Kitap Oku: 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu? -6- 'Köken Meselesi'

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren, okuyucunun teveccühünü kazanmış ve tarihe not düşen kitabı: ''Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?'
Eklenme Tarihi: 01.10.2019 15:07:00 - Güncellenme Tarihi: 02.10.2019 13:54:26

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren son kitabı 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?' ile okuyucularının karşısına bir kez daha çıkıyor.  Enpolitik olarak, tarihe not düşen ve önemli bir kaynak oluşturan bu kitabı, siz değerli okuyucularımızla okuma etkinliği teması ile gün gün paylaşıyoruz...

 'Kürt sorunu nedir' ile başlayan kitabın bugünkü bölümünde 'Köken Meselesi' ve 'Etnik Aidiyet' başlıkları üzerinde duruluyor... İşte okumanın altıncı bölümü: 

KÖKEN MESELESİ

-Dikkat ettim, bölücü çevreler en çok bu köken meselesi açıldığında rahatsız oluyorlar. Hatta gözle görülür şekilde heyecanlanıyorlar. Siz hala orada mısınız gibi tepkiler veriyorlar.

Doğru gözlemlemişsiniz. Çünkü bütün iddiaların temelinde farklı menşeden gelmek yatıyor.  Onu temelsiz bıraktığınız zaman diğer bütün iddialar kendiliğinden çürüyor. Onun için tartışmayı hep bu alanın dışına çekmek istiyorlar. Farklılığı kabul ettirdikten sonra diğer konuları gündeme taşımanın bir gerekçesi, bir alt yapısı oluşmuş oluyor.Maalesef bu noktada bir çok kişiyi iğfal edebilmişlerdir.

-Bu mesele kökenler üzerinde konuşma safhasını geçti diyenler var?

İşte bu  ayrılıkçı propagandanın başarısıdır. Hiç bir şey geçmiş değil,bir şey tam olarak açıklığa kavuşturulup çözümlenmemişse, onu konuşmaya devam edersiniz.Tarih bu konuda son sözünü söylememiştir. Bazıları için bu geçmiş olabilir. Ama toplumda her zaman sorgulayan,araştıran, önüne getirilen bilgilere şüpheyle bakan diğer bazıları için de geçmiş değildir. Bir kişiyi bile etkilemek başarıdır. Toplumda bunun izlerini,somut örneklerini görmek mümkün. Aslında etnik farklılık dediğimiz şey  farklı olmak değil,farklı olduğuna inandırılmak, ikna edilmektir.

ETNİK AİDİYET DE İNŞADIR

Biraz açar mısınız?

İnsanlar farklı oldukları için değil,farklı olduklarına ikna edildikleri için farklı olduklarını iddia ederler. Kimse etnik kökenini ispat edemez.Son 70-80 yıldır yaşadıklarımıza bakarsanız ne dediğimi daha iyi anlarsınız.İzmir işgal edildiğinde bütün Güneydoğu ayağa kalkmış,Elazığ,Malatya,Silvan ve Siirt'te nümayişler tertiplenmiş,protesto yürüyüşleri yapılmıştı.[1] İstiklal savaşı zaferle sonuçlandığı zaman Diyarbakır halkı sokaklara dökülerek vatanın düşmandan temizlenmesini iki gün büyük coşkularla kutlamıştı.[2] Kıbrıs  çıkarması olduğunda Diyarbakırlı gençler daha genel bir ifadeyle Güneydoğu'lu gençler askerlik şubelerine hücum etmişti. Binlerce genç askere gidip savaşa katılmak istiyordu. Aradan kırk yıl geçti şimdi geldiğimiz noktaya bakın. O gençlerin çoğu bugün dağa gidiyor, dün saflarında savaşmaya can attıkları orduya kurşun sıkıyor.Komşusunu,akrabasını,arkadaşını,aynı vatanı paylaştığı insanları öldürüyor. Buraya nasıl geldik? Bizim insanımızı bizden çaldılar.Biz bizi vurur olduk. Evet Kürdü  Türkmen'iyle bu toprakta yaşayan insanlar olarak hep beraber biziz. Ne yapıyorsak kendimize yapıyoruz.

-Bu ikna edilme düşüncenizi  ilginç ve orijinal buluyorum, toplumda bunun bir çok örneğine rastladım.

Sizin de aklınıza gelmiştir ama en yakın örneğini vereyim. Aziz Sancar'ı hatırlarsınız...

AZİZ SANCAR ÖRNEĞİ

-Nasıl hatırlamam önceki yıl Nobel  Kimya ödülünü kazanmıştı.

Hepimizin yüzünü ağarttı,gurur duyduk. Türk insanının çalışırsa ne ve neleri başarabileceğini onun şahsında gördük. Aziz Sancar, ödül aldıktan sonra bir çok konuşmasında Türk olduğunu, Türk olmaktan gurur duyduğunu söyledi.Türklüğüne atıfta bulundu. Aziz Sancar'ın soyadından da anlaşılacağı üzere  akrabası olan  Mithat Sancar ise[3] bugün HDP'de siyaset yapıyor. Sık sık Kürtlük vurgusu yapıyor. Babaları kuzen olan bu iki Sancar'dan biri her konuşmasında Türk olduğunu söylerken öteki Kürt olduğunu söylüyor. Mithat Sancar Türkiye'de Aziz Sancar Amerika'da yaşıyor.Mithat Sancar'ın yaşadığı sosyal ortam,çevre,onu Kürtçülüğe götürdü. Aziz Sancar böyle bir propagandaya maruz kalmadığı,ulusla etnisiteyi ayıran bir zihin dünyasına sahip olduğu için bu tuzağa düşmedi.Üstelik Sancarların ailede konuştuğu dil ne Türkçe, ne Kürtçedir. Ailenin ana dili Arapça. Şimdi görüyor musunuz tezadı? Ana dil Arapça, ama iki akrabadan biri Türk olduğunu öteki Kürt olduğunu söylüyor. Buradan bir noktaya geliyoruz. Ulus, etnik kökenle tanımlansaydı bu iki kişinin Arap olduğunu söylemesi gerekirdi.Ulus'u kültürel kodlarla tarif ettiğiniz zaman ki -doğrusu budur- ikisinin de Türk olduğunu söylemesi gerekir. Aziz Sancar bunun böyle olduğunu biliyor ve kendini böyle tanımlıyor. Ama Mithat Sancar kültür yapıcı değerlerdeki ortaklığı ıskalayarak  kendini Kürt olarak tanımlıyor. Etnik olarak Arap olmasına rağmen, etnik tanımını Kürtlük üzerinden yapıyor. İşte buna neden olan sosyal çevredir,ideolojik etkileşimdir, kısacası farklı tesir vasıtalarıyla ikna edilmiş olmaktır.Bunu küçümsememek lazım,bir çok insan etnik kimliğini böyle edinmiştir.Bir kökten geldiği için değil,geldiğine inandırıldığı için  bir etni ile kendini ilişkilendirmiştir. Bu da bize etnik kimliklerin sabit olmadığını gösterir. Çünkü eğer etnik kimlikler gerçekten bir etnik kökene mensup olmanın sonucu olsaydı değişmezdi.İnsanın etnik kökeni değişmez,dün falan anneden,bugün filan anneden geldim diyemezsiniz.Soy seçilmez,tercihle de değiştirilemez.İkna yoluyla edinilmiş bir kimlik,hakikate değil,propagandaya dayandığı için  daha güçlü bir ikna ile değişebilir. İkna yoluyla elde edilmiş kimliklerin tamamı değişebilir kimliklerdir.

ÖĞRETİLMİŞ KİMLİKLER DEĞİŞEBİLİR KİMLİKLERDİR

-Değişebilir olmasının ne önemi var?

 Ne önemi var olur mu,anlattıklarımdan bu çıkarımı yapmanızı umardım. Daha önce sorduğun  bir soruya dönelim,kökenler üzerinden konuştuğumuzda çok rahatsız oluyorlar,aşırı tepki veriyorlar,siz hala orada mısınız diyorlar demiştin. İşte işin önemi burada. Etnik ayrılıkçılar etnik kimliklerin doğumla elde edilmiş  kimlikler değil, sonradan edinilmiş olduğunu biliyorlar.Yani etnik kimlikler de çoğu zaman inşadır. Uzun süren bir imalatın sonucudur.

-Bir nevi mühendislik yani?

Öyle de denilebilir.Bir şey sosyal mühendislik ürünü ise daha etkili ve iyi düşünülmüş bir sosyal mühendislikle  değiştirilebilir. Herhangi bir toplumu oturup yeniden inşa edelim demiyorum, ama bu gecekonduyu da bu şekilde bırakmayalım. Bizim dediğimiz mühendislik değil,mühendisliği engellemek,kendi coğrafyamızda böyle bir inşa faaliyetine göz yummamak, olanı da karşı propaganda ile etkisiz hale getirmektir. Sonradan kazanılmış kimliklerin değişebilir olması, bu iş bitti,artık geri dönülemez bir noktaya geldik gibi umut kırıcı  düşünceleri de ortadan kaldırır. Bize bizden koparılanları yeniden kazanma,bizleştirme umudunu bahşeder.Kimliklerin değişebilir olmasının önemi buradadır. Kıbrıs çıkarmasında askerlik şubelerinin önünde orduya katılma yarışına giren gençlerimizi hangi yollardan dağa çıkarıp askerimizin karşısına dikmişlerse aynı yollardan geri getirebiliriz.Böyle bir ihtimal ve imkan her zaman vardır,bütün mesele bunu kullanabilecek sabra,inanca,akla ve kararlılığa sahip olmaktır.

-Kimliklerin değişebilir olması,bu iş oldu bitti düşüncesini,teslimiyetçiliği de yok eder.

Bir şeyi düzeltmenin, onarmanın imkanı yoksa mücadele etmenin anlamı da yoktur.Bu iş bitti -geri dönüşü yok-demek mücadele etmeyin,teslim olun,sizden istenenleri yapın demektir. Ne yazık ki toplumun bazı kesimlerinde böyle bir kanaat yaratmakta başarılı olmuşlardır.Terörle mücadelenin uzaması,bir türlü bitirilememesi de -bu işin bitmeyeceği- yönünde bir kanaatin oluşmasına neden olmuştur."Ver kurtul" formülasyonu, böyle bir karamsarlık duygusunun sonucudur.

[1] Şahin Duman,Türk'ün Kürt'ü,Elazığ,Y.Y,2013,s,129-130

[2] Vedat Güldoğan,Diyarbakır Tarihi,Ankara,Kripto yayıncılık,Ankara,2011,s,213

[3] Hürriyet Gazetesi, http://www.hurriyet.com.tr/nob... 08.08.2017


(YARIN 'BAYIK-KIŞANAK' İLE DEVAM EDECEK)

http://www.enpolitik.com/haber/316480/kitap-oku-kurt-sorunu-mu-devletlesme-sorunu-mu--6--koken-meselesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*