EKREM İMAMOĞLU'NDAN 'CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI' SORUSUNA YANIT: "ALLAH BİLİR"

EKREM İMAMOĞLU

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, TÜYAP 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda katıldığı söyleşide bir izleyicinin cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili sorusuna, “Allah bilir” yanıtını verdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, TÜYAP 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda katıldığı söyleşide bir izleyicinin cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili sorusuna, “Allah bilir” yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu, bugün eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte TÜYAP 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nı ziyaret etti. Stantları gezerek hem yazarlarla hem de fuarı gezen vatandaşla sohbet eden İmamoğlu, yazar Yekta Kopan ile söyleşiye katıldı.

"KİTAP ALMAYI SEVİYORUM. O KONUDA ARSIZIM"

İstanbul'da uğradığı 8-7 kitapçısı olduğunu söyleyerek, "Bir kısmına Dilek ile de gidiyoruz. Ben daha çok alıyorum, açık söyleyeyim. Hatta benim kitaplarımı yürütüyor. Öyle bir şeyimiz var. Ama kitap almayı seviyorum. O konuda arsızım" diyen İmamoğlu, "Yani kitap konusunda, alabildiğim kadar alıyorum. Hepsini okuyamıyorum, kabul ediyorum ama zaman içinde kapatmaya çalışıyorum arayı. Bu sonbaharı çok verimli geçirdim. Yani yaz sonu ve bu sonbaharı ilginç bir şekilde sağlam kitap okudum. Araştırmacı tarafımla bu tür kitapları da seviyorum ama hani sağlam roman okudum diyebilirim. 3-4 ay yaşadım. Tabi o konuda Dilek çok marifetli, çok okuyor. O okurken belki ben de vakit ayırıyorum kitaba. 'Bana vakit ayırmayınca kitaba vakit ayırıyorum' der gibi oldu. Derken hani böyle güzel, keyifli bir dönem geçirdim ama haklısınız, bu tür ortamlarda rahat edemiyorum. Ama çok şükür sevgiyle karşılanmak, yani bir belediye başkanının sevgiyle karşılanması, kucaklanması, ona dönük iyi duyguların, güzel dileklerin paylaşılması muhteşem bir şey. Allah mahcup etmesin, hep dua ediyorum. Diyorum ki 'Bu güzel sevgiye umarım hep layık olurum. Hep güzel işler yaparım’. O bakımdan şikayetçi değilim. Fakat gizli adreslerim var. 5-6 kitapçım var" diye konuştu.

"KÜLTÜR-SANAT KONUSUNDA ÇOK HIZLI YOL ALDIĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUM"

İmamoğlu, Yekta Kopan'ın kültür-sanat konusundaki sorusuna şöyle cevap verdi: 

"Çok hızlı yol aldığımızı düşünüyorum. Olağanüstü restorasyonlar yapıyoruz. Tarihin çok özel noktalarını, çok özel anlarını, açıkçası İstanbul'da yeniden hayata kazandırıyoruz. Boyun bükmüşlerdi, hatta yaşamıyorlardı; yaşatıyoruz. Bu bakımdan mesela tarihi eserlerin restorasyon kültürünü de aslında bozulmuş o restorasyon anlayışını da düzeltiyoruz iddiasını vurgulamalıyım. Tabii onun dışında, bence yine pandemi bizi boğdu. Yani istediğimiz kültür-sanat faaliyetlerinde iki yılı çaldı bizden. Malumunuz, etkinlik yapamadık. Birçok konuda sıkıntılarımız vardı. Ancak hızlı bir giriş yaptık. Yani 2021 itibariyle etkinlikleriyle ama bu görsel sanatlarda olsun ama müzikte olsun ama başka buluşmalarla olsun ben iddialı bir şey söyleyeceğim. Hem İstanbul Büyükşehir Belediyemizin kurum kuruluşları hem yeni mekanlarımızla yarattığımız farklılıklar hem de birçok alanın kültüre, sanata, müziğe kazandırılarak oradaki coşkuyu artıran buluşmalar olağanüstü işlerdi.

İSTANBUL'DA 50 KÜTÜPHANEMİZ OLDU: İstanbul'da 50 kütüphanemiz oldu. Yani ben, bir mahalleye giriyorum veya orada coşkulu bir çocuk, genç grup gördüğümde 'Var mı burada çocukların gideceği bir yer’… İstanbul'un 2-3 mahallesi yan yana, 150 bin nüfus var. Yani örneğin böyle mahalleler var. Dolayısıyla İstanbul'da öyle bir mahalle gördüğümde hemen diyorum, 'Burada yer bulacaksınız, kütüphane açacaksınız.' 'Yerimiz yok'. 'Kiralayacaksınız' diyorum. Yani bu kültüre dair hizmetimizde çok coşkuluyuz. Oraya kitap kamyonumu yolluyorum. Ben, ‘kitap kamyonu’ diyorum. Çünkü gerçekten koca bir kamyon kitap dolu. Oraya gidiyor, her yaş grubuna kitap dağıtıyoruz.

100'ÜN ÜZERİNDE YERDE TARİHİ CANLANDIRIYORUZ: Feshane geliyor mesela. Dünyanın en güzel, bence, sanat merkezlerinden birisi olacak Fesane. Orayı, uluslararası farklı etkinlikleri taşıyacağımız bir alan olarak düşünüyoruz. Yine Türkiye'nin en büyük, Türkiye'nin değil dünyanın en eski aktif tersanesi olan Haliç Tersanesi’nin büyük bir bölümünü sanata, kültüre ve bir kısım müzelere ayırıyoruz. Orada işin sonuna gelmiş durumdayız. 100'ün üzerinde yerde tarihi canlandırıyoruz. Moda İskelesi'ni restore ettik. Hatta ben görür görmez dedim, 'Burası muhteşem bir kütüphane, kitap kafe gibi bir yer olmalı’. Ki İstanbul Kitapçı’sını bu anlamda yaygınlaştırıyoruz. Millet kuyrukla giriyor, kuyrukla çıkıyor böyle. 

CUMHURİYET TARİHİNİ ANLATAN 15 CİLTLİK BİR KİTAP GELİYOR: Nutuk'a uzun bir süre çalıştık. Yani neticede Nutuk'u okuyoruz ama yani Nutuk'un daha anlaşılır, daha 360 derece… Yani tabii ki Nutuk inanılmaz bir kalem. Yani Atatürk, bütün yaşadıklarını aktarıyor ve bütün bu yaşadıklarını da milletle paylaşmış o dönemde. Bu müthiş bir lider. Ama 360 derece bakabilmek farklı bir şeydi. Orada bir isim geçiyor ama kimdir? Sadece okuyup geçiyorsunuz, eğer onu araştırma şansınız yoksa. Burada haritalar, belgeler yaşanmışlıklar var içinde. Yani o olayla ilgili farklı 6-7 insanın yaşanmışlıkları var. Cumhuriyet’in 100. yılına da çok özel hazırlanıyoruz bu arada. Yani 15 ciltlik muhteşem bir Cumhuriyet yüzyılını anlatan bir kitap geliyor. 

KÜTÜPHANELER, AYNI ZAMANDA BİR KÜLTÜR MERKEZİ GİBİ: Bütün bu saydığım kütüphaneler aynı zamanda bir kültür merkezi gibi. Yani aslında orada söyleşiler var, mini kurslar var, eğitimler var. Bazen yazarlık okuluna varacak derecede atölyeleri var. 'Sadece kütüphane istemiyorum' diyorum. Ki açtığımız kütüphaneler de bin 500 metre, 2 bin metre alanlara sahip yerler, İstanbul'un farklı mahallelerinde. Ama oraya çok özel sanatçıları davet ediyoruz, yazarları davet ediyoruz. Belki de hayatlarında çok zor görebilecekleri insanlarla yüz yüze, 15-20 kişi, 40 kişi bir araya gelip konuşabilecekleri, faydalanabilecekleri ortamlar, atölye çalışmaları var.

'İSTANBUL'UN RENKLERİ' DİYE BİR KİTAP BASTIK: Mesela 'İstanbul'un Renkleri' diye bir kitap bastık. Orada özellikle İstanbul'la bağlantısı olan farklı etnik kökenlerden insanların ya da farklı inanç gruplarının birtakım hikayeleri vardı. Ve çok özel hikayelerdi. Örneğin ben, Bulgar heyeti gelecekti, orada özellikle Bulgar Kilisesi'nin yapımı ve o dönemin göçleriyle burada yerleşik olan Bulgar Ortodoksları ve onların tarihsel süreciyle ilgili bir bölümü vardı, mesela ben onu Bulgarcaya çevirttirip onlara göndertmiştim o zaman. Çok mutlu olmuşlardı. Yani dolayısıyla İstanbul'un renkleri aslında ne kadar evrensel bir şehre sahip olduğumuz ve bu kadim kentte yüzyıllardır farklı inançların bir arada nasıl yaşadığını gösteren, buranın aynı zamanda, ben hep söylüyorum, yani aynı zamanda İstanbul dünyanın en önemli demokrasi merkezlerinden bir tanesi. Örneğin Pera'yı, Beyoğlu'nu ben, dünyanın ilk serbest ticaret bölgesi kabul ediyorum yani. Çünkü oranın kendi para birimi oluşmuş, bankaları var ve bu yeni değil yani yüzyıllardan bahsediyoruz. Bin 400 yıldan bahsediyoruz. Dolayısıyla böylesi bir şehrin geçmişten gelen renkleri, fikirleri, yaşanmışlıkları bu şekilde kitaba döndükten sonra mutlaka bir kısmının bazı yabancı dillerde olması faydalı.

BEYLİKDÜZÜ'NDE KOLEKSİYONUMUN BİR MERKEZİ VAR: Bu arada ben de bir reklam yapayım. Beylikdüzü'nde 'Galeri Beylikdüzü' diye kendi koleksiyonumun bir merkezi var. Herkesi oraya da davet edeyim. Beylikdüzü'nde 'Galeri Beylikdüzü' çok şık bir mekan. Kütüphanem var. Hem kendi biriktirdiğim kitaplarımız hem de böyle birkaç arkadaşımızın katkısıyla bir sanat kütüphanemiz var, Marmara Mahallesi'nde. Misafirlerimiz orayı da görsünler isterim mutlaka."

"İSTANBUL'UN GEÇMİŞTE HEBA OLMUŞ ÇOK BÜYÜK PARASI VAR"

Söyleşi sonunda dinleyicilerin sorularını cevaplayan İmamoğlu, bir izleyicinin İstanbul'daki tarihi mekanların restorasyonuyla ilgili sorusuna şu cevabı verdi:

"Kaybolmasın istiyoruz bazı mekanlar, bazı alanlar. Bu konuda hazırlıklarımız var. Şunu söyleyeyim; İstanbul'un parası var. İstanbul'un parası olduğu gibi, ne yazık ki heba olmuş çok büyük parası var geçmişte. Yani esasen İstanbul çok büyük fırsatlarını ıskaladı, zaman kaybetti ama bunu hızlıca tamir edebiliriz. Bu cesareti ortaya koyuyoruz. Bir de bizim olduğumuz yerde bütçe biraz bereketleniyor. Bereketli bir bütçemiz var. Güzel işlere de imza atacağız, bereketi daha da artsın diye."

“BEYLİKDÜZÜ METROSUNUN SON AŞAMALARINA GİDİYORUZ”

Başka bir izleyicinin Ispartakule'den geçecek metronun inşası ile ilgili sorusuna ise İmamoğlu, "Mahmutbey-Esenyurt hattımıza başladık. Ispartakule'nin içinden geçiyor. Beylikdüzü metrosunun da inşallah böyle son aşamalarına doğru gidiyoruz. Orayı da başlatmak bize nasip olacak. Metro kolay iş değil. Mahmutbey-Esenyurt hattı neredeyse 750-800 milyon euro sadece imalatı. Bunun araçları falan var. Şu anda hızlı bir şekilde işimizi yürütüyoruz. Beylikdüzü metrosunu da tamamladık mı inşallah İstanbul'un batı yakasını metroyla buluşturmuş olacağız. Burada en çok da TÜYAP adına seviniyorum. Tabii bir de esas İstanbul'un doğusunu batısına bağlayacak olan, dünyada vitrine çıkardığımız Hızray Projesi. O da TÜYAP ile Sabiha Gökçen'i 55 dakikaya indirecek" diye yanıt verdi.

CUMHURBAŞKANI ADAYLIĞI SORUSUNA YANIT: "ALLAH BİLİR"

Diğer bir izleyicinin cumhurbaşkanı adaylığıyla ilgili soruna İmamoğlu şu yanıtı verdi:

"Ben belediye başkanı seçildikten hemen sonra önemli bir yazar gelmişti, o da sormuştu ‘Böyle böyle gelecekte’ diye. Yani bizde de en güzel laftır, 'Allah bilir' deriz yani, değil mi? Öyle cevap verince 'Bak Allah bilir' dedi, 'demek ki düşünüyor' falan. Ya ‘Allah bilir’ dedim yani. Dolayısıyla sana da ‘Allah bilir kardeşim’ diyeceğim, ne diyeyim?" 

"BU MESELE, TEK BAŞINA BİR BELEDİYE MESELESİ DEĞİL"

İmamoğlu, İstanbul'da beklenen depremle ilgili soruyu da şöyle yanıtladı:

"Sokak aralarında şantiyeler kuruyoruz. Yani bizi arayan ve uzlaşmayı sağlayabildiğimiz, 20 daire de olsa giriyoruz, yapıyoruz. Bu mesele, tek başına bir belediye meselesi değil. Ben, bunu yalvararak, yani İstanbul'dan 2-3 defa ve ısrarlı bir biçimde bakanlıklarla ve diğer kurumlarla konuşarak... Bakın, bu meselede tarafların, herkesin artık 'evet' demesi lazım. Bakanlık, diğer kurumlar, TOKİ, büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, bankalar, yapımcı firmalar, kurumlar, meslek kuruluşları… Ama yetmez. Bakın, vatandaş… İnanın İstanbul'da mesela en ciddi problem ne biliyor musunuz? Milletin uzlaşamaması, milletin bir araya gelip bir konuda bir süreci çözememesi. Yani birçok örneği var. Çok yakınlarım var, içinde yaşıyorlar. 3,5 senedir uzlaşmayla ilgili mücadele veriyor. Yani birisi 50 lira fazla istiyor, birisi 100 lira fazla istiyor gibi meseleler üzerinden. O bakımdan, şeffaf bir biçimde depreme bütüncül bakan, değişime ve dönüşüme bütüncül bakan bir hareketliliği yaşatmamız lazım. Şu anda onun arttığını İstanbul'un her noktasında ortaya koyuyoruz. Tabii mevzu belediye başkanı, İstanbul olunca doğal olarak kültür, sanat, ulaşım, deprem, hepsi mümkün yani."