Varlığını katliam ve sömürü ile inşa eden ülke: Amerika Birleşik Devletleri

Bugün dünyanın en gelişmiş ve süper gücü olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri varlığını milyonlarca masum insanı katletme ve sömürmesine borçlu...
Eklenme Tarihi: 30.10.2019 15:19:00 - Güncellenme Tarihi: 30.10.2019 15:27:19

Varlığını; sömürge, katliam ve savaşlarla inşa etmiş dünyanın süper gücü ABD, karanlık geçmişiyle yüzleşmeden Türkiye'yi 'Ermenileri katletmek' ile suçladı...

Dünyanın süper gücü olarak bilinen Amerika Birleşik Devletleri milyonlarca masum insanı katletmiş, sömürmüş ve bombalar ile dolaylı ve doğrudan insan yaşamını çok kez tehdit etmiş bir ülke olarak tarihteki yerini almıştır.


ABD tarihi boyunca birçok milleti sömürerek dünyayı bir kan gölüne çevirerek birçok soykırım gerçekleştirdi.

 Bunlardan bir tanesi de Kızıldereli soykırımıdır.  Tarih boyunca kendisine ait olmayan coğrafyalar üzerinde sayısız savaş ve çatışmanın mimarı olan ABD, kendi kanlı tarihini ve soykırımlarını unutmuş gibi görünüyor. Ama tarih unutmuyor. Bu kanlı tarihin sayfalarını açtığımızda, karşımıza ilk olarak Kızılderili katliamı çıkıyor. Kristof Kolomb’un 1492 tarihindeki keşfinden hemen sonra başlayan Kızılderili katliamı, yerli halkın tabi tutulduğu soykırımın adıdır. O tarihten 1886 yılına kadar süren katliamda, 70 milyon Kızılderili ortadan kaldırıldı. 



HER BİR KIZILDERELİ İÇİN 8 DOLAR ÖDÜL KOYMUŞTU

 1886 yılına kadar süren bu soykırım 70 milyondan fazla masum insanın hayatını kaybetmesine yol açmıştır. ABD devleti her bir Kızılderelinin başına 8 dolar ödül ortaya koymuştur. Yerliler daha sonra farklı bölgelere sürgün edilmiştir. Halka gönderilen yardımların içerisinde yer alan battaniyelere çiçek mikrobu bulaştırılarak, çok sayıda insanın hastalıktan ölmesine yol açmıştır. Halkın başlıca besin kaynağı olan bizonların da topluca öldürülmesiyle Kızıldereliler açlığa mahkum edilmiştir.

Bu soykırım ile ilgili ABD'li yetkililer oldukça ilginç bir açıklama yapıyor,  "Sonuna kadar öldürmedikçe soykırım sayılmaz!" diyorlardı...

Amerika Birleşik Devletleri bu halkı insan olarak dahi görmüyorlardı. ABD’nin kurucusu ve ilk Başkanı George Washington’un sözleri ile de bu tezi doğruluyordu. Washington, yerlileri vahşi kurtlara benzeterek, “Bu vahşi hayvanların tamamen imha edilmesi gerekiyor” diye konuşmuştur.



Kristof Kolomb, İspanya kralına Eylül 1498'de gönderdiği bir mektubunda aynen söyle diyordu:


Kolomb'un yine o meşhur seyir günlüğünde şunları yazar:

"Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Demir silahları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silahları yok. Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar,  çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar" 

“Bu insanların çalıştırılması, ekin ekmesi, gerekli her işe koşulması ve bizim (Avrupalıların) gelenek ve göreneklerimizi benimsemesi gerektiği kanısındayım” şeklinde not düşmüştür.

 Ardından katliam başladı.. Sakallı yabancılar altın ve değerli taş aramak için köyleri yağmaladı, yakıp yıktı. Yüzlerce kadını, erkeği, çocuğu kaçırdılar. Kadınlara tecavüz ettiler... Direnen erkeklerin kulaklarını kestiler, kafa derilerini yüzdüler... Gemilerine atıp köle olarak satılmak üzere Avrupa’ya götürdüler. Kolomb’un 12 Ekim 1492’de San Salvador sahiline ayak basmasının üzerinden on yıl bile geçmeden yüz binlerce insan yok edildi...


"SIRF EĞLENCE OLSUN DİYE BURUNLARINI KULAKLARINI KOPARDILAR"

Bartolome de Las Casas’ın yazdığı ‘Kızılderili Katliamı’ adlı eser, vahşeti şu şekilde anlatıyor: 

“Sırf eğlence olsun diye, kadın erkek demeden yerli halkın ellerini, burunlarını ve kulaklarını kesip kopardıklarını ve bunun bölgenin değişik yerlerinde defalarca tekrarlandığını kendi gözlerimle gördüm. Memeden kesilmemiş bebekleri annelerinin göğsünden alarak onları en uzağa fırlatma konusunda birbirleriyle yarıştılar.

Öte yandan Yaralı Diz Katliamı olarak tarihe geçen olayda Amerika Birleşik Devletlerin beş yüz kişilik 7. Süvari alayı yerlilerin kamp yerlerini çevirerek 153 kişiyi öldürmüştür. 1890’da Wounded Knee’deki Siu katliamı ise Kızılderili özgürlüğünün sembolik olarak sonu olmuştur. Katliamı yaşayanlardan biri olan Gelincik Louise’nin şu sözleri vahşeti anlatmak için yeterli olmuştur: “Kaçmaya çalıştık. Ama yaban sığırı gibi bir bir vurdular bizi." 

KIZIL DERELİLERİN MEŞHUR SAVAŞÇISI 'GERENİMO'

1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu. Bu olaydan sonra Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı. Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı. Geronimo, aslında bir şef değildi; bir şamandı. Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine saygı duyuyordu. 1870’de yakalanıp San Carlos’a götürüldü. Defalarca kaçmasına rağmen yakalandı. Ancak özgür ruhlu Geronimo, tutsak yaşayamazdı. Yine kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’yılına kadar Geronimo bulunamadı. Bir keresinde 24 adamı ile 5 bin Amerikan süvarisinden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmıştı. Dağları didik didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Hırsını alamayan askerler, köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu. 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da işkence edilerek öldürüldü. Geronimo’nun sembolik mezarı Fort Sill-Oklahoma bölgesindedir. Apachelere göre Geronimo kutsal topraklar olan Dumanlı Dağlar’dadır.


ŞÜKRAN GÜNÜ HİKAYESİ

12 Ekim 1492 tarihi Kızılderililer için trajik bir gündür ve o günü Kolomb Günü olarak kutlamak, soykırım, kölelik, tecavüz ve yağma mirasını kutlamak manasına gelmektedir. 1990 yazında, Kuzey ve Güney bütün Amerika kıtasındaki Kızılderili gruplarından 350 temsilci Kolomb Günü kutlamalarına karşı olduklarını göstermek üzere Ekvador'un başkenti Quito'da bir toplantı yapmıştır. Sonraki yaz, devam eden başka bir toplantıda yüzden fazla Kızılderili bir araya gelmiş ve 12 Ekim 1992 gününü "Uluslararası Yerli Halklar Dayanışma Günü" olarak ilân ederek insanları Kolomb Günü kutlaması yapmaktan kaçınmaları konusunda uyarmışlardır.


kaynak: tarihkulubu/yeniakit

haber: enpolitik/ Melek S. Tunç

http://www.enpolitik.com/haber/317185/varligini-katliamlar-ve-somuru-ile-insa-eden-ulke-amerika-birlesik-devletleri.html

Sizin Yorumunuz:

*
*