Veysi Dündar yazdı: Şiir Adam ve Eşi

Ocak medya yazarı Veysi Dündar bugün kaleme almış olduğu “Şiir Adam ve Eşi” başlıklı yazısında, Bülent-Rahşan Ecevit ilişkisini, siyasetlerini ve şiirlerini konu aldı.
Eklenme Tarihi: 19.01.2020 16:23:04 - Güncellenme Tarihi: 17.02.2020 22:04:53

Daha 21 yaşındayken yüzük taktığı Rahşan Hanım’a şiirler yazan Türk siyasetinin unutulmaz ismi Bülent Ecevit, dürüstlüğün, romantizmin, aşkın, şiirin zaferini kanıtlamıştı. 
Ocak medya yazarı Veysi Dündar, Eski Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit’in vefatının üstüne kaleme almış olduğu köşesinde, “Rahşan Ecevit’in vedası ile Türkiye’de bir dönem bütünüyle kapanmış oldu. Demirel-Ecevit-Erbakan-Türkeş ve ellerinden tutan eşleri, doğanın o sarsılmaz yasasına yenik düştüler” dedi.
Veysi Dündar’ın Rahşan Ecevit'in vefatı üzerine kaleme aldığı yazı şöyle:
"Rahşan Ecevit’in vedası ile Türkiye’de bir dönem bütünüyle kapanmış oldu.
Demirel-Ecevit-Erbakan-Türkeş ve ellerinden tutan eşleri, doğanın o sarsılmaz yasasına yenik düştüler.
Bülent-Rahşan Ecevit ilişkisi bütün bunlar içinde romantizm dozu en yüksek olan olarak ayrışmaktaydı.
Erdoğan’ın şiir okuyan lider olarak popülaritesi ne kadar yüksek olursa olsun, şiir yazan lider tartışmasız Bülent Ecevit’ti. Siyasete zarafeti getiren, literatüre “Sayın” kelimesini dahil eden, yüzüne anayasa kitapçığı fırlatıldığında bile zarif olan da oydu…
Bülent Ecevit öldüğünde, Rahşan Hanım onun tam 60 yıllık eşiydi. Bugün o terk-i diyar ediyor ve biz ona Bülent Ecevit’in 74 yıllık eşi desek yanlış olmaz.
Bülent Ecevit daha 21 yaşındayken yüzük taktığı Rahşan Hanım’a okutmuş olmalı tüm şiirlerini.
Ancak bir şiiri var ki; sadece okutmakla kalmamış bizzat ona yazmış:
“Birlikte öğrendik seninle
avcumuzda yüreği çarpan
kuşa sevgiyi
….
köstebeğinden toprağına taşına
tırtılından kelebeğine kuşuna
elele sevdik bu dünyayı
….
gökler gibi sardı dünyayı
yağmur gibi sızdı dünyaya
dünya kadar oldu sevgimiz”

Türkiye’nin böyle dizeler yazmış bir Başbakan’ı oldu. Ecevit’in bu ülkede dağlara taşlara “Karaoğlan” yazdırması ve eski Türkiye’nin asker gölgeli ülkesinde solu iktidar ettirmesi belki, bu şair ruhun ürünüdür.
Şairler hayal kurarlar. Türk siyasetinin en sefil tarihçesinde, ABD’nin anti komünizm masalları ülkeyi sürekli altın tepside sağ siyasete cirolamıştır. Bu haksız rekabet içinde solun ülkeyi “Moskofa” teslim edeceği yalanını tam 60 senedir istismar eden Türk sağının hastalıklı propagandasına karşı elele mücadele etti Bülent bey Rahşan hanım.
1960 darbesinin sözcüsü Türkeş, 12 Eylül hükümetlerinin müsteşarı Özal’dı. Ordunun her zaman sağa arka çıkan sola göz açtırmayan duruşu, Berlin Duvarı yıkılıp komünizmin diktatoryal versiyonu yok olunca gereksiz hale geldi.
Sadece ordunun sağa arka çıkması değildi gereksiz olan, İttihat Terakki’den hatta daha da geriye gitsek Yeniçeri Ocağı’ndan beri siyasete malzeme olan şekliyle orduya artık gerek bile kalmadı.
Önce Ergenekon dendi, sonra anti-Ergenekon dendi ama netice değişmedi.
Ülkeyi her daim yöneten ve son 18 senedir ise bunu tek tabanca yapan sağın, bu çarpık yapılaşmadan aldığı nemanın acısını ve anısını en çok hisseden insandı Bülent Ecevit. Ve onun bütün bu zorlu serüveninde yanında duran Rahşan Hanım olmuştu.
Sol ve sağın bu ülke için Amerikan propagandasıyla manasız bir beka retoriğine dönüşmesi ve hala bu retoriğin geçer akçe olması ne kadar acı da olsa, bir realite…
Bülent Ecevit bu ülkeyi İsveç tipi bir sosyal demokrasiyle buluşturmuşken, faşist Samson’un Kıbrıs’ta soykırım yapması nedeni ile mecbur kaldığı harekatın, ABD ambargosuna giden yolu açması olabilecek en kötü senaryoydu.
Bugün olduğu gibi aka kara demenin kolay olmadığı günlerdi…
ABD ambargosu Türkiye’de bu sol macera için acı son demek oldu.
Şimdi unutulsa da gerçek buydu.
Bugünün yanar döner hali ile alakasız gerçek bir diplomasinin savunulduğu günlerdi.
Bülent Ecevit dürüstlüğün, romantizmin, aşkın, şiirin zaferini kanıtlamıştı. Onun 1970’lerde başardığı ve yine bu ülkenin soydaşlarının canı için feda ettiği tam da bu muhteşem hikayedir.
Bülent Ecevit’in yanında onun kadar mütevazi ve onun kadar inanmış bir yoldaş hep oldu.
Ecevit’in 1980 darbesinden sonra da, yepyeni bir oluşumla iktidara yürüyecek kadar bu ülke hafızasında aldığı pozitif yerin üzerinde çokça düşünmek gerek.
Belli ki gazeteci, şair ve romantik olmak da, siyasette başarı da en az iktidarın olanaklarını bugün olduğu şekilde sonuna kadar kullanmak kadar işlevsel.
Ve kuşkusuz ki ondan daha etik.
Maria Vargas Llosa, Vaclav Havel politika yapan şairlerdi. Ecevit şiir yazan politikacı. ABD’nin ilk ve şimdilik tek siyah Başkanı Obama da gençlik yıllarında şiire dokunmuş.

Şiirin aşkla, aşkın şiirle ilişkisi olmalı. Aşkın ve şiirin nesnesi olan bu kadın ise şairin elini hiç bırakmadı.
Belli ki Rahşan Ecevit her şeyden çok, Bülent beyin ona olan aşkına inandı.
Bu aşk ile yol aldılar ve bu ülkeye mucizelerin mümkün olduğunu kanıtladılar.
1974 ve 1977’de bu ülkede en çok oyu bir sol partinin alması, aşk kadar gerçek ve onun kadar mucizeviydi.
Artık toprağın koynunda ebedi uykularında huzur bulan bu iki insanın, kesişen kaderleri bu ülkede farklı sözün de alıcısı olduğunu kanıtlamıştır.
Bülent Rahşan Ecevit bize şiir bıraktılar ki, bu belki tüm miraslardan kalıcı ve tüm miraslardan daha değerli:
“pek o kadar göremesek de uzağı
kuşların uçuşundan belli
bir şeyler olacak yarın
öbür günden önemsiz
yarından önemli”

http://www.enpolitik.com/haber/318967/veysi-dundar-yazdi-siir-adam-ve-esi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*