Fatma Maraş

Tarih: 28.09.2021 10:13

HDP'nin Siyasi Oyunda Olma Çabası

Facebook Twitter Linked-in

Sırtını Amerika Birleşik Devletleri’ne Rusya’ya ve Avrupa Birliği’ne dayayan YPG- PYD- PKK’nin siyasallaşmış hali olan HDP, dün itibarıyla 11 maddelik 2023 bildirisini yayınladı.  Bu bildiriyle Cumhurbaşkanlığı  Hükümet Sistemi'nin çözümsüzlüğün kaynağı olduğunu ve  bu mevcut sistemi demokratik parlamenter sistemle değiştirme  girişiminde  kendilerinin de olmak istediğini kamuoyu ile paylaştı.

Kısaca bu oyunda “Ben de varım!” dedi. Bu açıklama ile her ne kadar Cumhur ittifakı ya da  Millet İttifakı'nda kendine yer aramadığını söylese de, parlamenter sisteme muhakkak geçilmesi gerektiğini söyleyen Millet İttifakı içinde kendini  konumlandırdığını zımnen ifade etmiş oldu. Ancak 'Demokrasi İttifakı ' adlı üçüncü bir  ittifak telaffuz edip bu ittifakın içini  tüm toplum kesimlerini  kapsayacak  şekilde   doldurması  merkeze  yaklaşma çabası olabilir.

Bu deklarasyonla  “yerinden ve yerelden yönetim” şeklinde ifade edilen ancak özerkliğin kastedildiğini düşündüğümüz yönetim şekli dışında rahatsızlık verecek  bir madde ya da içerik bulunmamakta. Ancak, maddelerin uygulamada,  yazıda  durduğu gibi durmayacağını göz ardı etmiyoruz.

Özerklik talebi Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde istenmiş olabilir. Ancak özerklik milletin bünyesine uyar mı? Bakmak lazım. Çünkü başkanlık sistemine benzer bir sistemin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında 2 yıldır ülkenin bağışıklık sistemini alt üst ettiğini  gördük.  Bünyeye uymayan her şey zehirdir, zararlıdır.  Mevcut sistemden  niçin kurtulmak istiyoruz? El cevap: Bu toplumun bünyesine uymadığı için, zarar veriyor olmasından...

Görüyoruz ki bütün hazırlıklar Cumhurbaşkanlığı Hükümet  Sistemi'nden  kurtulmak üstüne yapılıyor. Zehrin kendine zarar vermediği gibi bu sistemde yalnız AKP ve ortaklarına zarar vermiyor.

Siyasi parti temsilcilerinin geçmişten günümüze kadar sürekli dillendirdiği ancak bir türlü duyuramadığı  'silahların bırakılması, terörle aralarına mesafe koymaları' gerektiğine dair uyarıların cevabı da 'savaş ve çatışma yöntemleri yerine müzakere'nin işlerlik kazanacağına dair ifadeler ve 'barışa çağrı' olarak karşılık bulmuştur. (Her ne kadar barış dedikçe savaşın dozunu arttıran yurttaşlara sahip olsak da...)

ABD Başkanı Biden’in savaşsız ya da daha az savaşlı politik tarzıyla PYD- YPG'nin  iltisaklı olduğu HDP açıklamaları, Türk iç siyasetinde müzakere adı altında masada kazanmakla örtüşüyor.

Biden' in göreve başladığı günden beri Suriye,  Afganistan gibi ülkelere dönük izlediği politikaya bakılırsa,  HDP’nin de benzer bir politikayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içinde zaruri olarak merkeze yaklaşarak güdeceği tahmin ediliyordu. Yani kamuoyu ile paylaşılan bildiri ile  Biden' in Ortadoğu’da izlediği dış politikanın paralelinin HDP tarafından Türkiye içinde belirlenmiş strateji olarak uygulamaya konulacağını  görüyoruz.

Biden in, BM Genel Kurulu'na  katılmak amaçlı ABD'ye giden T.C. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmemesi , bundan böyle Türkiye’de Erdoğansız dönemin başlayacağının ve ona göre şartların oluşturulacağının işaretiydi. Tıpkı 2002’de iktidarı  Erdoğan'a devretmek için  ABD  tarafından  Pınarhisar icazetinin verildiği gibi. Şimdi de Erdoğan’ın gitmesi için ABD tavrını Biden ‘in eli ile ortaya koyuyor.

Bundan sonra HDP'nin  daha uzun soluklu  ve  kuruluşunda  kendisinin de olmayı arzu ettiği  sistemle bütünleşmeye  çalıştığını - en azından bütünleşiyor göründüğünü- masada  kazanmak temelli  yeni hamleler  yapacağını öngörüyoruz .

2023 deklarasyonu ile HDP her  ne kadar terörden arındırılmış, kan ve gözyaşının olmadığı bir ülke profili çizse de,  çözüm sürecinde edindiğimiz tecrübeleri yok sayamayız. Çözüm sürecinde hükümetle  sözlü de olsa ilkesel anlaşmalar  olduğu halde;  kazılan hendekler, ateşi verilen il ve ilçeler hafızalardan silinmedi.

HDP, Kürtlerin temsilcisi değildir. Sadece kendisine - belki de alternatifsizlikten- oy veren altı milyon kişinin  haklarının savunucusudur.

Kürt seçmenin  oylarının  büyük çoğunluğunu  Gelecek Partisi'nin alacağını temas halinde olunan vatandaşlar  izhar etmektedir;    parti 55 milyon  oyun tamamına taliptir. Dolayısıyla  iktidar dışı diğer partilerin  olmadığı gibi Gelecek Partisi’nin  de hiçbir ittifakta yer almaya ihtiyacı yok görünüyor. Ancak  siyasi partilerle  ülkeyi ve vatandaşları  ilgilendiren her konuda işbirliğine açık.

Kimlik siyasetinden kurtulup selamete ermek  için, Kürt ve diğer etnik -mezhebi alt kimliğe sahip  bütün  vatandaşların  kimlik temelli bütün sorunlarını  eşit yurttaşlık anlayışı ile çözmek şarttır.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —