Tarih: 27.06.2022 21:31

BDDK’YI ELEŞTİREN DAVUTOĞLU: “TÜRKİYE SEÇİM ORTAMINA GİRERKEN 70’Lİ 90’LI YILLARA TEKRAR SOKULMAK İSTENMEKTEDİR”

Facebook Twitter Linked-in

Gelecek Partisi Genel Baskani Ahmet Davutoglu, Bankacilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’na (BDDK) tepki göstererek, “Ekonomide son atilan adimlar ile TBMM gündemindeki özünde sansür niteligi tasiyan dezenformasyon yasasi içe kapanma açisindan birbirini tamamlayan adimlardir. Türkiye seçim ortamina girerken 70’li ve 90’li yillarda içine girdigi böylesi bir kara tünele tekrar sokulmak istenmektedir” dedi.

BDDK, cuma günü TL ticari kredilere iliskin yeni kosullar açiklamis; döviz varliklarinin TL karsiligi 15 milyon TL'yi asmayan sirketlere kredi kullanim durumunda döviz varliklarini 15 milyon TL üzerine çikarmama sarti getirmisti. 15 milyon TL üzeri döviz nakdi varligi bulunan sirketlerin ise bu varligi aktifinin ya da satis hasilatinin yüzde 10'unu asmasi durumunda yeni nakdi TL ticari kredi kullanamayacagi belirtilmisti.

Gelecek Partisi Genel Baskani Ahmet Davutoglu, bu aksam parti ve kisisel sosyal medya hesaplarindan BDDK’nin bu karari ile ilgili olarak açiklama yapti. Davutoglu sunlari söyledi:

“Hafta sonu BDDK’nin aldigi ve dün gece panik halinde yapilan bir açiklama ile yumusatmaya çalistigi ama basaramadigi karar teknik boyutunun ötesinde ekonomi-politik bir makas degisiminin isaretidir. Enflasyon, issizlik, risk primi, faiz ve kur verilerinde Türkiye’yi 2001 ekonomik krizi günlerine ve doksanli yillara götüren iktidar bu kararla Özal öncesi yetmisli yillara geri dönmenin kapisini aralamaktadir. Iktidar bir taraftan bu karar ile üç itirafta bulunuyor, diger tarafta kara hem de kapkara bir senaryonun altyapisini hazirliyor. Birinci itiraf, hükümetin elindeki döviz rezervlerini tükettigi ve sirketleri döviz satmaya zorlayarak açigi kapatmaya çalistigi gerçegidir. Ikinci itiraf, serbest piyasa ve kambiyo sisteminin dogal isleyisi içinde denizi tükettiklerinin itirafidir. Üçüncüsü ise, tasarruf araci olma niteligini zaten kaybetmis olan TL’nin uluslararasi degis tokus degerinin de bitmekte oldugu ve ancak kapali bir sistem içinde tutularak ulusal para birimi niteligini koruyabilecegi itirafidir.

“ÖZÜNDE SANSÜR NITELIGI TASIYAN DEZENFORMASYON YASASI IÇE KAPANMA AÇISINDAN BIRBIRINI TAMAMLAYAN ADIMLARDIR”

Kara, kapkara senaryo ise Türkiye’nin hem ekonomik hem de siyasal olarak dünyadan koparak kendi içine kapanmasidir. Kapali ekonomik sistemlerle otoriter rejim birbirini tamamlayan bir ekonomi-politik sistem tercihidir. Ülke içine kapanip, ulusal para birimi ile geçimini temin eden kitlelerin elindeki para ile dünyaya açilma imkani kalmayinca kendini yeniden üreten otoriter sistem mekanizmasi islemeye baslar. Ekonomi alanindaki cari açik, bütçe açigi, arz-talep açigi siyasal alandaki özgürlükler, demokrasi ve hukuk açigi ile bütünlesince bütün bu ekonomi-politik açiklar geçen yüzyilda çok kullanilan ‘Türk’ün Türk’e propagandasi’ ile kapatilmaya çalisilir. Baska bir deyisle yüksek faiz, yüksek enflasyon, yüksek issizlik, yüksek kur ‘yüksek hamaset’, ‘yüksek gerilim’ ve ‘yüksek yasaklar’ ile örtülmeye çalisilir. Ekonomide son atilan adimlar ile TBMM gündemindeki özünde sansür niteligi tasiyan dezenformasyon yasasi içe kapanma açisindan birbirini tamamlayan adimlardir. Türkiye seçim ortamina girerken 70’li ve 90’li yillarda içine girdigi böylesi bir kara tünele tekrar sokulmak istenmektedir.

“SERMAYE KONTROLÜ DEDIGINIZ SEY AÇIKÇA IÇE KAPANMAKTIR”

Bunlar hiç yasamadigimiz seyler degil. Türkiye bu vahamet dönemlerini, bu kabuslari daha önce de yasadi. 1980’lerin sonundan beri kimin aklina gelirdi ki, bir gün bazi çilginlar çikip, ‘Elinde dövizi olan firma Türk lirasi kredi kullanamaz’ diyecek. Sermaye kontrolü dediginiz sey açikça içe kapanmaktir. Dünyadan kopmaktir. Rekabeti bitirmek ve kendi elinle, kendi sirketlerine kaybettirmektir. Dahasi, tipki ‘nass var’ deyip dünyanin en faizci hükümeti olmak gibi, bu da sakat bir zihniyetin uzantisidir! Hukuk, demokrasi, adalet ve merhamet taleplerini baskilayip toplumu var olana razi kilmak neyse bu da odur. Toplumu niteliksizlige ve çaresizlige mahkum etmektir. Dün Doktorlara ‘giderse gitsinler’ diyen bu iktidar, bugün de ayni sözü sirketlere söylemektedir. Açikça, ‘Giderlerse gitsinler’ demektir. Bu hükümet, akil ve mantik kurallarina karsi mücadeleye devam edecek, ama faturayi bütün bir millet ödeyecek.

“BU KARAR ELIMDE DE 5 KURUS CENT, DÖVIZ KALMADI DEMEKTIR”

Hükümetin bu çilgin karari, kredi sisteminin etkin biçimde islemesi falan degildir. Açikça bir kambiyo sinirlamasidir. Yani, elinde döviz olan sirketi ‘kredini kesiyorum’ diyerek döviz satmaya zorlamaktir. Hükümet BDDK eliyle sunu ilan etmis oluyor; ‘Ben kapi arkasindan sata sata Merkez Bankasi rezervlerini tükettim, KKM’den gelen 30 milyar dolarla ihracatçilardan gelen 35 milyar dolari da sattim. Yani sizin anlayacaginiz bu yilin ilk 6 ayinda elime geçen, 60 milyardan fazla dövizi de göz göre göre buharlastirdim. Benim artik sikacak kursunum, kötü gün param kalmadi. Ben faiz indirir gibi yapip hem kuru, hem faizi, hem enflasyonu patlattim. Üreticiyi, çiftçiyi, çalisani canindan bezdirdim. Fakirligi artirdim, yoksullugu yayginlastirdim. Millet çarsi-pazara çikamaz oldu. Fakirden alip zengine verdim yine olmadi, olmadi, olmadi, elimde de kurus cent, döviz kalmadi.

“HALKIN SIRTINA ZATEN YETERI KADAR BINDIM DIYOR IKTIDAR”

Bu isin sonu artik bir kur kriziyle mi yoksa bir faiz kriziyle mi sonuçlanir bilemem ama simdi sira sirketlerde diyorlar ve diyorlar ki zira bende olmayan döviz onlarda. Ben biktim yalan-yanlis, hukuksuz islerden. Ön kapidan, arka kapidan usandim. Gizli sakli dolambaçli yollarim bile artik tükenmek üzere. Oyun üstüne oyun kurmaktan, geçici islere imza atip batakligi büyütmek de bir yere kadar. Halkin sirtina zaten yeteri kadar bindim diyor iktidar. Simdi sira sirketlerde. Benim satacak dövizim kalmadi. Hadi bakalim simdi de biraz sirketler döviz satsin.

“ÜLKEYI 1970'LERE DÖNDÜRÜYORLAR”

‘Sirketler döviz satsin’ demekle yetinseler iyi. O sirketlerin hesaplarinda 1 milyon dolar bile tutmalarina tahammül edemez hale düstü bu iktidar. Artik her attiklari adim, piyasalari daha da sikbogaz edecek. ‘Yeni ekonomi modeli, Çin Modeli, su bu’ diye diye ülkeyi 1970'lere döndürüyorlar. ‘TL’nin degeri düsük olursa büyüme, istihdam ve ihracat artar’ kafasiyla milleti inim inim inlettiler. Bir umut, soluk alacak, gün isigi görecek bir alan birakmadilar. Simdi de hal diliyle sirketlere ‘gelecekte yapacaginiz ithalati erkenden yapin, parayi da sistem disina çikarin’ demis oluyorlar. Oysa, nakit dövizi olan sirketler, bu dövizleri, vadesi gelecek dis borçlarina karsi, yapacaklari ithalat ödemelerine iliskin kur riskini yönetmek için tutuyorlar. Yani sirketler halk tabiriyle hükümete ‘onun yeri var’ demis oluyorlar. Evet, o dövizlerin yeri var. Ve sen müdahale ettikçe, kafana göre ayarlama yaptikça, piyasadaki artçi depremleri dinamitle tetiklemis oluyorsun.

“HÜKÜMETTEN VE BDDK’DAN BU SORULARIMIZ IÇIN CEVAP BEKLIYORUZ”

BDDK’nin son karariyla ilgili olarak su sorularin cevabini bekliyoruz;

- 5411 sayili Bankacilik Kanunu’nun 93. maddesi böyle bir karara dayanak olusturabilir mi? Bu durum açikça bir yetki asimi olusturmak degil midir?

- Sirketler döviz varliklarini bilanço disina tasirsa takip etmek zorlasmaz mi?

- Bu karar sonrasi sirketler nakit döviz talep ederse ne olacak? B planiniz var mi?

- Bu kadar yüksek dis ticaret açigi ve döviz borcu varken sadece sirketleri zorlayarak ne kadar vakit kazanacaksiniz?

- Yabanci Para varlik sahibi olmak gerekçe gösterilerek krediye ulasim yasaginin dünyada baska bir örnegi var mi?

- Küçük yatirimcinin sisteme olan güvenini iyice bitirecek olan bu kararin olasi sonuçlarina dair en ufak bir fikriniz var mi?

Hükümetten ve BDDK’dan bu sorularimiz için cevap bekliyoruz. Sayet bu konuda kamuoyunu tatmin edecek bir açiklama yapilmazsa ‘Hak Arama Hürriyetimizi’ kullanarak her türlü hukuk yoluna müracaat edecegiz.

“SIZ NE YAPARSANIZ YAPIN BIZ BU GEMININ BATMASINA ASLA IZIN VERMEYECEGIZ”

Siz ne yaparsaniz yapin biz bu geminin batmasina asla izin vermeyecegiz, çünkü bu gemi sadece bugün siyaset yapanlara degil gelecek nesillere de aittir. Gelecek nesillerin sermayesini tüketmenize asla riza göstermeyecegiz.  Bu kararli durusla geçtigimiz hafta Parti Baskanlik Kurulu’nda aldigimiz kararla erken seçim çagrisi için ‘Geçim için Seçim’ sloganiyla ülke çapinda bir imza kampanyasi baslatiyoruz. Unutmayalim: ‘Sandik Gelecektir’.”




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —