Tarihin gölgesindeki unutulmuş 'Roman Soykırımı'

Tarihin gölgesindeki unutulmuş

Nazi rejimi ve Mihver müttefiklerinin sözde etnik nedenlerden dolayı zulmetmek için seçtiği gruplardan biri de Romanlardı. İkinci Dünya Savaşı'nda soykırıma uğrayan Romanları, Roman Soykırımı Anma Günü olan 2 Ağustos'ta hatırlandı.

Tarihin en acı olaylarından birisi olan Holokost boyunca, Naziler ve müttefikleri Avrupa’daki Roman popülasyonunun %25’ini sistematik bir soykırıma tabi tuttular. Ölü sayısının 220 bin ila 500 bin arasında olduğu belirlenen ve Porajmos olarak bilinen bu korkunç katliam, Nazi Almanyası tarafından işlenen en büyük insanlık suçlarından biri olarak hafızalara kazındı.
Roman dilinde “Yok etme” anlamına gelen “Porajmos” kelimesi, Romanların 1938 tarihi itibarıyla Nazi Almanya’sı tarafından maruz bırakıldıkları sistematik soykırımı tanımlamak için kullanılmaktadır. Roman halkı tarafından asla unutulmayan bu trajedinin uluslararası bir tanınırlık kazanması ve Almanya’nın tazminat bedeli ödemeye başlaması ise 1976 yılına değin gerçekleşmemiştir. 2011 yılından itibaren resmi olarak bir yas günü ilân edilen Porajmos’a zemin hazırlayan olaylar ise Nazilerin Almanya’da güç kazanmasından öncelere dayanmaktadır.

ROMANLARA YÖNELİK UZUN VE TARİHSEL BİR ZULÜM
Naziler’in iktidarı ele geçirmesinin öncesinde bile Almanya’da Romanlar’a yönelik antiziganist politikalar büyük bir zulüme sebep oluyordu. 14. yüzyıldan beridir varlıklarını sürdürdükleri Avrupa’da göçebe bir yaşam tarzını benimsemiş Romanlar, Almanya da dahil olmak üzere nereye giderlerse gitsinler, ayrımcılığa, ırkçılığa ve mezalime maruz kalmışlardı.
1899 yılından başlayarak Naziler’in iktidar olduğu 1933 yılına değin devam eden bir süreçte Alman yasa koyucular, Romanlar’ın haklarını kısıtlayan ve onları toplum gözünde ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüren pek çok yasa tasarısına imza attılar. Roman topluluklar sürekli olarak gözlendi, kamusal alanlardan uzak tutuldu, yüzme havuzlarına dahi girmeleri engellendi. Ülkenin birçok önemli kısmına girme hakları ellerinden alınan Romanlar aynı zamanda Alman polisi tarafından ortada hiçbir sebep olmadan tutuklanabiliyorlardı.
Yaygın kanı, bir Roman parmaklıklar ardına gittiğinde ülkenin daha güvenli bir yer haline geldiği yönündeydi.
Romanlar’a yönelik yaklaşımlar Naziler’in iktidara gelişiyle beraber daha da kötüye gitti. Adolf Hitler, Romanları sadece göçebe bir topluluk olarak değil, Alman ırkının “ırksal saflığına” yönelik bir tehdit unsuru olarak görüyordu. 1936 yılında, Naziler’in “Çingene Sorunu” ile “baş edebilmek” için, Demografik Biyoloji ve Irksal Hijyen Araştırma Merkezi direktörü Robert Ritter Romanlarla “görüştü” ve “bir takım röportajlar” gerçekleştirdi.
Ritter’in bu “görüşmeler” ve “röportajlar” sonunda vardığı sonuç korkunç bir olaylar zincirinin başlamasına neden olarak, tarihin tanıklık ettiği en utanç verici kıyımlardan birisinin temel taşı oldu. Romanların Alman ırkının kanını “dejenere” edici bir kan taşıdığı sonucuna varan Ritter, Romanları yaşadıkları yerleri yetkililere bildirmekle tehdit ederek Almanya’daki hemen hemen tüm Romanların kaydının tutulduğu bir arşiv oluşturmaya başladı.

ROMANLARIN YURTLARINDAN EDİLMESİ
Tarih 1936 yılını gösterdiğinde, Romanların etnik Almanlarla evlenme hakları, oy kullanma hakları ve vatandaşlıkları ellerinden alındı. Bunu takiben Naziler, Romanları kısırlaştırmaya başladılar ve onları bir araya toplayıp, yurtlarından ederek kamplara ve izole edilecekleri sağlıksız bölgelere gönderdiler.
Başlangıçta, sayısız Roman taşınılabilir toplama kamplarına zorla gönderildiler ve kendi ayrık kamplarında tutuldular. Daha sonra, Nazi otoriteleri tarafından bir diğer soykırım kurbanı olan Yahudi halkıyla bir araya getirildiler. En nihayetinde de çalışma kamplarına ve sistematik olarak öldürülecekleri “ölüm kamplarına” doğru gönderildiler.
Porajmos, işte böyle başlamıştı.

BİR GÜNDE 3 BİN ROMAN KATLEDİLDİ
İki Ağustos 1944 yılında Nazilerin Almanya'daki Auschwitz kampında bir günde 3 bin Roman katledilerek soykırıma uğradı. Her yıl bu tarihte, Nazilerin soykırımına uğrayan ve İkinci Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden 220 bin ila 500 bin Roman anılıyor. Herhangi bir resmi rakam olmasa da bu sayı o dönemde Avrupa'da bulunan Roman nüfusunun yarısından fazlasına tekabül ediyordu.
Auschwitz'de 20 bine yakın Roman vurularak veya kötü yaşam şartları sebebiyle hayatını kaybetti. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı raporuna göre günümüzde Romanların yüzde 80'i 'fakirlik riski altında' yaşıyor. 
1979'A KADAR İNKAR POLİTİKASI
Romanlara uygulanan zulüm 1933 yılında başladı. Bu zulüm zamanla ayrımcılık şeklinde dönüştü. Alman yetkililer yapılanların 'ırkçı temelli' olduğunu ancak 1979'ta kabul etti.