Kitap oku: Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu? -2-

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez'in adından çokça söz ettiren, okuyucunun teveccühünü kazanmış ve tarihe not düşen kitabı: ''Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?'
Eklenme Tarihi: 27.09.2019 13:14:00 - Güncellenme Tarihi: 27.09.2019 13:14:19

Hukukçu Dr. İrfan Sönmez, son kitabı 'Kürt Sorunu mu? Devletleşme Sorunu mu?' adlı kitabı ile adından çokça söz ettirirken, enpolitik olarak, tarihe not düşen ve önemli bir kaynak oluşturan bu kitabı, siz değerli okuyucularımızla okuma etkinliği teması ile gün gün paylaşıyoruz...

 'Kürt sorunu nedir' ile başlayan kitabın bugünkü bölümünde 'Sorunu doğru anlamak' üzerinde duruluyor... İşte okumanın ikinci kısmı: 


SORUNU DOĞRU ANLAMAK

Peki bu iş nasıl sonlanacak,nasıl çözülecek?

Bir şeyi çözmek için önce onu anlamak lazım. Anlayamazsanız çözemezsiniz.

- Türkiye toprakları üzerinde bir PKK devleti dediniz ya?

O nihai hedef,anlamak dediğimiz şey ise  başkadır. İçine bu problemin tarihi arka planı,geçmişi,uluslararası boyutu,örgüt yapısı,iddiaları,bahaneleri, motivasyon araçları, toplumsal tabanı gibi bir çok şey girer. Tek başına hedefini bilmeniz yetmez, bu amaca hangi yollarla gidildiği, hangi propaganda araçlarını kullandığı,hangi iddialarını hangi argümanlara dayandırdığı tek tek irdelenmediği müddetçe güçlü ve etkili bir karşı politika üretilemez. Bir hareket fikir cephesinde  çökertilmeden, bütün silahlı unsurları temizlense bile bitirilemez.

-  O zaman size,  yenmek veya  yenilmenin   silahlı unsurların tasfiyesi ile ilgili bir durum olmadığını iddia ediyorsunuz?

İddia değil gerçek.Silah, bir fikre, bir ideolojiye bir hedefe bağlanmanın sonucudur. O fikir ve iddia çürütülmediği müddetçe biri silah bırakır,bir başkası alır.Örgütler bahanelerini, gerekçelerini kaybettikleri zaman arkalarındaki toplumsal desteği de kaybederler.İki tür mağlubiyet vardır,askeri mağlubiyet,fikri mağlubiyet. Gerçek mağlubiyet fikri(ideolojik) mağlubiyettir. Bir fikre yaslanmayan  silah hedefini bulamaz, zamanla etkisini kaybedip,çekim merkezi olmaktan uzaklaşır.

-Askeri mağlubiyetin hiç mi etkisi yoktur?

Nasıl yoktur, elbette vardır. Ama bu geçici bir durum. Örgüt sadece ayaklarından vurulmuş olur,yaraları sağalınca tekrar sahneye döner. Kesin sonuç vermez. Fikri mağlubiyette ise örgüt kafasından vurulmuştur,bir daha kolay kolay belini doğrultamaz. Askeri mağlubiyet, şu gibi durumlarda kalıcı sonuçlar verebilir ama istisnaidir. Örgütün ideolojik dayanakları sağlam değildir,tek motivasyon vasıtası hedefe varacağına dair uyandırdığı inançtır.Askeri mağlubiyet sonrası bu inanç sarsılır,ideolojik zayıflık yeniden toparlanmaya,toplumu seferber etmeye yetmez,örgüt etkisini kaybeder. Ama dediğim gibi bu durum istisnaidir,etnik hareketlerde çok az rastlanan bir durumdur.

-O zaman problemi anlamaya başlayalım...

Başlayalım...

ETNİK FARKLILIK

-Ayrılıkçı çevrelerin temel iddiası etnik olarak farklı oldukları ve buna bağlı olarak oluşturdukları talep listesidir. Soru bir; etnik olarak farklı mıyız, soru iki; farklıysak bu bir ayrılık gerekçesi olabilir mi?

Yıllardır Kürtlerin etnik olarak farklı bir toplum olduğu, asimile edilmeye çalışıldığı söylenip duruluyor.Bu düşüncenin geniş bir taraftar kitlesi de  var. En başta -ayrılıkçılar...  Ama ayrılıkçı olmamakla birlikte bu iddiaların gerçek amacını kavramaktan uzak olan, böyle diyince meselenin çözüleceğini sanan  azımsanmayacak  bir başka kitle daha var. Farklı olmak insan yaşamının bir gerçeğidir. İnsanlar gibi toplumlar da farklı olabilir. Etnik kökenler farklı olabilir,coğrafyanın,tarihin belli bir sosyolojik süreç sonunda oluşturduğu kültür farklı olabilir. Niçin farklıyız sorusu anlamsızdır. Farklılıklar olmasaydı hayat olmazdı. Niçin farklıyız sorusu -bizi şubeler halinde- yaratan ilahi iradeye de aykırıdır.  Anlamlı soru, farklılıkların niçin kavga sebebi yapıldığıdır? Farklı yaratılmış olmak kavga için değil,tanışmak,bilişmek,dayanışmak,hayatı renklendirmek içindir. Farklıyız öyleyse savaşalım,farklıyız öyleyse ayrışalım,farklıyız öyleyse bölünelim diye  bir şey olamaz. Farklı yaratan, farklılıklar üzerinden böyle bir cedelleşmeye cevaz vermemiştir.

-Tamam farklılık savaş sebebi olamaz ama ya o farklılıklara hayat hakkı tanınmıyorsa?

Eğer kavga çıkarmak istiyorsanız sadece farklıyım diyerek haklı bir savaş başlatamazsınız. Önce farklı olduğunuzu söyleyecek, sonra bu farkları derinleştirerek kimi taleplerin gerekçesi haline getirecek, en sonra da taleplerimiz kabul görmedi diyerek bir mağduriyet edebiyatı oluşturacaksınız.İnsanlar ezildiklerine,hukuklarının çiğnendiğine inandırılırlarsa kavga çağrılarına icabet ederler.Aksi takdirde toplumu ikna edemezsiniz. Bütün ayrılıkçı hareketlerin ilk adımı farklılık iddiasıdır, farklılık ya gerçekten vardır ya da örgütlü bir çalışma ile inşa edilir. Bask ayrılıkçılığının kurucu lideri Sabino Arana'nın ağabeyi Luis, bu çıkış noktasının gerekliliğine  işaret etmek için, "Basklar eğer İspanyol sayılıyorlarsa kendileri için hiç bir ayrıcalık talep etme hakları olamaz.Ama eğer İspanyol değillerse,İspanyolların işlerine karışmalarına engel olacaklardır"[1]demiştir.

-Anladım, farklılık iddiası ilk adım, ama sorumun cevabını alamadım, ortada  bir farklılık ve bu farkları yok sayma,hatta asimilasyon yok mu?

Bakın size de farklılıkların yok edildiği iddiası kabul ettirilmiş.Sorunuzun arkasında bu kabul ve zihinsel arka plan yatıyor. Bu,bölücü hareketin zihin dünyamızda aldığı mesafeyi gösterir.Yok sayma dediğiniz, Kürtler Türk'tür,Türklüğün bir parçasıdır gibi iddialardan kaynaklanıyor. Asimile ediliyorlar dediğiniz zaman  farklılıkların yok edilmeye çalışıldığını siz de kabul etmiş oluyorsunuz. Bu ülkede zaman zaman yanlış politikalar olmuştur,ama hiç bir zaman süreklilik kesp etmemiştir.Bir noktada durmuştur.

KÜRTLERE TÜRK DEMEK

-Kürtler Türk'tür veya Türk kökenlidir demek asimilasyon değil mi? İnsanların bir kısmı bundan rahatsız oluyorsa niye diyelim?

-Ben de şöyle diyeyim o zaman, gerçekten Türksünüz demeyerek problem çözülecekse    demeyelim. Yani bütün mesele bu bir kelimeyi kullanmaktan ibaretse, kullanmayalım. Bu problem bu kadar basit bir şekilde çözülecekseydi yazıklar olsun bize. Kırk yıl biz,yetmiş seksen yıl da bizden öncekiler boşuna mücadele etmişiz. Kürtler Türk değildir derdik ve sorun çözülürdü. Ama mesele bu kadar basit değil.Sokaktaki insanı iğfal etmek için kullanılan mantıktır bu.

-Türklüğü onu istemeyenlere niye teşmil edelim,bu yanlış değil mi? Adam etnik kökenim farklı diyorsa,zorla hayır sen Türksün demenin bir alemi var mı?

Kimseye zorla sen şusun, busun demeye hakkımız yok. Etnik kökenler de farklı olabilir, buna kimsenin diyecek bir lafı olamaz. lakin bu tip ifadeleri kullanırken millet,aşiret,etnik köken,ırk,kabile,boy,oymak gibi kavramlarla ilgili asgari bir bilgiye sahip olmak gerekir. Kavramlar karıştırılırsa,uzlaşmak, bir ortak nokta bulmak zorlaşır.Bazen aynı şeyleri farklı kavramlar altında savunursunuz da haberiniz olmaz.Türklüğün tarihin hiç bir döneminde etnik bir çağrışımı olmadı.Türk bir etninin adı değildir.Bir milletin/ulusun adıdır. Millet dediğimiz toplumsal birim, bir çok etniden oluşabilir.İçine farklı köklerden gelen toplulukları alabilir.Ulus etnik özdeşlik aramaz,kültürel türdeşlik arar.

-Bu da aynı şey değil mi? Kültürümüz yok oluyor yakınmaları var.

Aynı şey değil,kültür ortaklaşa üretilir,ortak hayatın ürünüdür. Onu tayin eden bir çok faktör vardır,tarih, coğrafya,inanç,iklim  daha bir çok unsur kültürün tayin edicileri,yapıcıları arasında yer alır.Aynı kaderi yaşayan topluluklar -farklı kökenlerden gelmiş olsalar bile- ortak bir kültür geliştirirler.Ulus dediğimiz birim, işte bu kültürü paylaşan ve birlikte yaşama iradesini sürdüren topluluklara denir.Bu, beraber yapılan bir yemektir, sahibi herkestir. Çoğunluğun adını taşıması onu diğerlerinin malı olmaktan çıkarmaz.


(TÜRKLÜK ETNİK BİR KAVRAM MIDIR? sorusu ile yarın devam edecek...)

http://www.enpolitik.com/haber/316398/kitap-oku-kurt-sorunu-mu-devletlesme-sorunu-mu--2-.html

Sizin Yorumunuz:

*
*