Göktan Ay sordu, Kuyucu yanıtladı: 'Yeni bir akademisyen profili şekillenebilir mi?'

Eklenme Tarihi: 30.11.2019 13:51:00 - Güncellenme Tarihi: 13.12.2019 07:42:03


Enpolitik yazarı, iletişimci,akademisyen Dr.Göktan Ay?ın, Aydın Üniversitesi İletişim Fak. Öğretim Üyesi ve CRI Radyo Yöneticisi Doç.Dr. Michael Kuyucu ile ?Üniversite Eğitimi-Sanat-Kültür/Sanat-Siyaset ve Yayıncılık Sorunlarımız? konusunda  yaptığımız röportajın birinci bölümünü yayınlıyoruz:



AY: CRI TÜRK Markası? nedir? Yayın anlayışınızı anlatır mısınız?

KUYUCU: CRI TURK, Türkiye?ye yatırım yapan Çin uluslararası medyası (China Media Group) markası. Yabancı bir yatırım. Tematik bir yayın anlayışı var. Haber ve her türlü içeriğin tematik sunumu. Bir diğer misyonda Türkiye ile Çin arasında bir kültür köprüsü yaratmak. Bunun için marka geleneksel medyada ve dijital medyada faaliyet gösteriyor. Geleneksel medyada 61 merkezde yayın yapan bir radyosu , dijital medyada ise haber portalı, haber video uygulaması ve kültürel odaklı içerikler üreten video platformları var.

AY: Takip ettiğimiz kadarıyla her alandan konuk alıyor, yelpazenizi geniş tutuyorsunuz..Ama, CRI Türk?ü, bir taraf olarak görmeye çalışanlar da var. Yayın siyaseti olarak taraf mısınız? Değilseniz, nerde duruyorsunuz?

KUYUCU: Türkiye?nin özellikle 2013 yılından sonra geldiği nokta maalesef çok üzücü. Bu 2013 yılında başladı, adım adım gelişti. Nedir  bu? Bir yere ait olacaksınız, bir düşüncenin adamı olacaksınız, eğer olmazsanız o zaman sizi adamdan saymıyorlar. Tamam saymasınlar dert değil, ama sizi suçluyorlar. Şu an Türkiye maalesef tıpkı 80 öncesi gibi iki kutba ayrıldı. Bu son bir iki yılda iyice arttı. Medyada özellikle sizin bir taraf olmanız bekleniyor.  X kutbu sizi Y kutbunun adamı olarak görüyor, Y kutbu ise X kutbunun adamı. Ben kendi adıma her iki tarafı  hem överim hem de eleştiririm. Öyle at gözlüğü takmış gibi bakmam olaylara. Ondan bazen sizi ortada görmek istemezler ve eleştirirler. Bugün Türkiye?de özellikle son iki yılda yaşanan kutuplaşmaya en tarafsız yaklaşan medya CRI TURK oldu. Bu marka X kutbu ile de Y kutbu ile de hem dost hem düşman oldu, hem sevdi hem eleştirdi. Herkese söz verdik, herkes düşüncesini hür biçimde aktardı. Kimse kimseye hakaret etmedi, önce ?insanlık? dedik, önce ?Türkiye? dedik. Bu iki kavramın olduğu her yerde durduk, durmaya da devam edeceğiz.

AY: Bir akademisyen olarak, üniversite eğitiminde en büyük sorun nedir? Nasıl bir çözüm önerirsiniz!..

KUYUCU: Çok ciddi sorunlar var. Bu sorunlar gitgide artıyor, bunun en büyük nedeni ise eğitimin özelleşmesi. Vakıf üniversitelerinde eğitimin kalitesi için gerekli ARGE?ler yapılmıyor. Üniversitenin en büyük sermayesi akademisyenidir, ama maalesef akademisyenlik ülkemizde her geçen gün manen ve madden azalıyor. Bu en büyük sorundur. Eğer iyi şartlar altında çalışan bir akademisyen profili geliştirebilirsek her şey kendiliğinden gelişir. Bunun için YÖK?e büyük bir iş düşüyor. YÖK, akademisyenlerin, öğretim üyesi ve öğretim görevlilerinin maddi ve manevi şartlarını belirli bir standarda getirecek düzenlemeler yapmalı. Bir maaş aralığı önermeli, bir çalışma skalası belirlemeli, bir akademik performans kriteri belirlemeli ve bunun sermaye sahiplerinin elinde yok edilmesine izin vermemeli.

AY: Akademisyenlerin, ?kendi sorunlarının çözümünde? aktif görev aldıklarını düşünüyor musunuz?

KUYUCU: Ne yapabilirler ki akademisyenler de geçim derdindeler. Herkes günün sonunda faturalarını ödemek için yaşıyor. Devlet üniversitelerindeki akademisyenler bence kısmen daha şanslı, en azından iş garantileri var. Vakıf üniversitelerindeki akademisyenlerin gelecek kaygısı var. Bir yandan gençleri geleceğe hazırlıyorlar bir yandan da kendi geleceklerinin kaygılarını yaşıyorlar. Böyle bir ortamda daha aktif bir rol almaları imkansız. Aktif çalışan bir sendika yok. Bugün tıpkı yetmişlerdeki gibi sermaye sahipleri ile gidip patır patır hak talep edebilecek bir sendika var mı? Yok! Oysa üniversitelerdeki akademisyenlerin de bir sendikaları olmalı. Hatta öğrencilerinde olmalı. O öğrencilerin sendikaları iyi eğitim ve öğrenci hakları için savaşırken, akademisyenlerin de dünya standardına gelmesi için de savaşmalı. Bu devlet destekli olmalı. Öyle göstermelik sendikalar değil.



AY: Son yıllardaki, ?atama ve görevlendirmelerde? ortadan kaldırıldığı için çok aranan; liyakat ve ehliyet konusunda ne düşünüyorsunuz?

KUYUCU: Burada her şey ahbap çavuş ilişkileri ile yapıldığı için hiçbir şey düşünmüyorum. Çünkü iş raydan çıktı artık. Ülkemizde her şeyi ilişkilerle ilerliyor, buna belki ?network marketing? deniyor dünyada. Yani bir networkun varsa her şey tamam gibi. Ama o networke bir hizmet veya ürün sunuyorsun dünyada ve eğer hak ediyorsun alıyorsun karşılığını. Ama bizde tam tersi, networkun var mı , çevren var mı her şey tamam. Bu işleri de aksattı, ARGE?yi de aksattı. Herkes çevre ile iş bitirme derdinde.  İş yapmak isteyen yok. Akademisyenlikte de öyle. İyi bir hoca mısınız?,  iyi yayınlar yaptınız  mı?, iyi bir tecrübeniz var mı?,  sektörel tecrübeniz var mı?? Hiç biri sistemin umuruna değil. İyi yalaka olun, iyi rol yapın yeter. İşte eğitimin özelleşmesi bunu getirdi. Dekan gidiyor kendisine yakın adamları alıyor, mütevelli heyeti gidiyor kendisine yakın adamı rektör ? dekan yapıyor.  Kalitesi, işi filan kimsenin umurunda değil. Ben buna çok şaşırıyorum, 25 yıllık medya sektör tecrübem var. Bunun yaklaşık 16-17 yılı üst düze yöneticilikle geçti. Starlarla da çalıştım, işçilerle de. Hepsinin ayrı bir değeri var. Hep ?acaba bu kişi benim organizasyonuma nasıl katkı sağlar? diye düşündüm ve hala öyle düşünüyorum.  Bunu düşünmeyenlere ciddi anlamda çok şaşırıyorum.

AY: Günlük bir gazetede, çok özel ve güzel bir sayfa hazırlıyorsunuz?Ancak, okunma oranı az bir gazete. Sizi, ana akım büyük gazeteler görmüyor mu? Teklif gelmiyor mu?

KUYUCU: Çok teşekkür ederim, güzel bulunuyorsa ne mutlu bana. Türkiye öyle bir hale geldi ki, kimse kimseye artık bir şey teklif etmiyor. Sizin eğer networkunuz varsa o zaman teklifinizi kendiniz yaratıyorsunuz. Bunun içinde sağda solda yalakalık, çantacılık yapmanız lazım. İşi gücü bırakıp kapı kapı dolaşmak, yemekler yemek kahveler ? çaylar içmek ve kendinizi geliştirmeye zaman ayırmak yerine kendinizi satmaya çalışmanız lazım. Ben bunu yapacak yeteneğe sahip değilim maalesef. Benim yapabildiğim şey hizmet ve ürün üretmek. Bunun için o noktada kalıyorum. 


AY: ?Yeni İpek Yolu?nun medya ayağını oluşturmak? tan kastınız nedir? Neyi başarmak istiyorsunuz?

KUYUCU: Bu benim veya bizim veya başkalarının tek başına yapacağı bir şey değil. Yeni İpek Yolu Çin?de başlayan ve Avrupa?nın son ucu İngiltere?de biten uzun bir coğrafi alan. Burada ürün ve hizmetlerden tutun, kültüre kadar pek çok şey hareket halinde.  Eski çağlarda İpek Yolu en önemli ticaret ağıydı. Bu uzun yolun yeniden inşasında Çin tüm Avrupa ve Asya ülkeleri ile beraber çalışıyor. Burada bir ortak ekonomi yaratılıyor, bir ortak kültür paylaşılıyor. Herkesin win-win yaptığı bir ortak çalışma platformu yaratıldı. İpek Yolu güzergahının yeniden ortaya çıkması doğu ile batının entegrasyonuna katkıda bulunacağı gibi tek kutuplu dünyaya da meydan okuyacaktır. Bizim markamızda bu yeni güzergahın ve getirdiklerinin bilgisini sunmak ve dünyada olup bitenleri Türkiye?de ki meraklılar sunmayı hedefliyor.  Habercilik anlayışımızda İpek Yolu güzergahında olan tüm coğrafyalar yer alıyor. Dünyanın en önemli dillerinden biri olan Türkçeyi dünyada kullanan herkese bu dilde bir habercilik sunarak dünyada olup bitenleri aktarıyoruz. Yeni İpek Yolu projesi de bunların içinde başı çeken konulardan biri. 

AY:Teşekkürler?.

http://www.enpolitik.com/haber/317903/goktan-ay-sordu-kuyucu-yanitladi-yeni-bir-akademisyen-profili-sekillenebilir-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*