DENİZ SEVİYESİ

Tipik bir yayla çocuğuyum. Yaylasız duramam. Suyu çok severim ama benim sevdiğim su, akıp gidecek; coşup çağlayacak. Serin serin içilecek. Kısacası, deniz seviyesine mesâfeliyim. Burnuma kekik kokuları gelirken yosun kokusu çekemem.

Bizim oralarda “Hırsızlığı da bil yapma!” derler. Her şey aklıma gelirdi de yüzmenin lâzım olacağı aklıma gelmezdi. Öğrenmeyi denedim, başaramadım. Tam korkumu yendiğimde sağlık meselemden dolayı yüzmeye vedâ ettim. Nerden bileyim bu yaşta lâzım olacağını?

Elliye merdiven dayadım. Aşure pişirip dağıtma, dünyadan elini eteğini çekme zamanım geldi. Bu yaşta haşema giyip elâlemi kendime mi güldüreyim?

Fakat gidişat iyi değil!

Halk oylamasının sonucunu kararsız vatandaşların oylarının belirleyeceği apaçık ortadayken, AK Parti’nin hayır diyenleri terörist ve hâin ilân eden söylemleri, gerçekten çok tâlihsizdi. Ters tepti. Geç de olsa bu yanlıştan dönüldü. Tam da bu sırada, “Peygambersiz İslâm Projesi”ne bile gıkını çıkarmayan derin din âlimlerimizin cizye muhabbetine girecek kadar evet savunması yapması, bizim mahallenin kararsız oylarını dâhî dehşete düşürdü. Bu dehşetin ürpertisi bitmeden karşı mahalleden denize dökme tehdidi geldi.

Akıl tutulması diyeceğim ama bu ifâde, bütün bu olanları karşılamıyor. Hazine ararken, “Meselâ şu kadar çıkarsa yarısı benim!” diyerek kavgaya tutuşan ve daha hazineyi bulamadan birbirini yaralayan Karadenizlilere döndük.

Geç de olsa birleştiren, barıştıran bir dile doğru adım atmışken CHP’nin  evet diyenleri denize dökme isteğini algılayamadım. O kadar şaşkınım ki neredeyse bu ifâdeleri kullanan Deniz Baykal ve Hüsnü Bozkurt’un evet için çalıştıklarını düşüneceğim.

Bu denize dökme işinden çok tırstım. Şurada kaldı on gün! Ne yapıp edip yüzme işini çözmem lâzım!

Ne olur ne olmaz, eve bir iki tâne de şapka alayım. Vals mals de öğrenmeli. Şöyle durumu kurtaracak kadar bir iki figür falan… Evde bayrak var ama bildiğin Türk bayrağı.  Mustafa Kemalli değil. Onun çâresine de bakmalı. Andımız, zâten ezberimde…

Ander kalsın, Karadeniz’e de gitmem! Neme lâzım, Hamidiye Zırhlısı filan gönderirler…

Yazının ciddiyeti gitti değil mi? Dedim ya deniz seviyesi, beni bozar.

Deniz seviyesine canım sıkılırken Resneli Niyâzi aşkı bitmeyen geyikperver ittihatçılar da koroya katıldı. Sarı saçlı, mavi gözlü Makedonyalı Türklermişiz.

Anlaşıldı, bir iki de geyik muhabbeti öğrenmek lâzım.

RTÜK NE YAPIYOR?

Vatanım Sensin komedisi devam ediyor. Neler olmuş diye bir bakayım dedim.

Hilâl, Leon’a sırılsıklam âşık. Evet, adı Hilâl olan Müslüman Türk kızı, ülkesini işgâl eden haçlı askerine âşık. Gençlerin zihinleri iğfâl edilirken RTÜK ne yapıyor?

Güya Çanakkale filmi olan The Water Diviner’de Ayşe’yi İngiliz Connor’a âşık eden Haçlı projesi devam ediyor. İstiklâl Harbi şehidlerimizin kemiklerini sızlatan bu dizi, âcilen yayından kaldırılmalı!

Dostunu düşmanını şaşırmak diye buna derler. Hollywood ve Yeşilçam’ın bizi ne hâle getirdiğini anlamak için işgâlciyle ev sâhibi arasındaki farkı şaşırıp, ev sâhiplerini denize dökmeyi düşünen CHP’lilere bakmak yeter!

Türk-Anzak kardeşliği, Türk-Yunan kardeşliği diye diye bu memleketin öz evlâdını düşman göstermek, nasıl bir garâbettir, nasıl bir yabancılaşmadır?

Müslüman Türk kadınını, hem de adı Hilâl olan Müslüman Türk kadınını, ta’cîzcisine âşık aptal kız durumuna düşürmek nasıl bir hâinliktir?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1029/deniz-seviyesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Müthiş
06.04.2017 14:29
Süper bir analiz yazısı, harika bir ironi yapılmış. Hanımefendi bu gidişle Kültür Bakanı olacak. Çok iyi, harika. Tebrikler.
Milliyetçi kerime
07.04.2017 23:03
Din iman cihat deyip mavi marmaradan sıvışanların ayakkabı kutusuna yetim malı dolduranların seviyesi sizin seviye ablam, deniz seviyesinden çok aşağıda. Yüreğin yetiyorsa egede ki 18 adayı yaz yunana geçen....

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar