Gözlerini aşırı kaşıyanlar dikkat!

Gözlerini çok kaşıyanlar ya da sürekli tek gözünün üzerine yatarak uyuma alışkanlığı olanlar 'keratokonus' adı verilen hastalığa daha çok yakalanıyor.
Eklenme Tarihi: 05.11.2019 12:26:00 - Güncellenme Tarihi: 05.11.2019 12:30:29

Alerjisi olanlar, gözlerini çok kaşıyanlar ya da sürekli tek gözünün üzerine yatarak uyuma alışkanlığı olanlar 'keratokonus' adı verilen hastalığa daha çok yakalanıyor. Kornea incelmesi ve bombeleşmesi olarak tanımlanan keratokonus hastalığında astigmat ve miyop hızla artarak görmeyi azaltıyor. Hastalık zamanında tedavi edilemediği taktirde kornea nakline, hatta görme kaybına kadar gidebiliyor.


Medipol Mega Hastanesi Göz Hastalıkları’ndan Doç Dr. Aylin Kılıç, keratokonusun tedavisinde 'biyolojik kornea desteği' yöntemi sayesinde artık hastaların organ bekleme listesinde aylarca beklemeden kornea nakli olabildiğini anlattı. Biyolojik kornea desteği yönteminde tek bir insan korneasından 15-20 hastaya yetecek kadar özel şekillendirilmiş kornea parçası üretiliyor ve bu parçalar özel bir solüsyon içinde saklanarak, 2 yıl içinde ihtiyacı olan uygun hastalarda kullanılabiliyor.

GÖZ NUMARASINDA HIZLA İLERLEME EN ÖNEMLİ BELİRTİ

Keratokonus hastalığı hakkında bilgi veren Doç. Dr. Kılıç şunları anlattı:

“Bu hastalık adolesan (ergenlik) çağda başlayıp, 35 yaş ve bazen sonrasına kadar görülebilen, ilerleyici, astigmatın ve miyopun artması, görmenin azalması ile seyreden bir hastalıktır. Kornea tabakası gözümüzün en önündeki saydam tabakadır. Keratokonusta bu tabaka giderek incelir, öne doğru bombeleşir, görme bozulmaya başlar. Özellikle ergenlik çağında göz numarasının birdenbire hızlı ilerlemesi, iki göz arasında numara farkı olması, bu hastalığın en önemli işaretidir. Gözünü çok kaşıyan çocuklarda, uyurken alışkanlık olarak sürekli aynı gözünün üstünde yatanlarda risk daha fazla. Özellikle alerjisi olanlarda risk yüksek. Çünkü bu hastalar alerji nedeniyle gözlerini çok kaşıyor, bu da korneanın giderek dejenere olmasını tetikliyor, öne doğru bombeleşmesine neden oluyor.” 

HASTALARIN BEŞTE BİRİNE KORNEA NAKLİ GEREKİYOR

Türkiye'de hastalığın görülme sıklığının 2 binde bir olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Kılıç, “Üstelik hastaların neredeyse beşte birinde kornea nakline ihtiyaç oluyor. Yani 18 milyonluk İstanbul nüfusunu bile düşünsek, sıklığı hiç de düşük değil. Üstelik iki gözümüz var. Sonuçta çok sık rastlanan bir hastalık. Rutin göz muayenesinde atlanabiliyor. O yüzden özel tetkikler yapılması ve şüphelenilmesi durumunda ancak tanı konabiliyor. Tedavide geç kalmamak çok önemli. Kornea tamamen incelip, delinebilir. Delindiği zaman hastalarımız görmesini tamamen kaybedebilir” dedi.

ACİL KORNEA NAKLİNE İHTİYACI GİDERECEK

Tedavide ilk hedefin hastalığı durdurmak olduğunu anlatan Doç. Dr. Aylin Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunun için ışın tedavisi, korneal çapraz bağ tedavisi gibi farklı yöntemler kullanabiliyoruz. Çok ilerlemiş vakalarda son çare kornea nakli oluyor. Türkiye’de ilk olarak bizim ekibimizin yapmaya başladığı biyolojik kornea desteği ile korneanın içinde oluşturduğunuz bir tünele, özel şekillendirilmiş insan kornea parçası yerleştirebiliyoruz. Uzun vadede hedefimiz kornea nakline ihtiyacı azaltmak. Özellikle küçük yaştaki hastalarda keratokonus hastalığının ilerlemesini bir an önce durdurmak. Acil kornea nakli ihtiyacı olan hastalara öncelik sağlayabilmek. Bu yöntem kornea nakline nazaran hastanın belki aylarca organ beklemesinin de önüne geçebilir.”

BİR KORNEA 15-20 HASTAYA YETİYOR

Biyolojik kornea naklinin avantajlarından bir diğerinin de daha az ameliyat travması olduğunu belirten Doç. Dr. Kılıç, “Yurt dışında bir göz bankası ile işbirliği yapıyoruz. Orada, bağış yapılan kornalar bütün virüs, hastalık vb testlerini geçtikten sonra özel işlemlerle çok minik parçalara ayrılıyorlar. Bir korneadan 15-20 hastaya yetecek kadar kornea parçası oluşturuluyor. Bunlar bir kontakt lens kutusu gibi steril kutularda, raf ömrü 2 yıl olacak şekilde, biz göz doktorlarının kullanımına sunuluyor. Böylece hasta aylarca kornea beklemek zorunda kalmıyor. Kornea naklinde ise hastanın kendi korneasını tamamen çıkarıp yerine kadavradan alınan tamamen sağlıklı taze bir korneayı yerleştiriyoruz. Kornea tamamen değiştiği için dikişlerle tutturmamız gerekiyor. Sonrasında astigmat gelişebiliyor. Ama korneayı kısmen naklettiğimizde, lazerle oluşturduğumuz tünelin içine bu kornea parçasını yerleştiriyoruz, hastanın kendi gözünden maksimum yararlanmasını da sağlamış oluyoruz. Sonuçta gerçek, sağlıklı bir korneadan birçok doku oluşturulabiliyor ve bu da çok değerli. Çünkü bu, bekleme listesini azaltan bir faktör” dedi.

İKİ YIL RAF ÖMRÜ OLAN İNSAN KORNEASI

Biyolojik korneaların 2 yıl raf ömrü olduğu için bu süre içerisinde hastaya her daim kullanılabildiğini belirten Doç. Dr. Kılıç, “Keratoplasti adı verilen tam kornea naklinde ise maksimum en erken zamanda kullanmak zorundasınız. Çünkü organı uzun süre bekletemiyorsunuz. Biyolojik kornea nakli tabii ki her kornea hastalığında uygulanamaz. Çünkü yüzlerce kornea hastalığı var. Diyelim ki korneaya travma olmuş, orada bir iz kalmış ya da doğuştan genetik bir takım kornea bulanıklığı ile seyreden hastalıklar var, biz bunlara distrofi diyoruz, birçok enfeksiyon geçirmiş, enfeksiyondan sonra iz kalmış bu hastalarda bu tedavi uygulanamaz” diye konuştu.

http://www.enpolitik.com/haber/317325/gozlerini-asiri-kasiyanlar-dikkat.html

Sizin Yorumunuz:

*
*