'MeçhuIe giden gemi'den geriye büyük bir şair, usta bir kalem kaldı: Yahya Kemal Beyatlı 135 yaşında

Eklenme Tarihi: 03.12.2019 18:15:00 - Güncellenme Tarihi: 15.12.2019 04:24:55

Tarihe kafa yormuş, 20 yüzyılın en güçlü kalemlerinden, genelde aruz vezni ile yazılmış şiirleri ile ünlü İstanbul aşığı şair Yahya Kemal Beyatlı 135 yıldır Türk Edebiyat dünyasındaki güzide yeri ile anılıyor...

Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!..
Adalar'dan mı? tunus'dan mı, cezâyir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pâre gemi
Yeni doğmuş aya baktıkları yerden geliyor;
O mübârek gemiler hangi seherden geliyor? 

'Ok', 'Rindlerin Akşamı', 'Rubai' 'Sessiz Gemi', 'Siste Söyleniş', 'Süleymaniye'de Bayram Sabahı', 'Vuslat' gibi baş yapıt eserlerin sahibi Yahya Kemal'in asıl adı Ahmed Agâh?tı. 1884 doğumlu şair Soyadı Kanunu ile de ?Beyatlı? soyadını aldı. O, Divan şiirini, modern Türk şiiri ve Batı şiirini eserlerinde mükemmel bir biçimde sentezleyen büyük bir şair, düşünce ve kültür adamıydı. 

Üsküp?te dünyaya gelen şair, eğitimini Üsküp ve Selanik?ten sonra İstanbul?da sürdürdü. Ardından Paris?e giderek önce siyaset bilimi okudu sonra edebiyat fakültesine girdi fakat eğitimini tamamlayamadı. Paris?te geçen dokuz yılı tarih ve edebiyat üzerine derin araştırmalar yaptığı, edebi anlayışının şekillendiği yıllar oldu.

İstanbul?a döndüğünde tarih ve edebiyat öğretmenliği yaptı; öğrencileri arasında Ahmet Hamdi Tanpınar da vardı. Milli Mücadele yıllarında çıkardığı ve geleceğin edebiyatçılarını çevresine topladığı Dergâh dergisiyle mücadeleye destek verdi. Cumhuriyet?in kuruluşunun ardından sırasıyla diplomat, milletvekili ve büyükelçi oldu.

Türkiye Türkçesi ile de Osmanlıca kelimelerle de şiirler yazan Yahya Kemal Beyatlı Türk edebiyatını daima bir bütün olarak algıladı. Onun asıl vurgusu şiirin dilindeki ahenge oldu ve bunun içindir ki şiiri farklı bir musiki olarak niteledi. Şiirlerini daima aruz ile yazdı, hece ölçüsüyle yazdığı tek şiiri ?Ok?tu.

Yazı ve şiirlerine uyguladığı mükemmeliyetçiliği eserlerini tamamlanmış bulmamasına, dolayısıyla yaşarken kitap yayımlamamasına neden oldu. Eserleri ancak vefatından sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü tarafından 13 ciltlik bir külliyat olarak yayımlandı. İstanbul üzerine yazdığı yazılardan oluşan ?Aziz İstanbul? kitabı da bunlardan biriydi.

1958?in 1 Kasım gününde hayata veda eden Yahya Kemal Beyatlı Aşiyan Mezarlığı?na defnedildi. Şair, bugün ziyaretine gidenleri mezar taşındaki şu dizelerle karşılıyor: ?Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde. / Gönlü her yerde bohurdan gibi yıllarca tüter, / Ve serin serviler altında kalan kabrinde, / Her seher bir gül açar her gece bir bülbül öter.?

Yahya Kemal Beyatlı?dan geriye, yukarıda okuduğunuz ?Rindlerin Akşamı?nda olduğu gibi ölümü anlatan; ya da sonsuzluğu, aşkı, doğayı, tarihi anlatan eşsiz şiirler kaldı.

Sessiz Gemi 

Artık demir aImak günü geImişse zamandan
MeçhuIe giden bir gemi kaIkar bu Iimandan.

Hiç yoIcusu yokmuş gibi sessizce aIır yoI;
SaIIanmaz o kaIkışta ne mendiI, ne de bir koI.

Rıhtımda kaIanIar bu seyahatten eIemIi,
GünIerce siyah ufka bakar gözIeri nemIi,

Biçare gönüIIer! Ne giden son gemidir bu!
HicranIı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada seviImiş ve seven nafiIe bekIer;
BiIinmez ki giden sevgiIiIer dönmeyecekIer.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneIer geçti; dönen yok seferinden.

Odatv köşe yazarı Hayati Asılyazıcı'nın 135. doğumgünü münasabeti ile yazdığı yazısında Yahya Kemal'i şöyle anlatıyor:

"Bugün, 2 Aralık 2019 aruzun son çınarı şiirimizin kıymetli kalemi Yahya Kemal 135?inci doğum gününü karşılamakta...

?Günler kısaldı... Kanlıca'nın ihtiyarları

Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.

Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...

Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

İçtik bu nâdir içki'yi yıllarca kanmadık...

Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!...?

Oktay Akbal ?Şairler Ölmez? kitabında şiir bitip son mısrada hafızalardan silinmeden umudun silinemeyeceğinden ve şairlerin ölmeyeceğinden söz ediyordu. Şiir isyancı bir bahar mevsimidir. Ruhları yıkayıp, beynimizi uyandıran güçlü bir damar olarak, insanlığın umudu olmuş ve olmaya da devam edecektir.

İstanbul Devlet Tiyatrosu?nda sahnelenen ?Kendi Gök Kubbemiz? (Yahya Kemal)oyunu şairin, şiirin, dönemin hesaplaşmasını, aşk, siyaset, tarih aracılığıyla sahneye taşıyor. Dev çınarları yetiştiren fırtınalı coğrafyaların gücüne saf şiirin sesiyle direnen Yahya Kemal?i sahnede yaşatmaya devam ediyor.

?MISRA BENİM HAYSİYETİMDİR?

Türk edebiyatında özel yeri bulunan Yahya Kemal?i, yönetmen ve oyuncu Okday Korunan, ?Kendi Gök Kubbemiz? (Yahya Kemal) adlı oyunun program dergisinde şöyle tanımlıyor:

?Ne harabîyim (sarhoş - yıkık) ne harâbâtîyim (ömrünü meyhanede geçiren) / Kökü mazide (geçmişte) olan atiyim (geleceğim).? Dizeleri ile geçmişle geleceği, bilgece barıştıran (Ahmet Agâh ya da namı değer adıyla) Yahya Kemal, ?mısra benim haysiyetimdir. ? /  ?Bu dil ağzımda annemin sütüdür.? Vurgularıyla düşünce dünyamıza aracı olan dilimizin önemini paylaşmıştır.?

?Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül! / Ya lale açmalıdır göğsümüzde yahud gül.?

Devlet Tiyatrosu sanatçısı Sönmez Atasoy?un (1944 - 2011) 1990 yılında yazdığı ?Kendi Gök Kubbemiz? adlı tek kişilik oyun; İstanbul DT Üsküdar Tekel Stüdyo sahnesinde geçen dönem başından beri başarı ile sergilenmekte. Oyun, gördüğü ilgi üzerine ayrıca turnelerin de gözdesi oldu. Önce Edirne?de düzenlenen (6 Ekim 2018) ?Vefatının 60. Yılında Eve Dönen Adam Yahya Kemal Beyatlı? etkinliğinde başlayan turne yolculuğu Sakarya, Zonguldak, Bursa, Ankara olarak devam etti ve olağanüstü ilgi gördü. DT?nin turnelerinde ön sıralarda yer aldı. DT tarihinde önemli bir yeri olan tarihi Ankara Küçük Tiyatro?da, Ankaralı tiyatro severler ile (5 - 9 Şubat 2019) tarihleri arasında buluşup perdesini açtı. 17 Ocak 2020 tarihinde Hollanda?nın Rotterdam şehrinde sahnelenmeye hazırlanıyor.

Deneyimli sanatçı Korunan, başarılı tiyatro oyunculuğunun yanı sıra edebiyata olan ilgisini, ?Kendi Gök Kubbemiz? oyunuyla buluşturarak bir anlamda sahnede şairle özdeşleşti.

 ?Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul / Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.?

OYUN BOYUNCA ŞAİR KENDİ GÖK KUBBESİ İLE HESAPLAŞIYOR

Oyunda, Yahya Kemal?in (1884 - 1958) son gecesine dramatik ilmekler atılmış. Şairin heyecan dolu yaşamından, şiirlerinden ve dünyaya bakışından kesitler görüyoruz. Edebiyatçı dostlarından, dostluklarından söz ediliyor. Oyun boyunca şair kendi gök kubbesi ile hesaplaşarak yaşamının muhasebesini yapıyor.

? Birden kapandı birbiri ardınca perdeler? / Kandilli, Göksu, Kanlıca, İstinye neredeler??

Sorbonne Üniversitesi?ne, siyaset bilimi eğitimi için gittiği Paris?te Jön Türkler ile karşılaşıyor. Aynı çevrelerde bulunmasına rağmen Jön Türklerle iç içe olmuyor. Dokuz yıl sonra İstanbul?a dönüyor. İstanbul, şaire çocukluğunun Üsküp?ünü anımsatan büyülü bir şehir. Pek çok şiirinde İstanbul?dan söz ediyor. Türk kültürü, aşk ve yaşamla ölüm arasındaki git - geller,  vurgusunun şiirinde önde olduğunu görüyoruz. Ona göre şiir, ?musikinin kız kardeşidir.? Şiirleri Münir Nurettin Selçuk?la dillerden dillere uzanıyor. Aralarında büyük bir dostluk gelişiyor.

?Çok kerre hayâlimizde cânan / Bir şi'ri hatırlatan kadındı.?

Oyun, şairin Cerrahpaşa hastanesindeki son gecesinde ?arafta? geçiyor. Bu yerinde yorumla, sürekli değişen mekânlar bütünlük içinde iç içe kullanılıyor. Sofitodan inen sayfalarca şiir Yahya Kemal?in üzerine yağmur gibi yağarcasına bir görüntü eşliğinde onun şiirli dünyasını yansıtıyor. Zemindeki sararmış sonbaharı adeta hüzünle ıslatıyor. Sahnenin tek girişli kapısı çerçeve ve kulp içermeyerek ölüm duygusunun yalnızlık dolu ürpertisini anımsatıyor. Kapıdan sızan sert ışık tiyatro izleyicisini oyunun yorumuna katıyor. Şairin kafasının içinde çalan telefon sesleri, sevdiği kadın ya da kadınları sahneye çağırıyor. ?Canan bir şiiri hatırlatan kadın? olarak sahnede canlanıyor. Şairin veda gecesinin dekor kostüm tasarımında Şirin Dağtekin Yenen, ışık tasarımında Önder Arık yönetmene katkı sağlıyor. Sözünü ettiğim dörtlü kompozisyon oyunun görsel, düşünsel ve işitselliği ile olağanüstü bir bütünlük oluşturuyor. Oyunun yönetimi yanında dramaturgluğunu da Okday Korunan üstlenmiş ve başarılı bir çalışma yapmış. Müzik, Timur Selçuk. Yönetmen yardımcıları, Funda Eskioğlu ve Zuhal Acar.

?Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik. / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik.?

?PEK AZ ŞAİR ONUN KADAR VAZİFESİNİ TAM YAPMIŞTIR?

Şairin oyunda Kurtuluş Savaşına inançlı desteği, Lozan barış görüşmelerinde delege olması, Mustafa Kemal Atatürk?e fikirsel bağlılığı anlatılırken, divan şairimizin Cumhuriyetle olan bağı da olaylar ve şiirlerle göz önüne serilmiş oluyor. Madrid, Lizbon, Varşova, Karaçi elçilikleri ve T.B.M.M. de milletvekilliği şairin Cumhuriyetle olan güçlü bağını açıkça ortaya koyuyor.

?Ömrüm oldukça, gönül tahtıma gönlünce kurul. / Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.?

 ?Pek az şair onun kadar zamanında gelmiş ve onun kadar vazifesini tam yapmıştır? der, Ahmet Hamdi Tanpınar öğrencisi de olduğu Yahya Kemal den söz ederken. Yahya Kemal aruzun son temsilcisidir. Şiirlerindeki dünya ağırlıklı olarak İstanbul?dur. İstanbul şairin evidir. Girişi Koca Mustâpaşa, Balkonu Kanlıca, sofası Üsküdar, cumbası Çamlıca?dır. İstanbul onda sadece tarihi, kültürü, mimarisi, peyzajıyla değil, müziği ve tüm sanatıyla tek ve bütündür. ?Bir semtini sevmek bile bir ömre değer? diyecek kadar tutkudur.

?Bu yaz kemençeyi bir dinle Kanlıca?da, / Baharda bir gece tambûru dinle Çamlıca?da.  / Bu sazların duyulur her telinde sâde vatan, / Sihirli rüzgâr eser dâimâ bu topraktan.?

Yahya Kemal?in, Park Otel?le özdeşleşen yaşamı ?165? ? (?75? ya da ?175?) numaralı olduğu iddia edilen odası ve İstanbul tutkusu gök kubbesinde öylesine öndedir ki, oyunda da vurgulandığı gibi ?Ankara?nın nesini seviyorsun? sorusuna verdiği yanıt ?İstanbul?a dönüşünü? olacaktır. Bu yazıyı kaleme alırken ezberimde Yahya Kemal şiirlerinin sandığımdan çok olduğunu da fark ettim."

ENDÜLÜS?TE RAKS

Zil, şal ve gül. Bu bahçede raksın bütün hızı?

Şevk akşamında Endülüs üç defa kırmızı?

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir.

İspanya neşesiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,

İşveyle devriliş, saçılı, örtünüşleri?

Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır;

İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü

Göğsünde yosma Gırnatanın en güzel gülü..

Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir;

İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir.

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;

Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi?

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli?

Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli?

Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle

Her kalbi dolduran zile, her sineden ?Ole!?


 Türk şiirinin özlediği ?dil?i bularak ona lâyık olduğu ?ses?i kazandıran ve böylece çağdaş Türk şiirini başlatan ve yarım yüzyıl boyunca da çıktığı şiir tahtında saltanat süren, ayrıca ?Hayal Şehir? şiiriyle de başına resmen şiir ?taç?ı kondurulan Yahya Kemal?in edebiyatımızda çok müstesna bir yeri vardır.

Sermet Sami Uysal, Beyatlı?nın hayata gözlerini açtığı, şiirlerine ilham kaynaklığı etmiş olan Üsküp ve Rakofça?dan başlayarak; ?Akıncı? ve ?Mohaç Türküsü?nün coğrafyasını oluşturan Mohaç Ovası?na ve ayrıca da ?Süleymâniye?de Bayram Sabahı?nda hâlâ top sesleri yankılanan Kosova Ovası?na kadar adım adım dolaşmış; ilk gençlik yıllarını geçirdiği (1903?1912), şâir kişiliğinin gelişmesinde en önemli rolü oynayan Paris?te, yıllar yılı kalarak Yahya Kemal?in izini sürüp yaşadığı ?hava?yı solumaya çalışırken bir yandan da ?Hayal Şehir? şâirinin okuduğu, ayrıca etkisinde kaldığı şâirlerin eserlerini incelemiş; daha sonra da elçilik yaptığı Varşova ve Madrit?e uzanarak ?Kar Mûsikîleri? ve ?Endülüs?te Raks? gibi Türk şiirini taçlandıran iki şiir ilham eden bu yerlerde de ?Şâir-elçi?nin daha çok ?hava?sına girmeye çalıştığı gibi bilgi ve belgeler de toplamıştır.
Ayrıca hakkında yazılmış olan belli başlı bütün eserleri/makaleleri de ayrı ayrı inceledikten ve başta Abdülhak Şinasi, Nihat Reşat, Hamdullah Suphi, Kadri Yörükoğlu, Fuat Bayramoğlu, Salim Rıza, Esat Kural, H. Vehbi Eralp ve Cahit Tanyol gibi hayatında ?Hayal Şehir? şâirine en yakın olmuş dostlarıyla da uzun uzun görüştükten sonra, elde ettiği bütün bu bilgi birikimini; Yahya Kemal?le 1955-1958 yılları arasında yapmış olduğu ?sohbetler? le de ?bütünleştirmiş?tir.
1957-1958 de başladığı ?Şiire Adanmış Bir Yaşam: YAHYA KEMAL BEYATLI?yı ancak 40 yılı aşkın bir çaba sonunda, ?Kendi Gök Kubbemiz? şâirinin, aramızdan ayrılışının 40. yılına rastlayan 1998?de, güzel bir rastlantı sonucu da Şair?imizin doğum günü olan 2 Aralık?ta tamamlayabilmiş ve bu eser ?Yahya Kemal?i Sevenler Derneği?nce yayımlanmıştır. 


kaynak: bilgekültürsanat/odatv

http://www.enpolitik.com/haber/317979/mechuie-giden-gemiden-geriye-buyuk-bir-sair-usta-bir-kalem-kaldi-yahya-kemal-beyatli-135-yasinda.html

Sizin Yorumunuz:

*
*