize dökeriz kuru laflarla bizi korkutamazsınız.  Çünkü bu modelle birlikte şapkasıyla 6 defa gidip yine şapkasıyla 7 defa gelen başbakanlık dönemleri artık kapanıyor. Haberiniz olsun şapkada keramet aramaya paydos, bizim açımızdan çoktan ?şapka düştü kel göründü? bilebizi artık kandıramazsınız.  Gün tekeden süt çıkarma günüdür, gün 2023 Türkiye?sini inşa etme günüdür, bizden söylemesi. 

             Yeni modelde Meclis paspas olmaktan çıkacağı için rozetleri cüsselerinden büyük baronların borusu ötmeyecek. Meclis Türk Tipi sistem sayesinde yasama yetkisini tam elinde bulunduracak. Öyle ki, Başkan yasamaya müdahale edemeyecektir, sadece bütçe ile alakalı konularda inisiyatif kullanabilecektir. Hiç kuşkusuz ortada ülke ekonomisinin geleceği manasına müdahil olmaktır bu. Bu arada yasamada yürütmeye müdahale edemeyecek. Yargı ise denetim görevi yapacaktır.  Malum, eski sistemde parlamentonun sadece adı var,  kendisi yok gibi. Nasıl mı? İşte görüyorsunuz bikere yürütmeden bağımsız yasama faaliyeti yapamamakta, hatta hükümet bütçe çalışmalarını bile neredeyse parlamentodan bağımsız yürütmekte. İşte Başbuğ Başkanlık modeli tamda yasama faaliyetinin parlamentonun inisiyatifinde olması için, yürütme faaliyetinin de Başbuğ Başkanın koordinatöründe yürütmesi için vardır. Derken meclis asıl işlevi yasama faaliyeti için ter dökerken yürütmede Türkiye?yi çağlar üzerinde sıçratacak icra faaliyeti için var olacaktır. Hakeza meclis yeni sistemle birlikte her an ayağına pranga olabilecek gensoru tuzağından kurtulmanın avantajıyla da hızlı yasama faaliyeti içinde kendini bulacaktır. Hele birde buna dar bölgeli iki kademeli seçim sistemle de taçlandırdığımızı düşündüğümüzde koalisyonlar devirlerinin bir daha geri dönmemek üzere tarihin çöplüğüne atılacağını rahatlıkla söyleyebiliriz de. Yetmedi yeni sistemle birlikte gereksiz kısır siyasi polemikler ve partiler arası kavgalar sona erip yerine daha akılcı, daha rasyonel siyaset yapmanın kapısı aralanacaktır. Zira Başbuğ başkanlık modeli istikrar üzerine kurulu bir modeldir. Dolayısıyla istikrarı sağlamak için diğer parti mensuplarının oylarına da ihtiyaç vardır. Bu yüzden milletin oylarına talip Başkan adayı geniş kitlelerle hareket etmek mecburiyetindedir. Başkan olduğunda da hem milletin seçtiği milletvekillerinden hem de milletin bağrından liyakat sahibi kişilerden oluşan kabine kurma avantajı elde edecektir. Hani ikide bir istikrar diyoruz ya, işte Başbuğ Bakanlık modeli tam da bu noktada istikrarı sağlamak için vardır. Şimdi Türk Tipi Başkanlık modelinden rahatsızlık duyanlara sormak zamanıdır, bu modelin neresinde diktatörlük vardır? Hiç öyle boşu boşuna özgürlük, demokrasi ve barış havariliğine soyunup da işi sulandırmaya kalkışılmasın.  Şunu maşalar iyi bilsin ki asıl diktatör kaç seçimdir milletten yüz bulamadığı halde hala koltuğunda çakılı kalan liderlerdir, diktatör suçlamasında bulunacaksanız gidin onların yakasına yapışın. Yapışın ki, koltuğun adamı değil, milletin adamı olmak için yarışsınlar. Maalesef yakalarına yapışmak yerine yavuz hırsız ev sahibini bastırırcasına hiç utanmadan sıkılmadan milletin gözünün içine baka baka yalanla dolanla özgürlük havarisi kesilmeyi yeğliyorlar. Dün nasıl ki Cumhurbaşkanının halkın oyu ile seçilmesinden rahatsızlık duyanlar, şimdi çift başlılığın ortadan kalkmasından rahatsızlık duymaktalar. Onlar rahatsız ola dursunlar, Türkiye için 16 Nisan sabahı ?niyet hayır akıbet hayrolacak? elbet.

         Her neyse 16 Nisan 2017 tarihi yaklaştıkça gerçekten ümitlerimizin yeşereceği bir döneme girmenin adımını atmaktayız. Hiç şüphe yoktur ki Başbuğ Başkanlık modeline geçişle birlikte gerçek manada topyekûn kardeşlik kaynaşması ve Rabia?mız vuku bulacaktır. Buna inancımız tamdır.  Böyle de olması icap eder. Çünkü halkın öteden beri devlete ve devlet liderine bakışı ?devlet baba? bakışıdır. O halde babacan bakışın gereği,  şimdi tam da ?ya devlet başa ya da kuzgun leşe? deme zamanıdır. Artık ok yaydan çıkmış durumda,  devlet baba geleneğimizi gökten yağan rahmet Nisan yağmurların eşliğinde Başbuğ Başkanlık modelinin bereketini hissedeceğiz.  Derken Türkiye?nin yıllardır kanayan yarası hale gelmiş olan Güneydoğu meselesi de gök kubbeden hoş seda halde yağan Nisan yağmurunun rahmet bereketiyle çözülmüş olacak. Bakmayın siz öyle Güney Amerika ülkelerinin içine düştüğü cendereden vazife çıkararaktan bahaneler üretip Başkanlık sisteminin aleyhinde kampanya yürütenlere. Oysa onların unuttukları bir şey var ki, 16 Nisan sabahı Türk Tipi Başkanlık müjdesiyle uyanacak olmamızdır. Uyandığımızda tıpkı tarihte Türk Başbuğlarının idaresinde cümle âlem nasıl huzur bulmuşsa aynen Türk Tipi Başkanlıkta da yeniden ?zalime korku, mazluma umut? için var olacağız.  Bu yüzden hiç kimse durduk yere eski sömürge ülkelerinden (Arjantin ve Latin Amerika ülkeleri) örneklemeler getirerekten Türk Tipi Başkanlık modelimize gölge düşürmeye heveslenmesin. Hem kimin haddine adalet kılıcı Türk Başbuğlarımızı batının  ?Hans?,  ?Corc? tipleriyle kıyaslamak.  Böyle bir kıyas abesle iştigaldir. Madem öyle şimdi tamda Başbuğ Başkanımızı seçmek zamanıdır. Seçelim ki; Peygamber buyruğu yerine getirilmiş olsun. Bakın, o Yüce Peygamber ne diyor:  Üç kişi yolculuğa çıkarlarsa, aralarında birini başkan seçsinler? (Ebu Davud,  Cihad 80). Zaten anlayana bu hadis-i şerif Başkanlık modelinin önemini izah etmeye yetiyor.

               Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1037/basbug-baskanlik-icin-tabii-ki-evet

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM