Kitap Oku: 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu? -11- 'Tarihi Çarpıtmak'

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren, okuyucunun teveccühünü kazanmış ve tarihe not düşen kitabı: ''Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?'
Eklenme Tarihi: 07.10.2019 14:44:00 - Güncellenme Tarihi: 07.10.2019 14:47:26

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren son kitabı 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?' ile okuyucularının karşısına bir kez daha çıkıyor.  Enpolitik olarak, tarihe not düşen ve önemli bir kaynak oluşturan bu kitabı, siz değerli okuyucularımızla okuma etkinliği teması ile gün gün paylaşıyoruz...

'Kürt sorunu nedir' ile başlayan kitapta üçüncü bölüm... Bugün kitabın üçüncü bölümünde, 'Tarihi Çarpıtmak', 'İsyanlar ve Gerçekler'  başlıklarına ilişkin analizler yapılıyor... İşte okumanın on birinci bölümü: 

TARİHİ ÇARPITMAK

-Yani aslında tam bir çarpıtma söz konusu?

Çarpıtılan sadece ekonomik yapı değildir,her şey çarpıtılır.En başta tarih.

Konunun başka bir safhasına geldik o zaman?

Evet, meselenin başka bir veçhesi de tarihin yeniden yorumlanması, gerekirse yeni bir tarih icat edilmesidir. Renan, tarihi yanlış yazmak millet olmanın bir parçasıdır,der.[1] İnsanlara yeni bir kimlik kazandırmak için, önce o kimlik parlatılarak cazip hale getirilir.Zira,  ancak övünülmeye değer bir kimlik  hedef kitleyi çekebilir.   Bunun yolu da tarihe el atmaktır. Kimi olaylar çarpıtılarak, kimi uydurularak zaferlerle dolu şanlı bir tarih oluşturulur. Geçmiş bir kahramanlar geçidine çevrilir. İnsanlar hiç tanımadıkları, bilmedikleri bir geçmişe uyanırlar.  Her safhası övünçle dolu bir tarihtir bu. İnsanlar ne büyük bir geçmişten geldiklerini gördükçe gururlanırlar. Geçmiş o kadar parlatılır ki bugünkü durumla arasında bir uçurum oluşturulur. Amaç, şanlı geçmişle bugün içine düşülen durumun kitleye gösterilip atalarına benzemelerinin teşvik  edilmesidir. Bir tarafta dünyayı dize getiren atalar, diğer tarafta onlara layık olamamış torunlar vardır. Kafalarda,  onlar ne yapmış biz ne yapıyoruz sorusu oluşturulur. Toplum bu soruyu soracak kıvama geldiğinde atalarına benzemek isteyeceği, uydurulmuş tarihin onları harekete geçiren bir dinamo işlevi göreceği muhakkaktır. Bütün etnik hareketler şanlı bir tarihten bahsederler. Tarih kitapları onlardan söz etmese  de  dünyaya  yön veren üç beş milletten biri olduklarını söylerler. Önemli buluşları,icatları onlar yapmış, başkaları sahiplenmiştir. Hayali saraylardan, kervansaraylardan, mimari yapılardan söz ederler. Ama hiç birinin kalıntısı kalmamıştır. Hiç bir halka, hiç bir millete benzemediklerinin altını çizerler. Başkalarına benzemek veya benzetilmek onları en fazla rahatsız eden şeydir. Tarihi yazanlar, onlara haksızlık ederek tarihte oynadıkları rolü ya gizlemişler ya başkalarının defterine yazmışlardır. İnandırıcı olmak için bir şeyler göstermeleri gerekir. Gerçek tarihi olayları yeniden ama çarpıtarak yorumlarlar. Var olan bir olay üzerinden kitleleri iğfal etmek daha kolaydır çünkü. Son yıllarda Kürt isyanları, Kürt Ulusal Hareketi veya 29. Kürt İsyanı başlığı altında yapılan budur. Farklı saiklerle ortaya çıkan hareketler  bağlamından çıkarılarak şanlı tarihin bir parçası olarak takdim edilir?

3.Bölüm

İSYANLAR VE GERÇEKLER

-Bir sürü isyan var,şimdi bunlara yok mu diyeceğiz,29. Kürt İsyanı bir şehir efsanesi mi yani?

İdeolojik bir efsane,gerçekle hiç bir ilgisi yok. Tarihimizde bir çok isyan ve kalkışma olmuştur. Bunların çeşitli sosyal,siyasi, ekonomik sebepleri vardır. Bu isyanlar içinde -ulusal- ögeler taşıyanların  sayısı bir elin parmaklarını geçmez.Milliyetçiliğin daha bu topraklara yetişmediği dönemlerde ortaya çıkan isyanları bile -ulusal-nedenlere bağlamışlardır. Bu isyanları doğru anlamak için önce şunun ayırdına varmak zorundayız. Kürt isyanı ile Kürtlerin karıştığı isyan aynı değildir. Bir kalkışmaya Kürt isyanı diyebilmek için amacının,motivasyon araçlarının,liderlerinin,taleplerinin tamamen Kürtlükle ilgili siyasi söz ve istekleri içermesi gerekir. Bu dört şartı içinde taşımayan bir isyana Kürt isyanı denilemez. Ayrıca,  Osmanlı ve sonrasını da ayırt etmek gerekir.Kürt ulusalcılığı daha çok Osmanlı'nın yıkılışının tetiklediği bir aydın hareketidir. Osmanlı yıkılıyor biz de başımızın çaresine bakalım düşüncesinden doğmuştur. İlk Kürt  cemiyeti Kürt Azm-i Kavi cemiyetinin 1900 de kurulduğunu hatırlamakta fayda var.Kürt Teavün ve Terakki Cemiyeti ise 1908'de kurulmuştur. Her ikisinin de kuruluş yeri İstanbul'dur. Daha çok İstanbul'da faaliyet göstermeleri nedense dikkatlerden kaçmış,yeterince irdelenmemiştir.

-Nedir bunun önemi?

Hedef bir toprak parçasını koparmaksa faaliyetlerin  orada yapılması gerekir. İzmir'i ana vatandan ayırmak isteyen bir hareket derneğini gidip Hakkari veya Şırnak'ta açmaz. Bu cemiyetlerin faaliyetleri daha çok kültürel alanla sınırlıdır.En azından dışa yansıyan,dış mimarilerinde görünen budur. Sonra kurulan dernekler ise daha politizedir. Çünkü artık Osmanlı'nın kaderi belli olmuş,bütünlüğünü koruyamayacağı anlaşılmıştır.

-Yukarıda verdiğiniz kriterler dikkate alındığında hangi isyanları Kürt isyanı olarak değerlendiriyorsunuz.

BABANZADELER, BEDİRHANİLER

İsterseniz hangilerini değerlendirmediğimi söyleyeyim.Osmanlı döneminde ilk isyan Babanzadeler isyanıdır.1806 ve 1812 yıllarında iki defa isyan etmişlerdir. Birinci isyan,  Süleymaniye valisi Babanzade İbrahim Paşa'nın ölümü üzerine yerine aynı aileden  Halit Paşa'nın atanması üzerine çıkmıştır. Aynı aileden Abdurrahman Paşa, valiliğin kendi hakkı olduğunu iddia ederek ayaklanmıştır.Devletin bu tercihinin sebebi Abdurrahman paşanın daha önce Köysancak Mutassarıfı Mehmet Paşa'yı şahsi düşmanlığından dolayı öldürmesidir. İkinci isyan ise Abdurrahman Paşa'nın intikamını almak için Babanzade Ahmet Paşa  tarafından çıkarılmış,kısa sürede bastırılmıştır. Her iki ayaklanmanın çıkış nedeni makam hırsı,feodal ayrıcalıkların muhafazasıdır.Milli bir tarafları yoktur.O tarihlerde Fransız İhtilalinin üzerinden 20 yıl  geçmiş,milliyetçilik henüz İslam toplumları arasına nüfuz etmemiştir. Şerefhan, ailenin atasının Pir Budak Bebei olduğunu söyler.Budak bir Türk ismidir,ailede Budak beyden sonra  görev yapan Bayram gibi başka Türk isimleri de vardır.

-Sanırım Babanzadelerden kısa süre sonra ayaklanan Bedirhan bey isyanı da öyle?

Bedirhani'ler  bir kaç isyana imza attıkları için ideolojik tarihçilik tarafından efsane haline getirilen bir ailedir. Çarpıtma tarihçiliğinin eşsiz örneklerinden biridir.Bazılarına göre ilk ulusal Kürt isyanının patenti bu aileye aittir. Halbuki isyanın milli  bir boyutu yoktur. Birinci neden; Yeniçeri Ocağının lağvedilmesi, ülkenin her yanından asker toplanmasıdır. Bedirhan bey bu karara muhalefet eder, 1828-29 Osmanlı Rus Savaşına kendisinden istenen askerleri göndermez.[2]İkinci neden; Osmanlı ordusunun Nizip'te Kavalalı Mehmet Ali Paşa kuvvetlerine yenik düşmesidir.Yenilgi, Badirhan beyi ve bölgedeki aşiretleri cesaretlendirip,Hakkari ve Muks beyleri ile iş birliği yaparak  yarı bağımsız hale gelmesine vesile oldu. Üzerine gönderilen  Reşit paşa kısa zamanda Cizre'yi ele geçirmiş, Bedirhan beyi teslim olmak zorunda bırakmıştır.Osmanlı'ya sadakat şartıyla görevinde bırakılan Bedirhan beyin isteği üzerine de  1841'de Musul'a bağlanan Cizre  tekrar Diyarbakır'a bağlanmıştır. Ancak, Nasturi İsyanı ve Bedirhan beyin çok sayıda Nasturi'yi katletmesi ABD,Fransa ve İngiltere gibi devletleri  harekete geçirmiş, netice de Osmanlı Devletini, bağımsızlığını ilan edip kendi adına sikke bastıracak kadar ileri giden, Bedirhan bey üzerine gitmeye mecbur bırakmıştır. Girit'e sürgün edilen Bedirhan bey, burada on yıl kaldıktan sonra İstanbul'a dönmesine izin verilmiş, padişahın isteği üzerine Girit İsyanının bastırılmasında da görev yapmıştır.[3] Bruinessen, eldeki kaynakların Bedirhan'ın milli emellerle hareket ettiğini doğrulamadığını,isyanın başka ve daha sınırlı amaçlarla çıktığını söylemektedir.[4] Bedirhani'lerin kökeni de isyanın ulusal amaçlarla yapıldığı iddialarını çürütmektedir. Zira, Şerefhan'a [5] göre, Cizre beyleri kendilerini Halit Bin Velid'e dayandırmaktadır.Halit Bin Velit Arap'tır.Kürtlük davasını Arap kökenli bir beye bağlamak tarihin nasıl çarpıtıldığını gösterir. Bedirhan beyi, Kürtlük davasının öncüsü yapan etnik kökeni değil,ideolojik tarihçiliktir. Bu aileden daha sonra bir çok  etnik ayrılıkçı çıkmıştır. İlk Kürtçe gazete Mısır'da  önce Mikdat,ardından Abdurrahman Bedirhan  bey tarafından çıkarılmıştır.Celadet Bedirhan, Seyyit Abdülkadir ile birlikte Kürt Terakki ve Teavün Cemiyetinin kurucularındandır. Emin Ali  ile Kamuran Ali Bedirhan Kürt Teali cemiyetinin yönetiminde yer almışlardır.Halil Bedirhan,İngiliz Yüksek Komiserliğine yaptığı müracaatta,biz Türk hakimiyetinden çıkıp,İngiliz hakimiyetine girmek istiyoruz diyen kişidir.Kamil Bedirhan, Rusya'ya sığınmış,bölücü faaliyetlerini burada sürdürmüştür. Atatürk Sivas'tayken Binbaşı Noel ile birlikte Malatya'ya kadar gelip Atatürk'e suikast tertip etmek isteyenler arasında Bedirhanilerden Halil ve Celadet beyler de vardır. Bedirhan isyanını Kürtleştiren daha sonra aile fertlerinin yürüttüğü faaliyetlerdir. Babalarının dedelerinin intikamını etnik milliyetçilik üzerinden almaya çalışmışlardır.İsyanın ulusal niteliği  yoktur.

(Yarın ŞEYH SAİT İSYANI ile devam edecek...)



[1] E.J.Hobsbawm,Milletler ve Milliyetçilik,İstanbul,Ayrıntı Yayınları,4.b,2010,s,27

[2] Bruinessen,age,s,274

[3] Abdullah Yasin, http://www.abdullahyasin.org/Cizre/mir-bedirhan,erişim,09.08.2017

[4] Bruinessen,age,s,275

[5]  Şerefhan,age,s,135

http://www.enpolitik.com/haber/316639/kitap-oku-kurt-sorunu-mu-devletlesme-sorunu-mu--11--tarihi-carpitmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*