Tarih: 02.06.2018 14:38

İran 'normalleşme' arayışında

Facebook Twitter Linked-in

ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası İran'a yönelik ekonomik yaptırımları güncellemesi, ülkenin en önemli gelir kaynağı petrol satışlarını ve uluslararası ticari anlaşmalarını olumsuz yönde etkiledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekildiğini açıklaması, son yıllarda içerisinde bulunduğu ekonomik krizden çıkma yolları arayan İran'ın 2015 yılında 5+1 ülkeleriyle imzaladığı nükleer anlaşmadan faydalanma beklentisini boşa çıkarttı.

Uzun yıllar idari sorunlara bir de yaptırımların eklenmesiyle İran'da fabrika ve küçük ölçekli işletmeler günden güne kepenk kapatmaya başlarken, işsizlik artmaya başladı. Doların son birkaç ayda iki kat artması enflasyonu kontrol edilemez hale getirdi. Halkın ülke geleceğine dair ümidinin azaldığı şu günlerde, yaklaşık 30 milyar dolarlık iç sermaye yurt dışına çıktı.


Uluslararası şirketler İran'la ilişkilerini sonlandırıyor


ABD'nin anlaşmadan çekilme kararı, yaptırımların hafifletilmesiyle İran'la milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalayan Batılı şirketleri de geri adım atmaya zorladı. ABD'nin muhtemel yaptırımlarına maruz kalmaktan endişe eden Fransız Petrol Şirketi TOTAL, doğalgaz sahası Güney Pars 11'inci safhasının geliştirilmesi anlaşmasından çekileceğini açıkladı. TOTAL'in proje ortakları İran Petro Pars ve Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) ile geçen yıl temmuz ayında İran Petrol Bakanlığı'yla 20 yıl süreli 4 milyar 200 milyon avroluk anlaşmadan çekilmesi üzerine İran Petrol Bakanı Zengene 'TOTAL çekilirse CNPC onun yerine geçer.' açıklamasında bulundu.

Asriran Haber Sitesi, Hindistan'ın en büyük petrol ve doğal şirketi Reliance'nin İran'dan petrol alımını durduracağını duyurdu. Reliance şirketi ekim veya kasım ayına kadar İran'dan petrol alımını durdurmayı planlıyor.

Çin'in ardından İran'dan en çok petrol alan Hindistan merkezli Reliance şirketinin nisan ayında günlük 96 bin varil petrol alımı yaptığı belirtiliyor.

Tesnim Haber Ajansı sitesindeki habere göre, İsviçre merkezli Staedtler şirketi 1 milyar 400 milyon dolarlık anlaşmasını askıya aldığını duyurdu. 960 metro vagonunun teslimini öngören anlaşma şubat ayında Staedtler ile İran Sanayi Geliştirme ve Yenileme Organizasyonu (İDRO) arasında imzalanmıştı.

İran Petrol Bakanı Bijen Zengene Tahran'da yaptığı açıklamada, 'ABD'nin yaptırımına rağmen petrol satışlarının devam etmesi için bazı adımlar attık. Fakat bu adımları ABD engeline takılmaması için açıklamıyoruz.' dedi.

Toplam petrol ihracatının yaklaşık üçte birini Avrupa'ya gerçekleştirdiklerini dile getiren Zengene, petrol ticareti konusunda Avrupanın özellikle 'taşıma ve sigortacılık' yönünden özel öneme sahip olduğunu söyledi.

İsna Haber Ajansı'na konuşan İranlı enerji uzmanı Dr. Nursi Kurban, yaptırımların İran'ın petrol satışlarını çok etkilemeyeceğini düşünüyor. Kurban, 'Avrupalı petrol şirketleri çoğunlukla ABD'nin yanında yer almayı tercih ettiler. Ama İran, petrolünün çoğunu doğu ülkelerine satmaktadır. Yaptırımların İran'ın petrol satışlarını düşüreceğini düşünmüyorum' ifadelerini kullandı.

Avrupa devletlerinin 80 milyonluk İran pazarını elden çıkartmamak için ABD'nin yaptırımlarına direnç göstereceklerini düşündüğünü söyleyen Kurban, petrol alanındaki yaptırımların İran'da özel şirketlerin desteklenmesiyle aşılabileceğini de kaydetti.


Reformistlerin özgürlük talepleri


Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran aleyhine sert açıklamaları, ülkedeki reformistler ve özgürlük yanlılarının taleplerini daha yüksek sesle dillendirmelerine imkan verdi.

2011 yılından bu yana ev hapsindeki muhalif lider Mir Hüseyin Musevi, eşi Zehra Rahneverd ve Mehdi Kerrubi'nin serbest bırakılmalarını öncelikli talepleri olarak belirleyen reformistler, liderleri olarak kabul ettikleri eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin medya yasağının da kaldırılmasını istiyorlar.

Ülkenin ABD'nin yaptırımları nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini gerekçe olarak öne süren reformistler, ülkenin iç ekonomik dinamikleriyle ayağa kalkabilmesi için evvela 'ülkede birlik sağlanması ve normalleşme sürecine' geçilmesi gerektiğini savunuyorlar.

İran Lideri Ali Hamaney'in üniversiteli öğrencilerle bir araya geldiği proğramda Seher Mihrabi adlı öğrencinin 'ülkedeki ekonomik sorunlar, yargı organlarının müdahalesi ve basın özgürlüğü' gibi konulardaki eleştirilerini dile getirmesi, Hamaney'den ev hapsinin kaldırılmasını istemesi bu açıdan dikkat çekiciydi.

Gerçi bir süredir Zehra Rahneverd'e akrabalarını ziyaret izni verildiği belirtilse de Rahneverd bu izni Musevi ve Kerrubi'nin serbest bırakılmasına kadar kullanmayacağını duyurdu.


Ülkede grev ve protestolar


Öte yandan ülke içinde ağırlaşan ekonim sorunlara yönelik tepkiler de devam ediyor. Kötü çalışma koşullarını gerekçe göstererek akaryakıt sevkiyatına çıkmayan kamyon ve tanker sürücüleri, istasyonlarda uzun kuyruklar oluşmasına neden oldu.

İran medyasına yansıyan haberlere göre, Fars, Horasan-Rezevi, Hürmüzgan, Loristan, Kerman, İsfahan gibi eyaletlerde kötü iş koşullarını protesto eden kamyon ve tanker şoförleri kontak kapattı. Grev, sevkiyatın yapılamadığı akaryakıt istasyonlarında uzun araç kuyruklarına yol açtı. Bu durum hammadde ihtiyacını kamyon nakliyeleriyle temin eden fabrikaları da zor durumda bıraktı.

Öte yandan ülkenin güneyindeki Fars eyaletinde yer alan Kazerun, hükümetin kenti ikiye ayırma planını protesto gösterilerine sahne oldu. Göstericilerden bazıları kentteki polis karakoluna saldırarak ateşe verdi. Olaylarda en az 3 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı belirtildi. Tansiyonu düşürmek için hükümet geri adım atarak kenti bölme planlarının bulunmadığını açıkladı.


İran'dan yumuşama sinyalleri


Tahran'ın, ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından taraf olan diğer ülkelerle yola devam etme arayışları sürüyor. Bu çerçevede İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Trump'ın kararını açıklaması sonrasında hızla sürdürdüğü diplomasi trafiği sonrası İran Meclisi'nde milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada teröre finansal desteğin engellenmesine yönelik yasada değişiklik yapılmasına dair hazırlanan ve kamuoyunda 'FATF yasası' olarak bilinen tasarının mecliste onaylanmasını talep etti.

Düzenlenen kapalı oturumda ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası İran'ın takip edeceği yol ve Avrupalıların ABD'ye ne kadar direnebilecekleri konusunda milletvekillerine bilgi veren Zarif, FATF yasasının ivedilikle meclisten geçirilmesini istedi. Her ne kadar muhafazakarlar Hizbullah gibi örgütlere para aktarılmasının engellenmesinden endişe etseler de meclis güvenlik konseyi tasarıya 6 şerh koyarak ilgili tasarıyı meclise sevk etti.

Öte yandan İran'ın her fırsatta bölgedeki nüfuzundan vazgeçmeyeceğini açıklamasına mukabil Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, anlaşmaya taraf Avrupa ülkeleriyle Yemen krizini masaya yatırdıklarını açıkladı.

İran ve İsrailli yetkililerin, Ürdün'ün başkenti Amman'da yaptıkları gizli görüşmede, 'Tahran yönetiminin Suriye'nin güneybatısındaki çatışmalara katılmaması' konusunda anlaşmaya varıldığı iddia edildi.

Suudi Arabistan'ın Londra merkezli yayın yapan 'İlaf' gazetesinin, görüşmede hazır bulunan bir kaynağa dayandırdığı haberde, İran'ın Amman Büyükelçisi Mucteba Firdevsi Bur'un da aralarında yer aldığı İranlı emniyet yetkilileri ile Mossad başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu İsrailli yetkililerin, Amman'daki bir otelin farklı odalarında konakladığı, taraflar arasındaki müzakerenin, mesajları taşıyan Ürdünlü bir arabulucu tarafından yürütüldüğü öne sürüldü.

İran Dışişleri Bakanı Behram Kasımi, görüşmeyi yalanlasa da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 'Suriye güçleri dışında tüm silahlı güçler Şam'ın güneyinden çekilmelidirler' açıklaması görüşmeyi doğrular nitelikteydi.

Batı'nın İran'a karşı ekonomik savaş yürüttüğünü dile getiren İran Lideri Hamaney, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları iç dinamiklerle aşabileceklerini savunsa da toplumda var olan ümitsizliğin önüne nasıl geçileceğine dair bir proje ortaya koyabilmiş gözükmüyor.

Toplumsal ümidin gelecekle ilgili gittikçe zayıfladığı İran'da yöneticiler, Batıdan umduklarını doğuda aramaya devam etseler de, Rusya'ya güvensizlikleri devam ediyor. Çin'in ekonomik hegemonyası, ülke içi üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Muhalif gruplarla diyaloğa gidilmemesi sonucu toplumsal barışı sağlamakta yaşanan zorluklar, ülkenin normalleşme sürecine girmesi önündeki en büyük engel olarak durmaya devam ediyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —