'Öteden beri milletçe kalkınmamızın düşmanı kesilmediler mi?' Adnan Menderes'in idamının üzerinden 58 yıl geçti...

Türk siyasetinin önemli isimlerinden Adnan Menderes, 1899’da Aydın’da dünyaya geldi. Menderes'in 17 Eylül 1961'de İmralı'da idamına karar verildi. İdamının üzerinden 58 yıl geçen Adnan Mederes'in yaşamına dair kesitler haberimizde...
Eklenme Tarihi: 17.09.2019 12:19:00 - Güncellenme Tarihi: 17.09.2019 12:25:13

Türkiye demokrasisi için unutulmayacak bir kara leke olarak tarih sayfalarına kazınan merhum Başbakan Adnan Menderes'in 17 Eylül 1961'de idam edilmesinin üzerinden 58 yıl geçti.

Türkiye demokrasisi, 17 Eylül 1961 günü tarihinin en kara günlerinden birini yaşadı. 1950 seçimlerinde yüzde 52,7 oyla iktidara gelen ve 10 yıl süreyle başbakanlık yapan Adnan Menderes idam edildi.

Darbecilerin kurduğu Milli Birlik Komitesi tarafından 'ülkenin gitgide baskı rejimine götürüldüğü' iddiasıyla gerçekleştirilen darbe sonrasında, bütün antidemokratik yöntemler devreye girdi.

Darbeciler, TBMM ve Anayasa'yı feshetti ve siyasi faaliyetleri askıya aldı. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, DP'li milletvekilleri, hükümet üyeleri, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun ile bazı üst düzey kamu görevlileri ve askerler gözaltına alındı.

Kütahya'da Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara'ya götürülen Adnan Menderes, daha sonra diğer tutuklu DP üyeleriyle Yassıada'da hapsedildi.

Menderes tarihe geçen yassı ada savunmasında şöyle diyordu:



Yassıada'da 14 Ekim 1960'ta başlayan yargılamalar, 15 Eylül 1961'de karara bağlandı. 592 sanıktan 288'i için idam istendi ve Yüksek Adalet Divanı, 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idamlarına oy birliğiyle karar verildi.

Menderes ve bakanlar asıldı, cunta kazandı...

ADNAN MENDERES KİMDİR?

Türk siyasetinin önemli isimlerinden Adnan Menderes, 1899’da Aydın’da dünyaya geldi. Babası İzmirli Katipzade ailesinden İbrahim Ethem, annesi Aydın’ın büyük toprak sahibi Hacıalipaşazadeler’den Tevfika Hanım’dı. Adnan Menderes, Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi üzerine kurulan Ay-Yıldız direniş örgütünün liderleri arasında yer aldı.

Kurtuluş Savaşı sırasında gösterdiği başarıdan ötürü İstiklal Madalyası’yla onurlandırıldı. Menderes, 1929’da İzmir’in tanınmış ailelerinden Evliyazadelerin kızı Fatma Berrin Hanım’la hayatını birleştirdi. Bu evlilikten Yüksel, Mutlu ve Aydın adlarını taşıyan çocukları dünyaya geldi.

SİYASETE İLK ADIM

Adnan Menderes damgasını vuracağı siyaset dünyasına ilk adımını, 1930’da Fethi Okyar’ın kurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’yla attı. Aydın il başkanlığını yaptığı partinin kısa süre sonra feshedilmesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi’ne girdi.

Menderes, Aydın ziyareti sırasında Atatürk’le tanışma fırsatı buldu. Atatürk’le gerçekleştirdiği sohbet belki de hayatının akışını değiştirdi. 1931 seçimlerinde aday olmadığı halde milletvekili seçildi. Sonradan, kendisini aday listesine koyanın Atatürk olduğunu öğrendi. CHP’de dört dönem boyunca milletvekilliği yaptı. Bu süreçte bir yandan da eğitimine devam ederek Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.


DEMOKRAT PARTİ İLE İKTİDAR OLDU

Menderes’in siyaset sahnesinde öne çıkması 1945’te Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu’nun Meclis’te görüşülmesiyle oldu. Çok geçmeden parti içi muhalefetin öncülerinden biri oldu. Menderes’in siyaset hayatındaki dönüm noktalarından biri, 7 Haziran 1945’te partiye sunulan ve “Dörtlü Takrir” olarak anılan önergeydi.

Demokratikleşme için yasalarda ve parti yönetiminde değişiklikler yapılmasını içeren önerge CHP Parti Meclisi tarafından reddedildi. Önergenin altında imzası bulunan Menderes ve iki arkadaşı partiden uzaklaştırıldı. Yine önergede imzası bulunan isimlerden Celal Bayar ise hem milletvekilliğinden hem de partiden istifa etti.

Adnan Menderes için asıl süreç bundan sonra başladı. “Dörtlü Takrir” önergesi nedeniyle CHP’den kopan Celal Bayar, Fuat Köprülü ve Refik Koraltan’la birlikte 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurdu. Dört yıl sonra yapılan seçimler, parti için tam bir zaferdi. Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimlerinde yüzde 53 oy aldı. Seçimin ardından Celal Bayar da Cumhurbaşkanı oldu. 22 Mayıs 1950, Menderes’in Başbakanlık koltuğundaki ilk günüydü. Böylece 10 yıl sürecek DP iktidarı resmen başladı.


DEĞİŞİM YILLARI

Adnan Menderes parti örgütüne hakim kişiliğinin yanı sıra halkla iç içe bir siyasetçi portresi çizerek öne çıktı. On yılık iktidarı süresinde önemli değişimlere imza attı. Bunlardan biri tarım alanında gerçekleşen makineleşmeydi. Karayollarının yapımına hız vermesi, yeni sanayi tesislerinin kurulması ve barajlar öne çıkan icraatları oldu. Böylece ülke kalkınma sürecine girdi.

Yine bu dönemde dış politikada da önemli gelişmeler yaşandı. Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi ve NATO üyeliği Menderes dönemine gerçekleşti. Bu icraatlar, 1954 seçimlerinde Demokrat Parti’yi daha da güçlendirerek oy oranının yüzde 56’ya çıkmasını sağladı. Demokrat Parti artık milletvekili sandalyelerinin yüzde 93’üne sahipti.



6-7 EYLÜL OLAYLARI

1950’lerin ortasında siyasetin en önemli gündem maddelerinden biri Kıbrıs’tı. Londra Konferansı sırasında Kıbrıslı Rumların kurduğu EOKA örgütü, Türklere karşı saldırılar başlattı. Adadaki olaylar, Türkiye’de büyük tepki yarattı. Tam da o günlerde, Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bombalandığı yalanı kulaktan kulağa yayıldı.

Bu haber üzerine İstanbul'da yaşayan gayrimüslimler bir anda hedef haline geldi. 6 Eylül 1955 günü başlayan olaylar iki gün boyunca devam etti. Gayrimüslimlere ait evler, işyerleri ve ibadethaneler büyük zarar gördü.

1957 seçimlerinde Demokrat Parti, ilk kez oy kaybı yaşasa da iktidarı bırakmadı. Ama seçimlerden sonra tansiyon hiç düşmedi. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün çıktığı yurt gezilerinde saldırıya uğraması ve üniversite öğrencilerinin eylemleri birbirini izledi. Öyle ki İstanbul ve Ankara’da tırmanan olaylar nedeniyle sıkıyönetim ilan edildi.

ADNAN MENDERES’İN MUCİZE KURTULUŞU

Adnan Menderes için 1959 yılı Şubat ayında mucizevi bir olay yaşandı. Ankara’dan havalanan uçağı, Londra’da inişine hazırlandığında işler ters gitti. Sisler içinde ilerleyen uçak, kuleyle telsiz irtibatının kopmasından kısa süre sonra yere çakıldı. Menderes, şans eseri kazayı hafif yaralarla atlattı.

Takvimler 17 Şubat 1959’u gösteriyordu. Adnan Menderes ve beraberindeki heyet Kıbrıs görüşmeleri için Londra’ya hareket etti. Menderes’in uçağı, Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan kalkış yaptı. Viscount tipi dört motorlu “Sev” isimli uçakta 8’i mürettebat 24 kişi vardı.

Uçağın yakıtı, uzun Londra yolculuğu için yeterli değildi. Bu nedenle İtalya’nın başkenti Roma’da yakıt ikmali yaptıktan sonra tekrar havalandılar. İniş için planlanan adres Heathrow Havaalanı’ydı. Ancak yoğun sis nedeniyle Heathrow’a iniş izni verilmedi.

Bunun üzerine uçak rotasını Gatwick Havaalanı’na çevirdi. Ne var ki yoğun sis Gatwick Havaalanı’nda da etkiliydi. Sis içerisindeki yolculuk hayli zorluydu. Derken havaalanına ulaşmaya 5 kilometre kala olanlar oldu. Önce kuleyle telsiz irtibatı kesildi. Ardından uçak kontrolden çıktı. Menderes’in uçağı Surrey bölgesindeki Newdigate Köyü yakınlarında yere çakıldı. O sırada saatler tam 16.58’i gösteriyordu. Uçak yere düştükten sonra sürüklenmeye devam etti. Sürüklenme sırasında iki kanadı birden koptu. Üstüne, bir de ters döndü. Sürüklenme 250 metre boyunca devam etti.

Kazada aralarında bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu 14 kişi yaşamını yitirirdi. Basın-Yayın ve Turizm Bakanı Server Somuncuoğlu, Başbakanlık Özel Kalem Müdürü Muzaffer Ersü ve Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şerif Arzık kazada hayatını kaybeden isimler arasındaydı. Menderes’in ayağı uçağın yarılan tabanına sıkışmıştı. Yardım bekleyen Başbakanın imdadına Demokrat Parti Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade yetişti. Menderes, Kadızade’nin yardımıyla uçaktan çıkmayı başardı.

Uçak kazası çevredeki bazı köylüler tarafından görülmüştü. Çok geçmeden soluğu, uçağın düştüğü yerde aldılar. Margaret ve Anthony Bailey çifti de onlar arasındaydı. İki İngiliz, Başbakan Adnan Menderes ve iki arkadaşını hemen evlerine götürerek ilk müdahaleyi yaptı. İngiliz çift, pansuman yaptıkları sırada yardım ettikleri kişinin Başbakan Menderes olduğunu öğrendi.

Kazadan hafif yaralarla kurtulan Başbakan Menderes, hemen Londra’da bir klinikte tedavi altına alındı. Dönemin İngiltere Başbakanı Harold Macmillan ve Yunanistan Başbakanı Constantine Karamanlis, Menderes’i hastanede ziyaret etti. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth de Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği ile temas kurdu ve Menderes’in sağlığıyla ilgili yakından ilgilendi. Olay İngiliz basınında geniş yankı uyandırdı. İngiltere gündeminin ilk sırasına uçak kazası yerleşti. Ertesi gün yayımlanan her gazetenin manşetinde uçak kazası yer alıyordu. Başbakan Menderes geçirdiği büyük kazaya rağmen Kıbrıs görüşmelerini ertelemedi. Klinikteki hasta yatağında Londra Anlaşması’nı imzaladı. İyileştikten sonra yurda dönen Menderes, İstanbul’da büyük bir coşkuyla karşılandı.

KAZA KULİSLERDE BÖYLE YORUMLANDI...

 Menderes'in hayatının en ilgi çekici noktalarından biri olan bu uçak kazası o dönemlerde halkın ilgisini yitirmiş olan Menderes'in çevresinde bir sevgi seli, bir popülarite yarattı. Londra dönüşü havaalanında kendisini  ezeli muhalifi İsmet İnönü karşıladı, hararetle geçmiş olsun dileklerini belirtti hatta. Sevgi selinin de ötesinde, bu yarı mucizevi kurtuluş: Menderes'in tanrı'nın elçisi, insanüstü, mistik bir varlık olduğu gibi sözler aldı yürüdü. Kaza kulislere böyle yansımış olsa da Menderes, bu kazadan yaklaşık 2 buçuk yıl sonra asılarak infaz edildi. 

27 MAYIS DARBESİ

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki cunta, 27 Mayıs 1960’ta yönetime el koydu. Darbe gerekçesi olarak da “Demokrat Parti’nin ülkeyi baskı rejimine ve kardeş kavgasına götürdüğü” iddiası ileri sürüldü.

Başbakan Adnan Menderes, darbe sırasında Kütahya’daydı. Albay Muhsin Batur tarafından gözaltına alınarak Ankara’ya götürüldü. Ardından tutuklandı ve Yassıada günleri başladı. Menderes ve Demokrat Partili arkadaşlarının yargılanmalarına 14 Ekim 1960’da, Yassıada’da başlandı.

Yargı süreci 15 Eylül 1961’de tamamlandı. Askeri savcı, 592 sanıktan 288’i için idam istedi. Yüksek Adalet Divanı 15 sanığın idamına karar verdi. Cumhurbaşkanı Celal Bayar hakkındaki karar, yaş haddi nedeniyle müebbet hapis cezasına çevrildi.

Ancak idam verilen 15 kişiden üçünün cezası infaz edildi. Önce Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de idam edildi. Peşinden bir gün sonra, 17 Eylül 1961 günü Başbakan Adnan Menderes, İmralı Adası’nda darağacına çıkarıldı.

11 Nisan 1990’da TBMM tarafından kabul edilen kanunla Adnan Menderes ve arkadaşlarına itibarları iade edildi. Ardından her üç devlet adamının naaşları, İmralı’dan alınarak devlet töreniyle Vatan Caddesi’nde yapılan anıt mezara taşındı.



AK Parti E. Genel Başkan Yardımcısı, 24. 25. 26 Dönem AK Parti Manisa Milletvekili, tecrübeli siyasetçi Doç. Dr. Selçuk Özdağ, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından 17 Eylül 1961’de idam edilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanlarından Adnan Menderes ve arkadaşları Dönemin Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı yaptığı açıklama ile andı.

 Özdağ Başvekil Adnan Menderes ve arkadaşlarının demokrasi kahramanı olduğunu kaydettiği açıklamasında, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanlarından Adnan Menderes düşüncesi ve fikirleriyle bugünümüze yön veren, geleceğimize ışık tutan bir idoldü. Menderes ve arkadaşları rahmetle, minnetle anılırken onları idam edenler cuntacılarla, vesayetçiler milletimiz tarafından lanetle anılmaya devam ediyorlar" ifadelerine yer verdi.

1946 yılında çok partili döneme geçildiğinde Demokrat Partinin kurulduğunu ifade eden Özdağ, “O dönemde açık oy gizli tasnif yapılarak Türk siyaset hayatının en büyük ayıplarından birisi işlenmiştir. Demokrasilerde gizli oy açık tasnif yapılır. 1950 yılında Adnan Menderes’in Genel Başkanlığında Demokrat Parti iktidara geldiğinde ‘Yeter söz milletindir’ dedi. Menderes ve arkadaşları 10 yıl büyük hizmetler yaptılar. Ülkeleri ve milleti adına çok güzel işler başardılar. Bu başarının karşısında cuntacılar, darbeciler yine rahat durmadı 1960 yılında darbe yaptılar. Bir gece baskınıyla Başbakanı derdest ettiler. Genel Kurmay Başkanının evini askeri öğrenciler kırarak açtılar. Genelkurmay başkanının yüzbaşıya teslim ettiler. Meclis başkanını alıp Kayseri cezaevine koydular. Orada onbaşı tekin diye itham ettiler. Hanımı Demokrat Partinin milletvekiliydi orada kendisine ağza alınmayacak ifadelerde bulundular. Tüm bu olaylar yaşanırken Adnan Menderes cezaevinden ‘bir çıksam buradan’ diye sesleniyordu. “Bir çıksam Çine çayının oraya gideceğim. Söğüt ağaçlarının altında yatacağım. Deliksiz ve derin bir uykuya dalacağım” diyordu. 

Menderes cezaevinden çıkamadı. Ve Çine çayının orada deliksiz ve derin bir uykuya yatamadı. O idam sehpasına gönderildi. İdam sehpasına da dövülerek, tahrik edilerek, hakaret edilerek gönderildi. Ben buradan Menderes’e sesleniyor ve diyorum ki ‘Menderes rahat uyu. Menderes biziz’  Adnan Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyor, tüm darbelere ve vesayetçiliğe meydan okuyoruz. Millet iradesinin üzerinde hiçbir irade yoktur. Demokrasiyi ve Cumhuriyeti yaşatmaya devam edeceğiz” görüşlerine yer verdi.


Kaynak: TRT Haber/enpolitik/sabah

haber: enpolitik/ Melek S. Tunç

http://www.enpolitik.com/haber/316151/demokrasinin-idami-adnan-menderesin-idaminin-uzerinden-58-yil-gecti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*