Selçuk Özdağ


DELİK AYAKKABI İLE YOL YÜRÜNMEZ

AKP klasiğini bozmadı, seçime iftira kampanyaları ile başladı. Bazı İYİ Parti adayları hedef alındı.


AKP klasiğini bozmadı, seçime iftira kampanyaları ile başladı. Bazı İYİ Parti adayları hedef alındı.Millet sefalet içinde kıvranırken size Fetö ve HDP verelim denildi.

Siyaset dilinin bu kadar kirletilmesi toplumu da kirletiyor. Artık örnek politikacılar göremiyoruz. Konuşan mutlaka rakiplerini aşağılıyor, itibar suikasti yapıyor.
AKP'nin Türk siyasetine hediyelerinden biri de bu.Partisinden olmayanı düşman gibi görüyor, her türlü hakaret ve aşağılamayı rahatlıkla kullanabiliyor.
Halbuki dindar insan, hep -hesap verme- şuuru ile yaşar. Yarın ölecekmiş, aleyhine konuştuğu insanla yüzleşecekmiş gibi hareket eder. Onun için dilini tutar,sorumlu hareket eder.AKP'de böyle bir hassasiyetin zerresi yok.
Sanki İYİ Parti ve CHP ile seçime girilmiyor, Ebu Cehil ile seçime giriliyor.Müslümanlık partizanlığa indirgeniyor. Cihanşumul bir din olmaktan çıkarılıp bir topluluğun dini haline getiriliyor. O çirkin politik dili meşrulaştırmak için hoyratça kullanılıp hırpalanıyor.Olan bu kötü din takdimine bakarak dinden uzaklaşan gençlerimize oluyor.
Siyaset bir iman küfür mücadelesi değildir. Siyasetçi bir din tebliğcisi değildir. Partilerin hedefi ülkeyi kendi program ve kadrolarına göre yönetmektir.Herhangi bir partiye oy vermek bizi dindar yapmayacağı gibi vermemek de bizi dinden uzaklaştırmaz. Bu tür iddialar dinle oynamak, Allah'la aldatmaktır.
Siyasetten din çıkarmak dini anlamamaktır. Daha bir kaç gün önce İskoçya'da Pakistanlı bir Müslüman Hamza Yusuf Başbakan oldu.İskoçya Hıristiyan bir ülke. Kimse Hamza Yusuf'un dinine bakmadı,Başbakanlık ehliyetine sahip olup olmadığına baktı. Devlet işinde ehliyet imandan önce gelir.İş bilmeyen bir Müslüman yerine iş bilen ve o ülkeye sadakatle bağlı olan bir gayri Müslim tercih edilir. Bugün bazı devlet kurumlarında işlerin yürümeyişinin nedeni bu kriterden uzaklaşılmış olmasıdır.
Yandaş kanalların hedef aldığı İYİ Parti adaylarının aslında o suçlamalarla alakası olmadığını suçlayanlar da biliyor. İrfan Sönmez su katılmamış bir ülkücü, İdris Naim Şahin de su katılmamış bir milli görüşçü. Ama insan bir defa hakikati ve vicdanı kaybetmeye görsün. Artık her şey mübah hale gelir.
Sayın Erdoğan iktidarını kaybetmemek için elinden geleni yapıyor. Bu makam tutkusu normal bir durum değil. Makama yapışmak onu gayeleştirmektir. AKP kadrosu çok suç işledi. Bunların bazıları 17/25 Aralık'ta ortaya çıktı, bazıları çıkaracak kadroyu bekliyor.İşte bütün gayret o suçlar ortay çıkmasın diye iktidarı tekrar kazanmak.Aslında Cumhur İttifakının temel gayesi AKP kadrosunun yargılanmasına engel olmak. Bay Bahçeli de bu işin koç başılığını yapıyor.Öyle ki "Liderimiz Erdoğan'dır" diyecek kadar ileri gitti.Çünkü sırtlarında Sinan Ateş cinayetinin kamburu var. Onlar da korkuyor ve Erdoğan'a sığınıyor. Siyaset dilinde hiç bir lider bir başka lidere liderimiz demez. Dediğinde artık onun liderliği gider ötekinin askeri haline gelir. Keşke MHP bu duruma düşmeseydi. Türk milliyetçiliğini -kirli işlerin- örtüsü haline getirmek Türk milliyetçiliğine suikasttir.
Hayati bir seçime gidiyoruz. Aynı ayakkabı 21 yıl giyilmez. Bu ayakkabının dibi delindi, su alıyor, artık değiştirilmesi elzem. Bütün iş her gün sefaleti, fukaralığı biraz daha artan vatandaşa düşüyor. Ya bu delik ayakkabı ile yürümeye devam edecek, ya da onu çıkarıp bir tarafa atacak. Başka yolu yok.
Not:Bu vesileyle bütün okuyucularımın Mübarek Ramazan Bayramını kutluyorum.