Öğretmen mutsuz, umutsuz ve borç batağında...

Türk Eğitim-Sen'in yaptırdığı ankette öğretmenlerin sorunları tespit edildi. Öğretmenler en çok "okuldaki şiddet, kredi kartı borcu, yandaş kayırma"dan şikayetçi.
Eklenme Tarihi: 23.11.2019 08:33:00 - Güncellenme Tarihi: 23.11.2019 09:29:34

Türk Eğitim- Sen 24 Kasım Öğretmenler Günü anketi sonuçlarını açıkladı. Türk Eğitim-Sen internet sitesi dahil 8 ayrı sitede yayınlanan ankete 6 bin 728 kişi katıldı. Ankete katılanların yüzde 34.3'ü lisede, yüzde 32.4'ü ilkokulda, yüzde 29.4'ü ortaokulda, yüzde 2.2'si yaygın eğitim kurumlarında, yüzde 1.7'si de bağımsız anaokulunda görev yapıyor.
Ankete katılanların yüzde 80.1'inin öğretmen, yüzde 10.7'sinin müdür yardımcısı, yüzde 7.4'ünün ise okul müdürü olduğu belirtildi Ankete katılanların yüzde 38.6'sı 21 yıl ve üzeri görev yaparken, yüzde 17.8'i 11-15 yıl, yüzde 17.7'si 16-20 yıl, yüzde 16.1'i 6-10 yıl, yüzde 9.8'i de 0-5 yıl arasında görev yapmakta olduğu da kaydedildi. Ankete katılanların yüzde 15.8'i yüksek lisans/doktora yaptığını ifade erken, 84.2'si yapmadığını belirtti.

Ankete katılanların aylık kazancına gelince; 9.2'si 3.800-4.000 TL, yüzde 10.3'ü 4.001-4.200 TL, yüzde 9.8'i 4.201-4.400 TL, yüzde 9.2'si 4.401-4.500 TL, yüzde 11.6'sı 4.501-4.700 TL, yüzde 21.6'sı 4.701-5.000 TL, yüzde 28.3'i de 5.001 TL ve üzeri cevabını verdiği kaydedildi.

Ankette çıkan sonuca ankete katılanların yüzde 30.8'inin kredi kartlarıyla yaptığı harcamalar maaşının dörtte ikisine denk geliyor. Ankete katılanların aylık mutfak masrafı yüzde 8.9'unun da 300-700 TL, yüzde 19.5'inin 701-1.100 TL, yüzde 26.9'unun 1.101-1.500 TL, yüzde 44.7'sinin 1.501 TL ve üzeridir. Katılımcıların yüzde 19.6'sı kredi kartıyla yaptığı harcamaların dörtte birine, yüzde 30.8'i maaşının dörtte ikisine, yüzde 25.8'i dörtte üçüne, yüzde 15.8'i de tamamına tekabül ettiğini söylerken; yüzde 8'i kredi kartı kullanmadığını belirttiği de belirtildi. Öte yanda yüzde 57.1'inin ise ödeyebildiği kaydedildi. Ankete katılanların yüzde 37.2'si banka kredisi borcu olmadığını söylerken; yüzde 6.8'i 1.000-5.000 TL, yüzde 3.8'i 5.001-10.000 TL, yüzde 6'sı da 10.001-20.000 TL, yüzde 7.3'ü 20.001-30.000 TL, yüzde 10.8'i 30.001-50.000 TL, yüzde 13.7'si 50.001-100.000 TL, yüzde 14.4'ü 101.000 TL'den fazla borcu olduğunu bildirdi.

ANKETE KATILANLARIN YÜZDE 67.2'Sİ BİRİKİM YAPAMIYOR.

Ankete katılan öğretmenler aylık ortalama gelirinden birikim yapıp yapamadıklarını sorusuna yüzde 67.2'si birikim yapamadığını, yüzde 18.9'u yüzde 10'dan az, yüzde 10.6'sı yüzde 11-30, yüzde 2.6'sı yüzde 31-50 arası, yüzde 0.7'si de yüzde 51'den fazla birikim yaptığını ifade ettiği belirtildi. Ankete katılan öretmenlerin yüzde 22.2'sinin hiçbir borcu yok. Borcu olanların yüzde 36.2'si kredi çekerek, yüzde 7.6'sı ek iş yaparak, yüzde 0.4'ü tefeciden borç alarak borcunu ödüyor.  Yüzde 14.9'u arkadaş çevresinden borç alarak borcunu ödüyor. Ankete katılan öğretmenler ayrıca en çok gıdaya yapılan zamdan şikayetçi oldu. Öğretmenlerin yüzde 49.2'si en çok gıda ürünlerine yapılan zamdan etkilendiğini ifde ettiği belirtildi. Ayrıca öğretmenlerin yüzde 36.5'i elektrik/su/doğalgaza yapılan zamdan, yüzde 11.8'i benzin/mazota yapılan zamdan, yüzde 0.4'ü kırtasiye ürünlerine yapılan zamdan etkilenirken, diğer seçeneğini işaretleyenlerin oranı yüzde 2.1. Ankete katılanların yüzde 38.6'sı ev sahibi olmadığını, yüzde 61.4'ü ev sahibi olduğunu bildirdi. Ev sahibi olmayanların yüzde 16.5'i önümüzdeki bir yıl içinde ev almayı planlıyor. Ev almayı planlayanların büyük çoğunluğu yüzde 63.5'i banka kredisiyle ev alacağını ifade ederken, yüzde 5.7'si ailemin yardımıyla, yüzde 4.4'ü birikmiş parasıyla ev alacağını söyledi. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı ise yüzde 26.4. 

Ankete katılanların yüzde 79.6'sının arabası var iken, arabası olanların yüzde 38.3'ü işe arabasıyla gitmediğini kaydetti. İşe arabasıyla gitmeyenlere bunun nedenlerini sorduk. Buna göre yüzde 44.8'i benzin/mazot çok pahalandığı için işe arabayla gitmediğini bildirdi. Öte yandan işe arabayla gitmeyenler arasında "işim ile evim arasındaki mesafe yakın" diyenlerin oranı yüzde 27.5, toplu taşımayı tercih ettiğini söyleyenlerin oranı da yüzde 17, servis kullananların oranı yüzde 10.7'dir.

ANKETE KATILANLARIN YÜZDE 95.4'Ü TOPLU SÖZLEŞMEDE YAPILAN ZAM ORANLARININ KAYIPLARINI TELAFİ ETMEYECEĞİ GÖRÜŞÜNDE.

Ankete katılanların yüzde 95.4'ü toplu sözleşmede yapılan zam oranlarının ekonomik kayıplarını telafi etmeyeceğini, yüzde 3.9'u kısmen telafi edeceğini, yüzde 0.7'si de telafi edeceğini söylüyor. Ekonomik kayıplarını telafi etmeyeceğini söyleyenlere "Bunun sorumlusu kimdir?" diye sorduk. Buna göre yüzde 48.4'ü yetkili konfederasyon, yüzde 41.3'ü hükümet, yüzde 8.9'u Kamu Görevlileri Hakem Kurulu, yüzde 1.4'ü de yetkili konfederasyon dışındaki konfederasyonlar cevabını vermiştir.

ANKETE KATILANLARIN YÜZDE 56.9'U KENDİNİ OKULDA GÜVENDE HİSSETMEZKEN, YÜZDE 48.7'Sİ MESLEK HAYATINDA BİR YA DA DAHA FAZLA SAYIDA ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINI BELİRTİYOR. 

Ankete katılanların yüzde 56.9'u okulda kendini güvende hissetmediğini, yüzde 43.1'i  güvende hissettiğini söyledi. "Meslek hayatınızda öğrenci/veli şiddetine (fiziksel, sözlü, psikolojik, cinsel şiddet) maruz kaldınız mı?" sorusuna ankete katılanların yüzde 36.7'si 1-3 kez, yüzde 5.6'sı 4-6 kez, yüzde 6.4'ü 7 kez ve üzeri derken, "Hiç kalmadım" diyenlerin oranı yüzde 51.3.

Şiddete maruz kalanlara şiddetin nerede gerçekleştiğini sorduk. Buna göre yüzde 30.6'sı okul koridorunda, yüzde 21'i okul bahçesinde, yüzde 18.9'u öğretmenler odasında/müdür odasında, yüzde 16.8'i sınıfta, yüzde 12.7'si okul dışında cevabını verdi. 

ANKETE KATILARAK ŞİDDETE MARUZ KALDIĞINI İFADE EDENLERİN SADECE 14.4'Ü ŞİKAYETÇİ OLMUŞ.

Şiddete maruz kalanlara şikâyetçi olup olmadıklarını sorduk. Buna göre yüzde 45.7'si özür diledikleri için şikayetçi olmadım derken, yüzde 27.3'ü şikayetçi olmamam yönünde telkinler aldığım için şikayetçi olmadım, yüzde 12.6'sı korktuğum için şikayetçi olmadım dedi. Şikayetçi olanların oranı ise yüzde 14.4'tür.
Ankete katılanlara "Şiddeti artıran en önemli etken nedir?" sorusunu yönelttik. Buna göre yüzde 57.2'si siyasetçi ya da toplumda göz önünde kişilerin öğretmenleri itibarını azaltıcı söylemleri, yüzde 26.4'ü önleyici ve caydırıcı müeyyideler getirilmemesi, yüzde 7.3'ü disiplin yönetmeliklerinin yetersizliği, yüzde 4.3'ü televizyonda şiddet içeren dizi ve programlar, yüzde 2.7'si şiddet uygulayanların sağlıklı ruh haline sahip olmamaları derken, yüzde 2.1'i de diğer seçeneğini işaretlemiştir.

Ankete katılanların yüzde 50.9'u önleyici ve caydırıcı müeyyideler içeren yasa çıkarılmasının öğretmenlere yönelik şiddeti engelleyebileceğini düşünürken; yüzde 37.3'ü kısmen, yüzde 11.8'i hayır cevabı vermiştir.

ANKETE KATILAN ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 62.5'İ ÖĞRETMENLİK KANUNU ÇIKARILACAĞINI DÜŞÜNMÜYOR.

Ankete katılanların yüzde 62.5'i Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun çıkarılacağını düşünmezken, yüzde 37.5'i çıkarılacağını düşünmektedir. 
Öğretmenlik Meslek Kanunu'nun çıkarılacağını düşünenlere "En çok hangi düzenlemeye yer verilmesini istersiniz?" sorusunu yönelttik. Buna göre yüzde 61.5'i öğretmenlerin itibarlarını artırıcı düzenlemelere, yüzde 29.3'ü ek gösterge ve yıpranma payı verilmesine, yüzde 5.9'u öğretmene yönelik şiddete ceza getiren maddelere derken, yüzde 3.3'ü de diğer seçeneğini işaretlemiştir.

EMEKLİLİĞİ HAK EDENLERİN YÜZDE 81'İ EMEKLİ OLMAYI DÜŞÜNMÜYOR. BUNUN EN BÜYÜK NEDENİ İSE EKONOMİK.

Ankete katılanların yüzde 22.2'si emekliliği hak ettiğini, yüzde 77.8'i emekliliği hak etmediğini söyledi. Emekliliği hak edenlerin yüzde 81'i emekli olmayı düşünmediğini ifade etti. Emekli olmayı neden düşünmediklerini sorduğumuzda yüzde 51.4'ü emekli maaşı ile geçinmem zor, yüzde 16.4'ü ek göstergenin 3600'e çıkarılmasını bekliyorum, yüzde 16.3'ü çocuklarımın eğitimi devam ediyor, yüzde 6.9'u çalışmayı seviyorum, yüzde 1.5'i kendimi hazır hissetmiyorum, yüzde 1.3'ü de hizmet süresine göre yıpranma payının verilmesini bekliyorum cevabını verirken, yüzde 6.2'si de diğer seçeneğini işaretlemiştir. 

Ankete katılan öğretmenlerin sadece yüzde 8.4'ünün meslek hastalığının olmadığı saptanırken, öğretmenlerin yüzde 11.9'u psikolojik sorunlar-sinirli olma durumundan muzdarip olduğu da ortaya çıktı. 

"Meslek hastalıklarından en çok hangisini yaşıyorsunuz?" sorusuna ankete katılanların yüzde 8.4'ü meslek hastalığım yok derken;  yüzde 32.5'i bronşit/faranjit/larenjit/ses teli hastalıkları, yüzde 23.6'sı ayak, bel ve eklem ağrısı, yüzde 11.9'u psikolojik sorunlar/ sinirli olma durumu, yüzde 9.2'si bel/boyun fıtığı, yüzde 7.4'ü baş ağrısı/migren, yüzde 2.3'ü reflü, yüzde 1.5'i astım, yüzde 1.3'ü alerji cevabını vermiştir. Bu soruya diğer cevabını verenlerin oranı ise yüzde 1.9'dur. 

ANKETE KATILAN ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 94.1'İ MESLEĞİ NEDENİYLE YIPRANDIĞINI İFADE EDİYOR.

Ankete katılanların yüzde 94.1'i mesleği nedeniyle yıprandığını, yüzde 5.9'u yıpranmadığını belirtti. "Sizi en çok yıpratan husus nedir?" sorusuna yüzde 32.3'ü ekonomik ve sosyal sorunlar, özlük hakların iyileştirilememesi, yüzde 21.8'i yandaş kayırmacılık, kadrolaşma ve haksız uygulamalar, yüzde 13.5'i olumsuz çalışma koşulları, yüzde 13.4'ü öğrencilerin derse hazır gelmemesi, dersi dinlememesi, yüzde 9.9'u itibar kaybı, yüzde 4.3'ü meslektaşlarının ve yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışları, yüzde 1.2'si öğretmenlere yönelik şiddet olayları, yüzde 0.2'si derse hazırlanırken yeterli kaynak, yayın olmaması cevabını verirken, yüzde 3.4'ü diğer seçeneğini işaretlemiştir. 

ANKETE KATILAN ÖĞRETMENLERİN YÜZDE 88'İ SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİĞE KARŞI. 

Ankete katılanların yüzde 88'i sözleşmeli öğretmen istihdamını doğru bulmazken, yüzde 12'si doğru buluyor. Doğru bulanların yüzde 61.8'i sözleşmeli öğretmenliğin mahrumiyet bölgelerinde öğretmen açığını giderdiğini, yüzde 9.4'ü öğretmenlerin verimliliğini artırdığını, yüzde 2.2'si sözleşmeli öğretmenler mülakatla alındığı için desteklediğini ifade ederken, yüzde 26.6'sı diğer cevabı verdi. Sözleşmeli öğretmenliğe karşı çıkanlara da nedenlerini sorduk. Buna göre yüzde 53.9'u öğretmenler arasında ayrımcılık içeren bir uygulamadır derken; yüzde 16.8'i iş güvencesinin ortadan kaldırılmasına zemin hazırlıyor, yüzde 13.4'ü sözleşmeli öğretmenlerin mülakat ile atanması adaletsizliğe neden oluyor, yüzde 10.1'i aile bütünlüğüne zarar veriyor, yer değiştirme hakkı verilmiyor, yüzde 3.7'si de ücra bölgelerde sözleşmeli öğretmenleri teşvik eden uygulamalar getirilmiyor cevabını verdi. Bu soruya diğer cevabını verenlerin oranı ise yüzde 2.1.

ANKETE KATILANLARIN YÜZDE 90.5'İ ÜCRETİ ÖĞRETMENLİĞİN KALDIRILMASINI İSTİYOR.

Ankete katılanların yüzde 90.5'i ücretli öğretmenlik kaldırılmalı derken, yüzde 9.5'i ücretli öğretmenliğin devam etmesinden yana görüş bildiriyor. Kalkınmada öncelikli yörelerde görev yapanların maaş ve özlük haklarının artırılması durumunda o bölgelerde öğretmen açığının giderileceğini düşünüyor musunuz?" sorusuna ankete katılanların yüzde 48.2'si evet, yüzde 37.5'i kısmen, yüzde 14.3'ü hayır cevabı verdi.

YÜZDE 84.6'SI İŞ GÜVENCELERİNİN TEHDİT ALTINDA OLDUĞUNU SÖYLÜYOR.

Ankete katılanların yüzde 84.6'sı iş güvencelerinin tehdit altında olduğunu düşünürken, yüzde 15.4'ü tehdit altında olduğunu düşünmüyor. Ankete katılan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanı Selçuk'tan en çok yandaş kayırma ve kadrolaşmaya son vermesi istediği de ortaya çıktı. "Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un öğretmenlerin en çok hangi sorununa çözüm getirmesini istersiniz?" sorusuna ankete katılanların yüzde 38.2'si yandaş kayırma ve kadrolaşmaya son vermesi, yüzde 34.4'ü ücretlerde düzenleme yapması, yüzde 8.8'i öğretmenlerin sadece kadrolu olarak ve KPSS puan üstünlüğüne göre atanmasının sağlanması, yüzde 7.7'si öğretmenlerin mesleki gelişimlerine yönelik çalışma yapması, yüzde 3.7'si öğretmen atama sayısını artırmasını, derslik açığını gidermesini, yüzde 3.4'ü de öğretmenlerin eş durumu mağduriyetlerinin çözülmesi demiştir. Bu soruya diğer cevabı verenlerin oranı yüzde 3.8.

YÜZDE 41.7'Sİ TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU OLARAK EKONOMİK SORUNLAR VE İŞSİZLİĞİ GÖRÜYOR.

Ankete katılanların yüzde 41.7'si Türkiye'nin en büyük sorunu olarak ekonomik sorunlar/işsizlik görürken; yüzde 27.8'i yandaş kayırmacılık, liyakatsizlik, yüzde 21.1'i eğitimde yaşanan sorunlar, yüzde 8.1'i terör ve güvenlik tehdidi, yüzde 0.1'i sağlıkta yaşanan sorunlar, yüzde 1.2'si de diğer cevabını verdi. 

Anket sonuçlarını değerlendiren Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ise şunları kaydetti:  " Öncelikle ülkemizin kurucusu ve başöğretmenimiz Atatürk'ü rahmet ve minnetle andı. 24 Kasım'ın Atatürk'ün "Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını kabul ettiği gün olduğuna vurgu yapan Geylan, "Bu nedenledir ki, 24 Kasım bizim için çok özeldir ve gururla kutladığımız bir gündür. İlim ve irfanı önceleyen, eğitimin bir milletin kalkınmasının temelini oluşturduğuna inanan, eğitime yatırım yapan ve yeni nesli bizlere emanet eden Atamıza ne kadar teşekkür etsek azdır. O'nun aydınlattığı yolda, emanetlerine sahip çıkarak ilerlemeye devam edeceğiz" dedi. Öğretmenlerimizin fedakârca, canla başla çalıştığını görev yaptığını ifade eden Geylan, buna rağmen eğitim çalışanlarının veli ve öğrenciler tarafından şiddete maruz kaldıklarına, hatta hayatlarını kaybettiğine dikkat çekti. Geylan, Gebze'de öğrencisi tarafından öldürülen öğretmenimiz Necmettin Kuyucu davasının ilk duruşmasının 22 Kasım'da yani bugün görüldüğünü bildirerek, sendikamızın bu davaya müdahil olduğunu bildirdi. Öğrenci ya da veli tarafından şiddete uğraması sonucu hayatını kaybeden öğretmenlerimizin acısını yüreklerinde taşıdıklarını bildiren Geylan, "Türk Ceza Kanunu'nun 112'inci maddesinde düzenleme yapılmalı, şiddeti önleyici tedbirler ve caydırıcı müeyyidelerin getirilmesi sağlanarak eğitim çalışanlarının güvenlik içinde çalışması yasal koruma altına alınmalıdır."


Ayrıca bu düzenlemeyle, eğitimcilere şiddet uygulandığında bir şikâyete bağlı kalmaksızın, fail hakkında kamu davası açılması ve en ağır cezai müeyyidelerin uygulanmasını talep ediyoruz. Konuyla ilgili kanun teklifi hazırlayarak TBMM'ye ilettik. Sayın Cumhurbaşkanı'ndan da eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin önlenmesi için destek bekliyoruz" dedi. Öte yandan eğitimin en büyük sorunlarından birinin yandaş kayırmacılık olduğuna dikkat çeken Geylan, "Öğretmenlerimiz ehliyetsiz ve liyakatsiz insanların iş başına getirilmesinden büyük rahatsızlık duyuyor. Nitekim anket çalışmasında da bunu net olarak görebiliyoruz. Talebimiz, MEB'in adaletli ve liyakate dayanan hem yönetici hem de öğretmen atama sistemi ihdas etmesidir. Eğitimin her alanında mülakata son verilmeli, bilgi ve donanım sahibi insanlar görev yapmalıdır. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'tan beklentimiz; anket sonuçlarından da görüleceği üzere yıprandığını belirten öğretmenlerimize kulak vermesi ve bu yıpranmanın gerekçelerini göz önüne alarak, gerekli düzenlemeleri yapmasıdır. Anketimizde görüldüğü gibi ek gösterge 3600'e çıkarılmadığı için emekli olmayan öğretmenlerimiz bulunmaktadır. Ek gösterge sözünün 1.5 yıl geçmesine rağmen hala yerine getirilmemiş olması kabul edilemez. 24 Kasım'da bu sözün yerine getirilmesini istiyoruz. Bu vesileyle Türk Eğitim-Sen olarak ülkemizin kurucusu, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk'ü minnetle yad ederken, teröre kurban verdiğimiz Neşe Alten, Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz ve daha nice şehit öğretmenimizi de rahmetle anıyoruz. Eğitimin kilometre taşı olan, hayatını mesleğine adayan, cefakârca görev yapan, aklı ve bilimi kılavuzu yapan öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyoruz. Umuyoruz ki, 24 Kasım'lar öğretmen sorunlarının tartışıldığı gün olmaktan çıkar ve öğretmenlerimiz tarafından büyük bir coşkuyla kutlanan gün haline gelir " diye konuştu.


kaynak: yeniçağ

http://www.enpolitik.com/haber/317735/ogretmen-mutsuzumutsuz-ve-borc-bataginda.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

mizan
23.11.2019 11:04
İyi ! Şöyle istiyormuş, onu beğenmiyormuş, maaşı yetersizmiş, yıpranıyormuş, ıvırmış, zıvırmış. Yahu o sayılanların hemen tamamı Türkiye'deki meslek mensuplarının umum şikayetleri değil mi, sadece öğretmenlere münhasır sıkıntılar mıdır ? Belki mesleğinde şiddete maruz kalma hususunda haklıdırlar, çünkü öğrencilerin çoğusu zaptsız, edepsiz, haşarı, yaramaz. Öyle öğrencilerle başedip ders anlatmak elbette zor olur. Amma maaş konusunda birşey demelerine hiç hakları yok. Tanıdığım, görüştüğüm çok öğretmen var ki maaşları 5000-6000 TL civarında. Benden ve nice insanlardan daha iyi durumdalar maddiyatça lakin gene de şikayetleri var. Allah gözlerini doyursun! Ayrıca devlet yurtlarında, muhtelif kamu kurumlarında öğretmenlere, öğretmen çocuklarına verilmiş nice haksız haklar var ki akıllara sakat! Şahsen ben öylelerine hakkımı helal etmem. Devlet erkanı bunları düşünmeli tedbir almalılar..