Ülkücü Hareketin fikir mimarlarından Galip Erdem, kabri başında anıldı

Ülkücü Hareketin fikir mimarlarından Galip Erdem, kabri başında anıldı

Bütün ömrünü aziz Türk milletine, Türk milliyetçiliği hareketine, ülküsüne ,  adayan,  Ülkücü  Hareketin fikir mimarlarından hukukçu ,yazar fikir adamı abide şahsiyetlerden  Galip Erdem  Ankara Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kabri başında, bir grup Ülkücü tarafından dualarla anıldı. Ülkücü hareketin tarihini yazan, ülkücü hareketin kanaat önderlerinden, Hakkı Öznur, kabrin başında, Ülkücülerin ağabeyi, büyük dava ve fikir adamı  Galip Erdem ile ilgili sitemiz Enpolitik'e şunları söyledi:

ÜLKÜYE,  ÜLKÜCÜLÜĞE, DAVAYA, MİLLETE, TÜRKLÜĞE ADANMIŞ BİR ÖMÜR

67 yıllık ömrünü ülküye, ülkücülüğe , milletine, Türklüğe adayan Galip Erdem müstesna ve abide bir şahsiyettir. 67 yıla 500 yıl sığdırdı. Milliyetçi  Ülkücü  Hareketin  Dedem Korkut’u oldu,  Feragatin, fedakârlığın, hasbiliğin, dava arkadaşlarına karşı tevazuun, din ve millet düşmanlarına karşı vakarın timsali olarak yaşadı.

Sözün  gerçek  anlamıyla  bir  Ülkücüydü . Bütün ömrünü vakfettiği  Türk Milliyetçiliği ülküsü yolunda kendi beninden vazgeçmiş  bir büyük dava ve ülkü adamıydı. O Kendini hiç düşünmedi kendisi için bir gün yaşamadı.

Ülkücü Hareketin ERDEM’İ , Ülkücülerin Ülkücüsüydü.  Ömrünü inandıklarını ,bildiklerini  aktarmak için uğraşarak geçirdi. Her an ömrünü  cephedeymişçesine  ülkücü hareketin içerisinde,  davaya  hizmetle geçirdi. Ülkücülerin günümüzdeki Dedem Korkutu’ydu. İnandığı değerler uğruna düşündü, okudu, yazdı , konuştu.  Galip Erdem   ağabeyimizin hayatı   ülkücülüğün hikayesi ve  bir gerçeğidir. Yüzündeki derin çizgiler Yaşanmışlığın resmidir.

53 yıl önce,  43  yıl önce, Malazgirt’te, Söğüt’te, Çanakkale’de çok sevdiği itimat ettiği güvendiği   ülkücü  gençlerle  evlatlarıyla  birlikte   yürüyendi.  Kurulan  tarihi çadırlarda sabahlara kadar genç ülkücülere,  Ülkücü dünya  görüşünü  ve  Türk  Milliyetçiliği  ülküsünü anlatandı. Şehit cenazelerinde ,  12 Eylül mahkemelerinde ,  görüş günlerinde, cezaevi  kapılarında,    hep vardı.     Şehit ailelerinin  ve zindanlarda yatan ülkücülerin  yanında    yine  o  vardı.

1984 yılında yayınlanan Mektuplar kitabında; “Allah’ınıza, milletinize, tarihinize hesap verebildikten sonra ötesine hiç aldırmayın…”  diyen Galip Erdem ağabeyimiz  “Ülkücünün Çilesini” yazan adamdı. Yazdıklarıyla yaşadıkları arasında hiçbir çelişki yoktu. Yazdığı gibi yaşadı.

Dava büyüğümüz Galip Erdem için ülkücülük, bağlandığı bir üstün değerde kendini aşmak cehtidir. Dünya zevklerinden, bedenî hazlardan bu gaye uğruna vazgeçebilmek gücüdür.

Merhum Abdürrahim Karakoç ağabey   vefatının ardından ” ismiyle ülküsüyle müsemma bir mücadele kahramanı. Hayatı boyunca nefsine mağlup  olmayan bir garip Dervişti o..   Galip geldi Galip gitti.”.  diyordu.

12 Eylül dönemi denince , akla  ilk önce , Ülkücülerin ağabeyi,  Milliyetçi Hareketin “Galip  Hoca”sı   GALİP ERDEM  gelir. Mamak’ın  dili olsa da konuşsa.  12 Eylül’ün zifiri karanlığında  ,12  Eylül’ün o karanlık yıllarında,   12 Eylül  diktasına, beşli çeteye  karşı,  Mamak’ta yargılanan dava arkadaşlarına, ülküdaşlarına, çok sevdiği ülkücü gençlere, evlatlarına, destek olmak amacıyla , cübbesini giyip, 12 Eylül diktasına,  “CIA  nın  Bizim  Çocuklarına”  meydan  okumuştu.

TARİH TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ YARGILAYANLARI AFFETMEZ

“Mamak’ta sanık  olamadım . ama hiç olmazsa onların avukatı  olayım” diyerek evinin bir köşesinde  unutmuş  olduğu hukuk  fakültesi diplomasını çıkarıp,  buruşuk   avukatlık cübbesini giyerek  “MHP ve  Ülkücü Kuruluşlar davasında” yargılanan  ülkücüleri savunmak için davalara girdi, Bir  çoklarının avukatlığını  üstlendi.

Ülkücüler dava ve iman adamıdır diyen,  ömrünü  adadığı Türk milliyetçiliği ülküsü için büyük emek veren  Galip  Erdem ağabeyimiz  Mamak’ta görülen  MHP ve Ülkücü Kuruluşlar davasında insanüstü gayretlerle fedakârane bir şekilde çalışmıştı.  Bir lokma bir hırka misali yollara düştüğünü, o gençlere ve ailelerine yardım edebilmek için neler çektiğini unutmak mümkün mü?

29 Nisan 1981 günü “587 sanıklı MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası”nın 942 sayfalık  düzmece iddianamesi açıklanmıştı. 19 Ağustos 1981 günü , davanın ilk duruşması Mamak’ta başlamıştı.  MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davasında Türk milliyetçiliğine yönelik suçlamaları cevapsız bırakmadı ve Beşli çeteye yazdığı uzun mektupta öyle diyordu:

“Adım Galip Erdem… Ülkücü gençliği de çok iyi tanırım…

“Sizden bir tek dileğim var… Ülkücüler, eğer öyle olması gerektiğinin faydasına inanılıyorsa yargılansınlar, cezalandırılsınlar. Ama lütfen devleti yıkmaya çalışmakla, milleti sevmemekle, vatanı bölmekle suçlanmasınlar. Dileğim yaşayanlar hesabına değil… Bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa giren binlerce şehit adınadır, ruhlarının huzuru içindir.

Onlar neden, kimin uğruna ve hangi değerleri yaşatmak için öldüklerini biliyorlardı. İnanıyorum ki, bugün olmazsa yarın millet de bilecektir, tarih de bilecektir.

İstiyorum ki siz de bilesiniz ve başkalarına öncülük edesiniz. Mamak’ta yargılanan Türk milliyetçiliğidir. Tarih Türk milliyetçiliğini yargılayanları affetmez. Türk milliyetçiliğini suçlayan, onları zindanlara gönderen, idam sehpalarında sallandıran bir zihniyet bir gün mutlaka millet tarafından yargılanır; siyasi tarihe de kara bir leke olarak damgasını vurur. Hepsi bu kadar… Ötesi benim için önemli değil…

Allah’a inanırım ve takdirin tedbirden önce geldiğini bilirim. “

KENDİNİ MAMAK’A ADAYAN ADAM

Herkesin köşe bucak kaçtığı, birbirine selam vermekten çekindiği bir zamanda kendini Mamak’takilere adayacaktı. Kendini Mamak’a adayan adam Galip Erdem’i  Ülkücü şehitlerin aileleri,  cezaevlerinde  yatan Ülkücüler ve onların aileleri asla unutmaz.   Mamak Mahkemelerindeki tavrı, cezaevlerinde yatan Ülkücülere gösterdiği büyük vefa ve destek asla unutulmaz.

Mamak’ta. Kafeslerden  Ülkücü  gençler  ziyaret görüşünde onu görünce  “Galip Abi  Galip Abi”   diye  seslenirler müthiş manevi güç alırlardı . Mamak kapılarında bekleyen Ülkücülerin aileleri yıllar sonra  çocuklarına  “oğlum  Galip abinize çok şey borçlusunuz siz  çile çektiniz oda siz çile çektiniz diye çok çile çekti. Hayatını sizlere  davasına adamıştı” derken bu sözleri  boşuna söylemiyorlardı.

12  Eylül’ün  karabasan gibi  çöktüğü  o zor ve  fırtınalı yılarda,  Ankara’nın zemheri soğuğunda, o buz  gibi  Ankara kışında, o  Küçük” DEV ADAMIIN”  yoksul gecekondu semtlerinde,  şehitlerimizin ailelerini cezaevlerinde yatan ülkücülerin ailelerini ziyaret ederek -maddi ve  manevi  desteğini  hiçbir Ülkücü ve onların aileleri  asla unutmaz.

Türkiye genelinde,  cezaevlerinde yatan dava arkadaşlarımıza, onların ailelerine maddi  katkı sağlamak için , nefsini bir  tarafa  bırakarak ,  bir çok  kişileri ziyaret edip  adına  “Mektup “  dediği mektupları alır   onları   yerlerine  ulaştırırdı.

PAROLASI : MEKTUP’TU

Vefatına kadar özenle sakladığı isim isim kimlerin  hangi maddi yardımlarda ve katkıda bulunduğunu  gösteren bilgiler, tutmuş  olduğu  tarihi defterde yazıyordu. Parolası ,  “MEKTUP” tu.  Bilenler bilirdi.   Bu şifreden istenilen , mektup derhal  yerine getirilir ve oradan da  mutlaka yerine ulaştırılırdı.
Ülkücü Hareketin   tarihine  geçen o meşhur “MEKTUP” ların hikayesini , aradan  40  yıla yakın zaman geçse de , Ülkücü Hareket ve  Ülkücü nesiller asla  unutmayacak.  O şahsiyetini değil,  Mamak’ı , Ülkücü  evlatlarını,  dava  arkadaşlarını tercih etti.

Galip Erdem ağabeyi  Mamak’ta yatanlardan ve onların  sevgili ailelerinden dinlemek lazım.  Onlar hakikati çok  iyi bilirler ve söylerler .  İlkesizler, Ülküsüzler, vefasızlar, makam, mevki,  ikbal  peşinde  koşanlar anlayamaz  ve bilemezler  bu hikayeyi.   Galip  Ağabey  hem Ülkücü olmanın çilesini hem de çile çeken Ülkücülerin çilesini çekti Ülkücüler ondan çok şey öğrendi. Sevmeyi, Paylaşmayı , fedakarlığı öğretti.

Şehit liderimiz Muhsin  Yazıcıoğlu ,  avukatlığını da yapan, çok sevdiği,  büyük  hürmet  gösterdiği  Galip Erdem ağabey için ardından söylediği, “  Demir parmaklıkların ardında ilk sivil yüz olarak Galip  Erdem ağabeyi gördük. onun sayesinde geride  bıraktıklarımız için endişe duymadık ve  arkamıza bakmadık. Binlerce evladını sığdırdığı dev gibi yüreğiyle fedakar bir ağabey oldu”   sözleri  bir gerçeğin  teslimiydi.

Yeni Sözcü’nün arka sayfasında,  o unutulmaz arka sayfada yazdıklarıyla,  12 Eylül /MGK rejimine   başkaldırıyor,  yasaklamaları, yasakları,  kendine özgü,  tarihe geçen o unutulmaz makaleleriyle delip  geçiyordu.   Beşiktaş Nasıl Kurtulur?,  Biri  Elma,  Biri Ayva, Biri Muz , Haskul , Ana Yüreği,  Bir Şehidin Son Arzusu ,  Ben Yürürüm  Yana  Yana , Akvaryumların Hikayesi,  yazıları bunun birkaç örneğidir.

12 Eylül sonrası çıkan, “Yeni Sözcü” dergisinde  yayınlanan  tarihi öneme sahip makaleleri ve   fikir dünyamızda yer alan,  ideolojimizi şekillendiren  o  muhteşem eserleri her zaman okunacak ve istifade edilecektir.

Galip ağabey 59  yıl önce,  13 Ağustos 1961 tarihli Tercüman Gazetesi’nde kaleme aldığı “Ülkücünün Çilesi” adlı makalesinde: “… Ülkücülerin hayatı bambaşkadır. Sözlüklerinde rahatlık kelimesinin yeri yoktur. Daima bir mücadele içinde ömür tüketirler..  … Ülkücü, dünya nimetlerinden yana nasipsizdir. Gözü yoktur ki nasibi olsun. Bir lokma-bir hırka ona yeter. Paraya karşı o kadar müstağnidir ki, halkın hayretine sebep olur. Herkesin istediğini istemez, ne istediğini de herkes anlamaz.” diyerek anlattığı ülkücü çileyi bir ömür boyu çekmişti.

Ülkücü’nün Çilesi’nde  Ülkücünün hal, karakterini ve kaderini nefis  bir  Üslup’la   anlatır.  Çok sevdiği genç  ülküdaşlarına , genç dava arkadaşlarına şöyle hitap ediyordu:

“Ülkücülük çetin bir yoldur, yürümek için bacaklarının kudretinden önce sevdiğine sonsuz bir inançla bağlanacak zengin ruhlara, çekilen her cefayı, sefa gibi karşılayacak yüreklere ihtiyaç vardır.”

‘’Davanızın gururu ve şerefi ağır bir yüktür, herkes kaldıramaz. Sizin zengin ruhlarınıza, büyük yüreklerinize ihtiyaç vardır. Yaşadığımızı yaşamadan destanımızı anlamak çok zordur!’’

‘’Mademki ülkücüsünüz, Allah’tan başka hiç kimseden hiçbir şey istemeyeceksiniz…”

Ülkücünün, ülküsü ile münasebeti, hakiki bir aşkta sevenle sevgilinin münasebetine benzer…Büyük ülkü nazlıdır, sitemi eksik etmez, incinmeğe de hiç gelemez. Diğer sahalarda umumiyetle dikkatsiz hareket eden ülkücü, sevgili bahis konusu oldu mu baştanbaşa haysiyet kesilir. Şahsına fenalık yapanlara pek aldırmaz ama ülküsüne yan gözle bakanlara tahammülü yoktur.”

Ömrünü aziz  Türk milletine  ve Türk  milliyetçiliğine vakfetmiş,  dava büyüklerimizden, ağabeylerimizden,  fikir mimarlarımızdan  Ülkücülerin Dedem  Korkut’u   Tavizsiz  Türk  Milliyetçisi     Galip Erdem  ağabeyi  bir kez daha rahmetle , minnetle ,saygıyla  anıyoruz.  Ruhu şad mekanı cennet olsun.”

Milliyetçi camianın önemli  isimlerinden  araştırmacı  yazar  Metin  Turhan’da  Galip Erdem’in   Ülkücü Gençliğin yetişmesinde  büyük emeği  olduğunu, ülkücü harekete çok büyük hizmetler yaptığını  anlatmıştır.  Turhan şunları söylemiştir: “Ülkücü Hareketin fikri ve siyasi gelişiminde  büyük katkısı olan, “Ülkücünün Çilesi” başta olmak üzere çok sayıda kitap, makale  bizlere miras bırakan Galip Erdem ağabeyimiz   12 Mart 1997 tarihinde  hakka yürümüştür.  Ruhu şad mekanı cennet olsun.”

 

haber: enpolitik