Kitap Oku: 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu? -7- 'Bayık-Kışanak'

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren, okuyucunun teveccühünü kazanmış ve tarihe not düşen kitabı: ''Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?'
Eklenme Tarihi: 02.10.2019 14:18:00 - Güncellenme Tarihi: 02.10.2019 14:21:41

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren son kitabı 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?' ile okuyucularının karşısına bir kez daha çıkıyor.  Enpolitik olarak, tarihe not düşen ve önemli bir kaynak oluşturan bu kitabı, siz değerli okuyucularımızla okuma etkinliği teması ile gün gün paylaşıyoruz...

 'Kürt sorunu nedir' ile başlayan kitabın bugünkü bölümünde 'Bayık-Kışanak'  'Dil ve Akrabalık', 'Dil, Okul, Ulus İnşası', 'Kürtçe, Zazaca' başlıkları üzerinde duruluyor... İşte okumanın yedinci bölümü: 

BAYIK-KIŞANAK

-Sancar'lar örneğinde bir ifadeniz dikkatimi çekti,Aziz Sancar Amerika'da yaşıyor,Türk olmayan bir sosyal çevrede bulunuyor ama Türküm diyor,Mithat Sancar Türkiye'de yaşıyor ama Türk değilim diyor,bunu nasıl anlamak lazım.

Sosyal çevrenin  kimlik oluşturmada etkisi...Demek ki Türkiye'nin bazı bölgelerinde Kürtleştiren bir sosyal çevre var.Üzerinde asıl kafa yormamız gereken  konulardan birisi budur. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye'nin bazı bölgelerinde sosyal çevre Türkleştirmiyor,Türklükten koparıyor,bizi bize yabancılaştırıyor.Size bir başka ilginç örnek vereyim. Cemil Bayık bugün PKK'nın dışarıdaki birinci adamı. Öcalan içeride olduğuna göre,piramidin en tepesinde o oturuyor. Bayık, Elazığ'ın Çakmak köyünden.Akrabalarını,kuzenlerini, amcasını tanıyorum. Bunların hiç biri PKK'ya müzahir olmadı. Hepsi de vatanına,milletine,ezanına,bayrağına bağlı insanlar. Çoğu,  Türk Milliyetçisi  veya sağ partilere oy veriyor.Hepsi de Kürtçe bilen ama Kürtçü olmayan  insanlar. Cemil Bayık, eğitiminin bir kısmını Diyarbakır'da yaptı.Ailesi ile yolları da sosyal çevresini değiştirdikten sonra ayrıldı.İdeolojik kimliğini başka bir çevrede edinseydi, bugün başka bir Bayık'tan söz ediyor olabilirdik.

-Sadece Bayık mı,HDP'de Bayık gibi başka isimlerin de olduğu söyleniyor?

O zaman bir örnek daha vereyim,Emine Kışanak,Elazığ'ın Sun köyünden. Bu köy Alevi bir Türkmen köyü. Kürtçe bilmezler.Hepsi de Türkmen olduğunu söyler, Türkçe konuşurlar.Ağuiçen ocağına bağlıdırlar.Ama Kışanak,Kürtlük davası güder. Kışanak, İzmir'de marksist-sol bir çevrede okudu. İdeolojik kimliğini orada edindi.Bizde Kürtçülük önce marksist solun rahminde gelişmiştir. Sol, uzun süre Kürtçülüğe döl yatağı olmuştur. Sosyal çevre,ideolojik şartlanma insanları farklılaştırabilir. Bu iki örnek gibi yüzlerce,binlerce örnek vermek mümkün. Esas meselelerimizden biri insanımızı başkalaştıran,kültürel köklerinden koparan bu sosyal çevre olmalıdır. Türk'üz,Türkiye'de yaşıyoruz ama yaşadığımız sosyal ve kültürel çevre bizi Türkleştirmiyor . Bu nasıl iş diye sormamız gerekmez mi?

DİL VE AKRABALIK

-Bu aynı zamanda asimilasyon iddialarını da yalanlıyor,tam tersi bir asimilasyon söz konusu...

Türkçeyi ve aslını unutmuş bir çok Türk aşireti var.Adıyla, sanıyla Türk, ama Türkçe konuşamayan,Türk olduğunu hatırlamayan Türkler. Bunu başka bir bağlamda dile getireceğim için isterseniz konumuza dönelim.

-Dil meselesini konuşuyorduk, farklı lehçe ve ağızların Kürtçe adı altında toplanmasının nispeten yeni olduğunu,ulus inşası ile ilgili olduğunu söylediniz. Dikkat ediyorum bütün ayılıkçı hareketlerin birinci gündem maddesi ana dilde eğitim.Dil niçin bu kadar önemli?

Kimse etnik kökeninin farklı olduğunu gösteremez.Böyle bir iddianın ispatı yoktur. Ama dil farklılığını rahatlıkla gösterebilirsiniz. Başta dedik ki farklı değilseniz,hiç bir iddia ve talebinizin meşruiyeti olmaz. Dil o farklılığı gösteren yegane unsur. Biz farklıyız iddiası dil üzerinden gösteriliyor.

-Sadece farklılığı gösterme aracı olduğu için mi?

Hayır,dil o kadar önemli ki bütün uluslaşma iddialarının çıkış noktasıdır. Eğer bir ulus inşa edecekseniz,önce ortak bir dile sahip olmanız gerekir. Bugün bütün Kürtlerin konuştuğu ortak bir dil yok. Farklı lehçelerin yanında,farklı şive ve ağızlar var. Lehçelerin bazısı bazısını anlayamayacak kadar birbirine uzak. Oysa duygudaşlık yaratmanın yolu ortak bir dile sahip olmaktan geçer.Bu da dili standartlaştırmakla mümkündür. Eğer herkes aynı dili konuşmuyorsa,herkesin anladığı,konuşabildiği  bir dil yaratacaksınız. Bu da ya en çok konuşulan lehçeyi ortak dil olarak seçmekle yahut her lehçeden iktibaslar yaparak yeni bir dil oluşturmakla olur.

DİL, OKUL,ULUS İNŞASI

-Diyelim ki seçtiniz,bunu nasıl genelleştireceksiniz?

-İşte anadilde eğitim taleplerinin arkasında  bu amaç yatıyor. Bir dil, eğitim mekanizmasının içine girmedikçe,yazı dili haline gelmedikçe standartlaşamaz.Okula giren bir dil, lehçeler /diyalektler arasında bir seçim yaparak onu yazı dili haline getirir. Aynı dil eğitiminden geçen insanlar zamanla ortak bir dile sahip olur. Dil birliği her türlü kültürel alışverişi kolaylaştırır. Akrabalık duygusunu perçinler. Toplumu seferber etmenin önünü açar. Dil, bir toplumun nefes borusudur,oradan beslenir,bütün kültürel unsurları dil vasıtası ile edinilir,ortak bir tarih,ortak idealler,duygular hep ortak bir dilin eseridir.Ortak bir hafıza ancak ortak bir dil ile oluşturulabilir.

-Şunu diyebilir miyiz,ulus inşası dil ile başlar?

Diyebilirsiniz,dil ulusun kendisidir.Müşterek bir dil oluşturduğunuz zaman artık o toplumu o dil üzerinden farklılaştırabilirsiniz.Dil farkı, onu konuşanlarda farklılık duygusu yaratır. Farklı bir dil konuşan, dilim farklı olduğuna göre ben farklıyım diye düşünür. Dikkat edin, dünyadaki bütün etnik hareketlerin çıkış noktası dildir. Katalan milliyetçiliği Katalanca üzerinden yürütülmüştür. İspanya'nın diğer sorunlu bölgesi Bask'ta ayrılıkçı ETA'nın çıkış noktası Baskçadır. Baskça, çeşitli lehçelerin kombinasyonundan üretilmiş bir dildir. Farklı lehçeler arasında tercih yapmak yerine her lehçeden alıntılar yapılarak inşa edilmiştir. Kanada'nın Quebec bölgesinin ayrılıkçı iddialarının temelini dil farkı oluşturmaktadır. Quebec'liler farklılıklarını Fransızca üzerinden  gerekçelendiriyorlar. IRA'nın  ilk çıkış nedeni de can çekişen bir dil olan Keltçe'yi diriltmek içindi. Sonraları dil milliyetçiliğinden din milliyetçiliğine evrilmiş, Katolik/Protestan  çekişmesine dönüşmüştür. Hepsi kendi dilleriyle eğitim yapmak isteğiyle yola çıkmışlardır. Dillerini eğitim dili haline getirerek hem standartlaştırmak,hem genelleştirmek istemişlerdir. Aynı dilin farklı lehçelerini konuşup birbirini anlayamaz durumda olanları birbirlerini anlar hale getirmeyi hedeflemişlerdir. Aynı dili konuşanların çoğalması o dil üzerinden verilecek mesajların daha büyük bir kitleye ulaşması demektir. Kürtçe bir kitap bastığınızı düşünün,hangi lehçe ile basmışsanız sadece o lehçeyi bilenler okur. Diğerleri okuyamaz. Herkesin okuması için herkesin aynı dili konuşması gerekir.

-Bizde de Kürt Teali Cemiyetinden beri en çok dillendirilen istek ana dilde eğitim,Kürtçenin ikinci resmi dil olması talebidir.

Evet, bu talep hiç değişmemiştir. Kadimden beri eğitim dilinin Kürtçe olması ısrarla talep ediliyor.Amaç farklılaştırmaktır.Dil birliği sağlandıktan sonra o kanalla her türlü farklılaştırma unsurlarını akıtmak mümkündür.Sizi anlamayanlara söyleyeceğiniz hiç bir söz tesir etmez.Bir şey anlatmak için önce karşınızdakinin sizi anlaması gerekir.Bugün sınırlar dillere göre çiziliyor.Dil, farklılığı göstermenin yegane aracıdır. Coğrafyanın sahibi dillere göre tespit edilmektedir. Onun için ayrılıkçı hareketlerle karşı karşıya kalan ülkeler kendi dilleri üzerinde son derece kıskanç davranmaktadır.Ortak dilin yaygınlaşması için olağanüstü gayret sarf etmektedirler.

Hem dil tek başına ulusu tanımlayamaz,ayrılık sebebi yapılamaz diyorsunuz, hem de dil üzerinden yapılan ayrışma gayretlerine işaret ediyorsunuz,bu bir çelişki değil mi?

Değil,bu dile yüklediğiniz anlama bağlıdır.Dili farklı bir ulusa mensubiyetin yeterli karinesi olarak görürseniz,dil bir ayrışma aracı olur.Ama dil ile birlikte farklı unsurların da olması gerektiğine inanırsanız dil tek başına ulusu tanımlamaya yetmez. Hele dil değiştiren toplulukların varlığı bir gerçekken,bir millet sadece dil üzerinden tanımlanamaz. Bunun mutlaka diğer farklılıklarla desteklenmesi gerekir.Kürt etnikçiliği -dil farkından- başka bir fark gösteremiyor. Onun için Kürt'le Türk'ü ayırmak için bu yetmez diyorum. Ama etnik hareketlerin dili etnikleştirerek  amaçlarını gerçekleştirmeye çalıştıklarını da görmezden gelmiyorum.Dil, kültürü de farklılaştıran bir araçtır.

KÜRTÇE,ZAZACA

-Peki Kürtçeye müstakil bir dil denilebilir mi? Yani kendine ait grameri, söz dizimi,diğer dillerden alınmamış,ortak hayatı idame ettirebilecek kadar orijinal,kendine ait bir kelime hazinesi var mı?

Diller zaman içinde oluşur.Topluluk halinde yaşamanın  sonucudurlar. Yalnız yaşayan bir insan dile ihtiyaç duymaz. İnsanlar birbirleriyle ilişki kurdukça ortak bir dile de ihtiyaç duymuşlardır. Dilin oluşumu sosyalleşme ile başlar. Her dil, başka dillerden de kelimeler alır. Bunda yadırganacak bir şey yoktur. Daha önce Türkçeye giren bazı kelimelere dikkat çekmiştim, aynı şey diğer diller için de geçerlidir. Kürtçe ile ilgili araştırma yapanların ilklerinden biri Rusların Erzurum Konsolosu olarak görev yapan Auguste Jaba'dır. Erzurum'da görev yaptığına göre yaptığı araştırmanın bölge ile sınırlı olduğunu düşünmek zorundayız. Bölgenin dili Kurmançadır. Demek ki büyük ihtimalle daha çok bu lehçe  üzerine çalışmıştır. Esasında Jaba'nın bu çalışması Türk bilim adamları tarafından yeterince tetkik edilmemiştir. Bir dil üzerine çalışanların aynı bölgede yaşayan öteki dilleri de bilmesi şarttır. Ancak bu şekilde tespit edilen kelimelerin gerçek menşeleri hakkında fikir yürütmek mümkün olur.  Kürtçe ile ilgili araştırma yapan birinin Kürtçenin lehçeleri ile birlikte Zazaca'yı,Türkçeyi, mahalli ağızları,Farsçayı, hatta Anadolu'da yaşamış diğer kavimlerin  dillerini,mesela Ermeniceyi bilmesi gerekir. Jaba'nın bu dilleri bilip bilmediğini, biliyorsa bu dillere ne kadar hakim olduğunu bilmiyoruz. Çünkü, bugün Kürtçe diye gösterilen kelimelerin bazıları  mahalli ağızlarda hala yaşamakta ve Türkçe olarak bilinmektedir. Hangisinden hangisine geçtiğini bilmek için ciddi bir birikim ve bölgeye dair geniş bir malumat gerekmektedir.Aynı durum Türk  araştırmacılar için de geçerlidir. Bölgede konuşulan dil ve ağızları bilmeden yapılan araştırmalar  yanlış sonuçlara götürebilir. Bu zaaflarına rağmen Jaba'nın çıkardığı Kürtçe lügat 8378  kelimeden oluşuyor. Bu kelimelerin 3080'i  Türkçe, 2000'i  Arapça,2230'u Farsca, kalanları Ermenice,Çerkezce,Gürcü'ce ve diğer dillerdendir.[1]  Arapçadan alınan kelimeler  bizim de aldığımız ortak kelimeler. Dinin dili olması münasebetiyle dini kavramları bütün Müslüman topluluklar Arapçadan almıştır.

-Burada enteresan bir durum ortaya çıkmıyor mu? 3 bin Türkçe kelime ortak, bir o kadar Arapça kelime de ortak. Bu da o dilin üçte ikisi ediyor. Geriye az bir kelime kalıyor,Farsça ve diğer dillerden alınan yahut menşei bilinmeyen kelimeler...Bir dilin üçte ikisi sizinle ortaksa hangi farklılıktan bahsedilebilir?

Farsçadan alınan kelimelerden de müşterek kullanılan bir çok kelime var.Mesela namaz Farsça bir kelime,Kürtçe de nıme olarak söylenir.Namazın ağız farkıyla söylenmesidir. Merdiven Farsçadan alınan bir kelimedir,aslı nerdvandır. Türk estetiği,zevki onu işleyip merdiven yapmıştır. Kürtçede nerdvandır.Mahalli Türk lehçelerinde de nerdvan olarak söylenir.Abdest Türkçede,Farsçada,Kürtçede ortak kullanılan bir kelimedir.Ab,su demektir,eski Türkçede de Kürtçede de kullanılan bir kelimedir. Bazı bölgelerde ab olarak bazı bölgelerde av olarak... Dest el demektir,Kürtçede de Türkçede de bu anlamda kullanılır. Mesela görülmekte olan bir davaya derdest denilir, elde, anlamına gelir. Yakalanan bir kişi için derdest edildi denilir,ele geçirildi,yakalandı anlamındadır.Azat,Kürtçeye de Türkçeye de Farsçadan geçmiştir,Azerbaycan'ın en büyük meydanının adı Azatlık Meydanıdır.Baht,baran,bed,bikes,ciğer,cüce,çarşaf,derya,dost,erişte,ezber,hemşire,hıyar,hoşaf,Hüda,kehribar,lal,leğen,masi,murdar,nan,perşembe,rast,ser,serhoş,sini,terzi,traş,yaran,yek ve zengin gibi  Farsçadan alınan  daha bir  çok  ortak kelime göstermek mümkündür. Yani farklılık diye gösterilen dil bile büyük miktarda ortak kelimelerden oluşmaktadır. Kürtçenin grameri,kelime dizilişi Farsçaya, telafuzu,Türkçeye yakındır. Kürtler,İranlılar gibi, kelimeleri büzerek,uzatarak,çiğneyerek,imale yaparak söylemezler.Kurmançça bilen bir kişi 15/20 gün içinde Türkçeyi rahatlıkla kavrayıp konuşabilir. Yani sizin dediğiniz gibi üçte iki değil, belki daha fazla ortak kelimelerimiz var.Lakin bu kelimeleri söyleyiş biçimleri farklı olduğu için ilk anda insana yabancı gibi gelebiliyor. Namaz nıme,merdiven nerdvan gibi...Dikkatli bir dinleyici farkın ağız farkından kaynaklandığını kolaylıkla tespit edebilir.

-Bu anlattıklarınızdan sonra Kürtçede çok fazla orijinal kelime yok denilebilir mi?

Kürtçe üzerine çalışanlar  bir çok kelimenin kökenini tespit etmişlerdir. Bilinen en meşhur Kürdologlardan biri Rus Minorsky'dir. 1952 yılında İstanbul'da toplanan Şarkiyatçılar Kongresi için Türkiye'ye gelen Minorsky, Dr.Müjgan Cumbur'a, Kürtçeye bir ömür sarf ettim,ancak elde ettiğim bütün kelimeler Türkçe,Arapça,Farsça,Ermenice,Süryanice...vb. dillerinden alınma ve bozma çıktı.Menşeini tespit edemediğim sadece 164 kelime kaldı,bunların da aranırsa  menşeini bulmak mümkündür,demiştir.[2] Rus Bilimler Akademisinin daha yakın bir tarihte  Kürtçenin söz varlığı üzerine yaptığı, -Kürt Dilinin Etimolojik Sözlüğü- isimli çalışmada da incelenen 3499 kelimenin 3435'i Arapça,Türkçe,Farsça ve Ermenice gibi başka dillere ait olduğu tespit edilmiştir.[3]Her dil başka dillerden kelimeler alır, ama kendisine ait de bir omurgasının olması gerekir. Bu da binlerle ifade edilen bir kelime birikimi demektir.Menşei tespit edilememiş bir kaç yüz kelime bir dile müstakil bir dil hüviyeti kazandırmaz.Son yıllarda yeni kelime türetme gayretlerinin arkasında bu zaaf yatıyor. Bu da her zaman toplumda makes bulmuyor. Bölgede, bunların konuştuğu dili anlamıyorum diye yakınan bir çok insana rastlarsınız.Halkın konuştuğu dil ile ayrılıkçı çevrelerin oluşturmaya çalıştıkları dil farklıdır. Biri yaşayan Kürtçe, öteki inşa edilmeye,oluşturulmaya çalışılan Kürtçe. Bazıları buna ideolojik Kürtçe diyor. Kürtçe eğitim dili haline gelebilirse okullarda her lehçenin ayrı eğitimi olamayacağı için,oluşturmaya çalıştıkları Kürtçeyi tek lehçe olarak herkese kabul ettirecekler.Bu da ortak hafıza oluşturmanın, farklılık bilinci yaratmanın önünü açacaktır.

-Dilin ulus inşasında bu kadar önemli mi?

Bütün ayrılıkçı hareketler, tarihi yeniden yorumlarlar.Amaçlarına uygun bir tarih  yaratmaya çalışırlar.Geçmiş yeniden icat edilir.Farklılaştırmanın yollarından biri de insanlara kadimlik duygusunu vermektir.Büyük ve şanlı bir tarih,dünyayı dize getiren kahramanlar,bazen gerçek bazen hayali savaş ve zaferler, binlerce yıldan beri var olma duygusu ancak ortak bir dil varsa insanlara aktarılabilir.Sizi anlamayana neyi anlatabilirsiniz? Dili sadece bir iletişim aracı olarak düşünürseniz yanılırsınız, dil aynı zamanda bir kimlik oluşturma vasıtasıdır. Onun için bütün ayrılıkçı hareketlerin çıkış noktası dildir. Dil farkının yok olması demek,farklılık iddiasının temelsiz kalması, yok olması demektir.

-Ulus Devletler bunun için mi tek dil de ısrar ederler?

Ulus devlet tekçidir. Dil parçalanmasının ulusu parçalayacağını bilir. Alman Filozof Herder, Osmanlı'nın parçalanmasını, farklı dil kümelerinin varlığına bağlamıştır.[4] Herkes kendi klanında yaşamış, kendi dil bölgesinde kalmış,ortak bir iletişim dili oluşturulamamıştır. Ulus devletler çağına geçince de  dil üzerinden kendini tanımlayan toplumlar -farklılıklarını- ayrılmanın gerekçesi yapmışlardır. Ulus devlet, eğitim tekelini elinde bulundurduğu müddetçe birliğini koruyabilir. Bunu kaybettiği anda üniter yapısını kaybeder. Şimdi meselenin ehemmiyetine dikkat çekmek için ben size bir soru sorayım: ÖĞRETMENLER NİÇİN ÖLDÜRÜLÜYOR?

(Yarın 'ÖĞRETMENLER NİÇİN ÖLDÜRÜLÜYOR' başlığı ile devam edecek)



[1] Abdülhaluk Çay,age,s,140-141

[2] Ahmet Buran,Doğu ve Güneydoğu Anadolu Üzerine Araştırmalar,İstanbul,Boğaziçi Yayınları,1992,s,15

[3] Ahmet Buran,Karma Diller, http://turkoloji.cu.edu.tr/DILBILIM/ahmet_buran_karma_diller.pdf,erişim,09.08.2017

[4] İrfan Sönmez,age,s,54



http://www.enpolitik.com/haber/316507/kitap-oku-kurt-sorunu-mu-devletlesme-sorunu-mu--7--bayik-kisanak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*